Nasıl Kompozisyon Yazabilirim?

Giriş bölümünde; konuya genel bir başlangıç yapılır, giriş bölümünü okuyan biri gelişmede nelerden bahsedebileceğimizi anlayabilmelidir, bu bölümde örnek…

LYS Edebiyat Deneme - 1

1. Belki haziranda mavi benekli çocuksun Ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor Bir şilep sızıyor ıssız gözlerinden Belki Yeşilköy'de uçağa biniyorsun Bütün…

Paragraf Konu Testi - 2 (8. Sınıf)

Atatürk'ün Nutuk'unu okumak, hem de birkaç kez okumak gerekir. Onu 15 Mayıs 1919'da İzmir'e çıkan düşmanla kimlerin işbirliği yaptığını, kimlerin vatana ihanet…

Şiir ve Zihniyet

Zihniyet denildiği zaman aklımıza bir dönemin, sosyal ve siyasî olayları, kültürü sanat zevki, insanlar arası ilişkileri bilimsel ve teknik düzeyi sürdürülen…

Yargılar Arası İlişkiler
Makale İçeriği
Yargılar Arası İlişkiler
Koşul - Sonuç İlişkisi
Neden - Sonuç İlişkisi
Gerekçe
Amaç - Sonuç İlişkisi
Benzetme İlişkisi
Karşılaştırma İlişkisi
Benzerlik İlişkisi
Tüm Sayfalar

Kimi zaman bileşik yapılı cümlelerde, kimi zaman sıralı ya da bağlı cümlelerde, kimi zaman da bağımsız cümleler arasında (bir paragraf içinde) mantıksal ilişkiler oluşur. Bu ilişkilerin adlandırılması, cümlelerin ve paragrafın anlaşılmasını kolaylaştırır. Mantıksal ilişki içermeyen "bileşik, sıralı, bağlı cümleler ya da paragraflar" oluşturulamaz.

Örneğin;

  • Ali hastaydı ve sanatçı toplumun sözcüsü olmalı... yargıları mantıksal ilişki içermediklerinden birbirine bağlanamaz.
  • Çok akıllı olduğundan midesi bulanmıştı.
  • O gün ders çalışıyorduk. Bir kelebek suya düştü. Yoksul adam sokakta yatmaya başladı. Kırlangıç, bir böceği yakaladı.

Oysa;

  • Yağmur başlamıştı. Kedi yavrusu ıslandı. Aysel, kedi yavrusuna acıdı. Kucağına aldı. Eve götürüp kuruladı. Karnını doyurup onunla oynamaya başladı.
  • Ali hastaydı. İki üç gün evden çıkmadı. Yapılacak en iyi iş kitap okumak, dedi. "Sanata Bakış" adlı bir kitabı okumaya başladı. Bir cümle ilgisini çok çekmişti: "Sanatçı toplumun sözcüsü olmalı."

Bu paragrafta altı çizili cümleler arasında doğrudan bir ilişki kurulamıyor. Araya mutlaka başka cümlelerin (yargıların) girmesi gerekiyor. Ancak o zaman mantıksal bir bağ kurulabiliyor. Sonuç olarak, bileşik, sıralı, bağlı cümleleri ya da bir paragrafı oluşturmak için yargılar arasındaki ilişkilerin iyi bilinmesi gerekir.


1. Koşul-Sonuç İlişkisi

Bir olgunun gerçekleşebilmesi için başka bir olgunun gerçekleşme zorunluluğuna "koşul-sonuç ilişkisi" denir.

Koşul-sonuç ilişkisinde iki yargının da henüz başlamamış olması gerekir. Bu cümlelerde cümle vurgusu (asıl iletilmek istenen), koşul bölümündedir.

Örnekler:

  • Yarın gelirsen oraya birlikte gideriz.
       Koşul (-)                     Sonuç (-)

"-"  henüz başlamayan yargıyı; "+" ise sona ermiş yargıyı gösterir.

