| Moliere |
|
Eserleri:
Eserlerinden Seçmeler: Gülünç Kibarlar: Sosyetenin kibar davranışlarına özenen taşralı iki genç kızı konu alan bir oyundur. Moliere bu oyunda, toplumsal kuralların gerektirdiği yüzeysel kibarlıkla, bilinçaltında yatan içgüdüsel davranış arasındaki uyumsuzluğun yarattığı gülünçlüğe dikkat çekmiştir Don Juan: Don Juan, aristokratik bağımsızlık ilkesini, hiçbir borç ya da yükümlülük tanımamak ve Tanrı'yı da hiçe saymak noktasına vardırır Ama herkesin kendisine karşı yükümlülüklerini yerine getirmesini de istemekten geri kalmaz. Uşağı Sganarelle ise gerçekçiliği, dindarlığı ve ürkekliğiyle her bakımdan efendisinin tersidir Moliere bu eserde, kahramanlar üzerinden, toplumdaki ikiyüzlülüğü eleştirir. Kadınlar Okulu: Bu oyun, kadınlardan çekinen ve bu yüzden de saf, gözü açılmamış bir genç kızla evlenerek onu kendi ilkeleri doğrultusunda yönetmek isteyen bir erkeği konu alır. Oyunun sonunda adam, genç eşine âşık olur ama aşkını dile getirmeyi ve kadınlara sevgiyle yaklaşmayı bilmediğinden gülünç durumlara düşer. Tartuffe: Bu oyunda, zengin bir adam olan Oregon, dindar görünümlü bir kişi olan Tartuffe'ü bir tür danışmanlık ve eğitmenlik göreviyle evine alır Bütün mal varlığını ona verir Hatta kızını onunla evlendirmek ister. Ancak sahtekâr biri olan Tartuffe, Oregon'un karısına âşık olur Oregon, gerçekleri öğrendiğinde Tartuffe tutuklanır. Cimri: Oyun, şiiri andıran bir düz yazıyla yazılmıştır Geleneksel komedinin bütün kalıplarının dönüşüme uğratılarak kullanıldığı bu oyun, çok cimri biri olan Harpagon ve onun ailesi etrafında döner. Harpagon'un para tutkusu, oyunun bazı sahnelerinde gaddarlık, patolojik bir yalnızlık, hatta açıkça çılgınlık noktasına varır. Oyun 17. yüzyıldaki Parisli bir burjuva ailesinin ve döneminin ahlak anlayışını gözler önüne serer. Yorumlar (0)
![]() Yorum yaz
|










Fransız edebiyatının en büyük komedi yazarı olan Moliere, Klasisizmin temsilcilerindendir. Oyunları birçok dile çevrilmiş ve dünyanın çeşitli ülkelerinde defalarca oynanmıştır. Babası kralın mobilya döşemecisi olan Moliere, tiyatroya ilgi duyduğu için küçük yaşta sahne hayatına atılmıştır. Seyyar tiyatrolarla ülkeyi dolaşmıştır. Paris’e döndüğünde artık onun için en verimli dönem başlamıştır. Kendi kurduğu tiyatronun hem müdürü hem oyuncusu hem de oyun yazarı olmuştur. Moliere, kendi kumpanyasına katılan bir aktörün kızıyla evlenir. Bu evlilikten umduğu mutluluğu bulamaz. Hatta bu evlilik ona mutluluk yerine üzüntü getirir. Halk, onun evliliği hakkında dedikodular çıkarır. Çevresindekiler tarafından sürekli eleştirilir. Moliere ise bu eleştirilere, dedikodulara eser yazarak cevap vermeye çalışır. Ancak sonunda yorgun düşer. Kendi oyununu oynadığı sırada sahnede fenalık geçirir. Halk, onun gerçekten rol yaptığını düşünür ne var ki aslında Moliere’in ölümüne tanık oluyorlardır. Klasik dönem komedi yazarı Moliere’in en önemli başarısı, yaşadığı dönemde komediyi, günlük hayatın içine çekmesi ve yaşanan sorunlara duyarlı bir hale getirmesi olmuştur. Karakterlerini de hep günlük yaşamda kolaylıkla rastlanır tiplerden seçmiştir. O, bütün yanlışların, kusurların ve sorunların güldürü yoluyla düzeltilebileceğine inanmıştır. Moliere, sadece zamanının gülünç taraflarını, küçüklüklerini anlatmakla kalmamış, daha genel karakterler çizmiş, yaşamla ilgili görüşlerini başyapıtlar halinde ortaya koymuştur. Her dönemde, her toplumda karşılaşılabilecek insanları derinliğine anlatmıştır. Moliere’in bu tutumu, oyunlarının birçok dile çevrilip o dillerin konuşulduğu ülkelerde sahnelenmesinde etkili olmuştur. 