  • Bu yıl yağmur yağarsa çiftçinin yüzü güler.
          Koşul (-)                               Sonuç (-)
  • Mantıklı ol ki sana kızmasın.
           Koşul (-)                  Sonuç (-)
  • Yalın anlatımı yeğleyen sanatçılar kalıcı olur.
           Koşul (-)                             Sonuç (-)

Koşul-sonuç ilişkisi; farklı sözcük ve eklerle oluşturulabilir:

  • Git; ama gecikme. (Git; gecikme)
  • Gelsin ki ne istediğini bilelim.
  • Çalıştın mı başarırsın.
  • İyi anlatırsan sana inanır.
  • Çık iyi çalış da başarılı ol.
  • Çok okumayan insan duyarlı olamaz.
  • Çalışacağına söz ver, sinemaya git.
  • Herkesçe sevilebilirsin, yeter ki iyi niyetli ol.

Koşul- sonuç içeren cümlelerin konusu:

Koşul-sonuç ilişkisi içeren cümlelerin konusunu bulmak için koşul bölümünü soruya çevirmek (yani onları tersten okumak) gerekir.

Örnekler:

  • Bir yazar halktan yana olursa kalıcı olur.

Konu: Bir yazarın kalıcı olmasının koşulu

  • Seni desteklerim; ama onlara iyi davranırsan

Konu:  Söz söyleyen kişiyi desteklemenin koşulu
 

NOT: Koşul cümleleri genellikle "-se, -sa" ekleriyle yapılmaktadır; ancak değişik biçimlerde de söylenebilir.

  • Bu kafayı değiştirmedikçe adam olamazsın.
  • Doğruyu söyle de kurtul.
  • Arabamı alabilirsin; ama hızlı kullanmak yok.
  • Bir hafta sonra vermek üzere benden para aldı.
  • Trene binmeden treni anlatamazsın.

2. Neden-Sonuç İlişkisi

Sona ermiş bir yargının yapılma ya da yapılmama gerekçesine "neden-sonuç ilişkisi" denir. Bu ilişkide iki yargının da bitmiş olması gerekir. İki yargı arasında "+,+" ilişkisi vardır.                                                   
 

Örnekler:

  • Az çalıştığı için konuları karıştırmış.
           neden (+)         sonuç (+)
  • Kitaplaştırabilirim diye bazı yazıları saklıyorum.
  • Ben yârime gül demem Gülün ömrü az olur.
  • Güzele gönül verme Ayrılması güç olur.
  • Yoğun kar yüzünden okullar tatil edildi.
  • Okurun beklentilerini dikkate almadığı için kısa zamanda unutuldu.
  • Trafiğin sıkışık olması işe geç kalmamıza yol açtı.
  • İşler bitmediği için tatile çıkamadık.
  • Unutkanlığı yüzünden havaalanından geri dönmek zorunda kalmış.
  • İşlerin sıkışıklığından dolayı ne tiyatroya gidebiliyorum, ne sinemaya.
  • Ağaçların dallan fırtınadan kırılmış.
  • Dün gece ince giyindiğinden çok üşümüş.
  • Gecikmesinden ötürü çocuğa çok kızdılar.
  • Yemeği çok beğendi; tok olduğu halde iki tabak yedi. (Yemeği beğendiği için iki tabak yemek yedi.)
  • Adresi bilmiyorduk; evi bulmak için çok uğraştık. (Adresi bilmediğimiz için evi bulmak için çok uğraştık.)

 

NOT: Neden-sonuç cümleleri, genellikle "-diği için" kalıbı ile yapılır; ancak değişik biçimlerde de söylenebilir.

  • Susuzluktan dudaklarım çatladı.
  • Senin yüzünden otobüsü kaçırdım.
  • Onu aramadım diye bana küsmüş.
  • İşe gecikince işten kovulmuş. 

Örnek: İlk insan, karlarla kaplı bir yerde tiril tiril titriyordu. Etrafında kar üstünde oynaşan tilkileri gördü. Şaşkınlıkla izledi onları. Sonra 'neden üşümüyor' bunlar diye düşündü. Anladı ki kürkleri onları üşümekten alıkoyuyor. Birkaçını öldürdü. Postlarını soydu kendi büründü o postlara. Şimdi o da karlarda yuvarlanıyordu neşeyle.


İlk insan her yer karlarla kaplı olduğu için üşüyordu. Kar üstünde oynaşan tilkileri gördü. Neden üşümediklerini düşündü. Onların kürkleri olduğu için üşümediklerini anladı. Kürklerine sarınmak için tilkilerin birkaçını öldürüp postlarını giydi. Postu giydiği için şimdi üşümüyordu. Üşümediği için de karların üstünde neşe içinde yuvarlanıyordu.



3. Gerekçe

 

Bir durumun ya da sonucun olmasını gerektiren nedendir.

Gerekçeden söz edilebilmesi için ortada bir sonucun, durumun bulunması gerekir.

  • Evden dışarı çıkacak vaktim yok.
  • Bugün çok yoruldum.
  • Hafta sonu sizinle pikniğe gidemeyeceğiz.
  • Bu yıl bazı bölgelerde kuraklık olabilir.

Yukarıdaki cümlelerde mevcut bir durum söz konusu. Dört cümle de birer gerekçe gerektiriyor. Gerekçe bildiren cümleler, başına "çünkü" bağlacı getirilerek okunabilir.

"Hafta sonu sizinle pikniğe gidemeyeceğiz; İzmir'den amcamlar geliyor."


Pikniğe gidememenin gerekçesi İzmir'den misafir gelecek olmasıdır.

ÖSS'de "gerekçe" ile ilgili sorular sorulmaktadır. Bu sorularda "Hangi cümlede yargı gerekçesiyle birlikte verilmiştir?" ya da "Numaralanmış cümlelerden hangisi kendinden önceki yargının gerekçesi durumundadır?" kalıbı kullanılmaktadır.

Yukarıda verdiğimiz örnek cümleler için gerekçeler yazalım:

 

  • Evden dışarı çıkacak vaktim yok; yarına yetiştirmem gereken ödevlerim var.
  • Bugün çok yoruldum;  sabahtan akşama kadar hiç oturmadan çalıştım.
  • Bu yıl bazı bölgelerde kuraklık olabilir; bahar aylarında neredeyse hiç yağmur yağmadı.

Yukarıda da belirtildiği gibi "gerekçe" ile ilgili sorularda "çünkü"den yararlanılabilir. "Numaralanmış cümlelerden hangisi kendinden önceki yargının gerekçesidir?" ifadesiyle sorulan sorularda gerekçe olabileceğini düşündüğünüz cümlelerin başına "çünkü" getirerek o cümlenin gerekçe olup olamayacağını anlayabilirsiniz:

  • Biraz acele etmeliyiz, (çünkü) Uçağın kalkmasına bir saat kaldı.

"Gerekçe" cümleleri ile "neden-sonuç ilişkisi" olan cümleleri birbirine karıştırmayın. "Neden-sonuç ilişkisinde" önce bir neden, sonra bu nedene bağlı ortaya çıkan bir sonuç vardır.

  • Havalar ısındı; okullarda devamsızlıklar arttı. (Neden-sonuç)

Neden-sonuç ilişkisi olan cümlelerde mutlaka sona ermiş, ortaya çıkmış bir durum vardır.

Gerekçe bildiren cümlelerde önce bir durum, olgu vardır, daha sonra gerekçe yer alır.

  • Bir saatte Kadıköy’e gidemeyiz;  bu saatte trafik sıkışıktır.    

"... hangisinde yargı gerekçesiyle birlikte verilmiştir?" kalıbıyla sorulan sorularda mutlaka sonuçlanmış bir durum olması gerekmez, belli bir yargı olması yeterlidir.

  • Öğle saatlerinde dışarı çıkmayın; hava çok sıcak.

Bu cümlede sonuçlanmış bir iş, durum yoktur.



4. Amaç-Sonuç İlişkisi

Bir amaca ulaşmak için ne yapılması gerektiğini bildiren yargılardır. Bu yargılardan biri (sonuç) gerçekleşmiş (+), diğeri henüz gerçekleşmemiş  (-) yargıdır. Bu tür ilişkiyi en kolay anlama yolu, iki yargı arasına giren "için, dolayı, ötürü" gibi ilgeçlerin yerine "amacıyla" sözü getirmektir.


Örnekler:

 

  • Onlar bizi görmek için gelmişler.
     Amaç (-)                    sonuç (+)
  • Başarılı olmak için planlı çalışıyor.
       Amaç (-)                    sonuç (+)
  • Yazar, çok okunmak için yalın anlatımı yeğlemiş.
               Amaç (-)                         Sonuç (+)
  • Yeni biçimler deniyordu; çünkü insanları etkilemek istiyordu.
           Sonuç (+)                                        Amaç (-)

Paragraf oluşumunda amaç-sonuç cümlelerinin önemli bir yeri vardır.

Örnek: M. Kemal, ulusun egemen olabilmesi için tam bağımsızlık görüşünü savunuyordu. Sonunda bu isteğine ulaştı da. Kurtuluş Savaşı yıllarında bu düşünü gerçekleştirmek için tüm dünyaya mesajlar vermişti. Bu mesajların özünde kapitülasyonların kaldırılması vardı. Lozan'da bunu elde edebilmek için heyet üyeleriyle günlerce çalışmıştı.

NOT: Amaç cümlesi,   genellikle   "-mek için"   kalıbıyla yapılır; ancak değişik biçimlerde de söylenebilir.

  • Türkiye AB'ye girmek için yıllardır uğraşıyor.
  • Dün akşam kız görmeye gitmişler.
  • Para biriktirmek amacıyla işe girdi.
  • Müjdeyi vermek üzere komşulara koştu.

5. Benzetme İlişkisi

Aralarında benzerlikler bulunan iki şeyden, benzerlikçe zayıf olanın güçlü olana yakıştırılmasına  "benzetme" denir. Benzetmelerde üzerinde asıl durulan yani iletilmek istenen "benzeyen" dir.    

Benzetme ilişkisi kimi zaman dört, kimi zaman üç, kimi zaman iki, kimi zaman da tek öğeyle yapılır.  

Örnekler:

 

  • Promete gibi kendini insanlığa adamış, özverili bir insandı. (Dört öğeli benzetme)
  • Tekne bir ceviz kabuğu gibiydi koca denizde. (Üç öğeli benzetme)
  • Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda? (Teşbih-i beliğ)
  • Aslanlar, sınırlarımızı beklediği için huzur içindeyiz.( Açık eğretileme)
  • Deniz eski bir masalı anlatıyordu. (Kapalı eğretileme)
  • Karnemi gören babam, birden kükremeye başladı. (Kapalı eğretileme)
     

Bir benzetme ilişkisi, kimi zaman tüm bir paragrafı kapsayabilir.

Örnek:

Kanser, sinsi bir hastalıktır. Teşhisi zor; ama yayılma hızı çok büyüktür.

Anlaşılıncaya dek vücuda ölüm ağlarını gerer. Teşhisinden sonra ise çok yavaş geriler. Günümüzde çok az türü tedavi edilebilmektedir. Dogmatizm de böyle. (Kanser, benzetilen; dogmatizm, benzeyendir.)

(Benzeyen ile benzetilen arasında kalan bölüm ise benzetme yönüdür.) Bu ilişkide konu şöyle bulunur: A ile B'nin ortak yanı


6.  Karşılaştırma İlişkisi

Aralarında benzerlik bulunan iki şeyden birinin bir yönüyle üstün ya da farklı yanının ortaya kon-masına "karşılaştırma" denir.

Karşılaştırmada konu şöyle bulunur: A'nın B'den farkı (üstün yanı)

Karşılaştırma ilişkisinde iletilmek istenen bu farklı ya da üstün yandır.
 

Örnekler:

 

  • Reşat Nuri, çağdaşlarından daha duyarlı bir yazardır.
  • Peyami Safa başka insanların ruhsal durumunu yansıttığından Mehmet Rauf'tan daha çok okunmuştur.
  • Şiirin gerçeği düzyazıya çevrilemez.
  • Ulusal kahramanlar sadece kendi uluslarının, bilim kahramanları ise tüm insanlığın kahramanlarıdır.
  • Mehtap, doğadaki çirkinlikleri yok ettiğinden gün ışığından daha etkileyicidir. Bu ilişki, bir paragrafta da yapılabilir.
  • Şimdiye kadar okuduğum hiçbir öyküyü bu öykü kadar beğenmedim.
  • Kardeşim derslerine çok çalışır,  ben ise az çalışırım.
  • Romanda olaylar öyküye göre daha geniş açıdan ele alınır.
  • Onun şiirleri, içinde bulunduğu dönemin en güzel şiirleridir.
  • Bu kadar güzel bir şehir görmedim.
  • Şiir; roman ve öyküye göre daha çok ilgi görmektedir.
  • Buğra, en az senin kadar iyi satranç oynar.
  • Bu Dünya Kupası'nda 2002'ye göre daha güzel maç¬lar oynanıyor.
  • Bu bölgede incir kadar üzüm de üretilir.
  • Barış hepinizden cesur çıktı.
  • Bize göre siz daha şanslısınız.
  • Bu yıl yaz geçen yıla oranla daha serin geçiyor.

7. Benzerlik İlişkisi

Bu ilişki, benzetme ile karşılaştırma arasında bir ilişkidir. Benzetmenin bir öğesi benzerlik yönünden güçlü (benzetilen); diğer öğesi (benzeyen) ise güçsüzdür. Karşılaştırmada ise benzeyen ile benzetilenin farklı ya da üstün yanı belirtilir. Oysa benzerlikte iki öğe de benzerlik yönünden eşittir. Benzetmeye "+", karşılaştırmaya "-" dersek, benzerlik ilişkisini de "+-" demek gerekir. Bu bir tür eşitlik ilişkisidir.

Benzerlik ilişkisinde vurgulanan ortak özelliktir.

Örnekler:

 

  • Ali de Ahmet de çalışkandır,
  • Ahmet Mithat ile Hüseyin Rahmi halka seslenen ve üretken yazarlardır.
  • Portakal da soğan da "C" vitamini deposudur.
     
Yorumlar (2)Add Comment
0
...
yazar nnnn, Şubat 09, 2010
Ya süper burası... Her türlü aradığımı buldum. Kitap bile böyle değildi...
0
...
yazar adsız, Ocak 24, 2010
Çok güzel açıklamışsınız smilies/wink.gif

Yorum yaz
daha küçük | daha büyük

busy
 

Kayıt - Giriş



Bunlari Biliyor musunuz?

Divan edebiyatında kullanılan bir üslup. Terim, "Hint tarzı, Hint üslûbu" anlamına gelir. Türk edebiyatına XVII. İran şairlerinin etkisiyle girdi. Bu nedenle sebk-i isfahanı diye de bilinir. İran edebiyatına ise Hindistan'dan geçmiştir.
Pazar, 05/20/2012 18:36
Telif Hakkı © 2012 Open Source Matters. Tüm Hakları Saklıdır.
Joomla! GNU/GPL lisansı altında özgür bir yazılımdır.