Noktalama İşaretleri Uygulama - 1 (6. Sınıf)
LYS Edebiyat Tarama Testi - 3
Cümle Çeşitleri Konu Testi - 1
Milli Edebiyat Dönemi Roman ve Hikayelerin Genel Özellikleri
| Hüsn-i Talil (Güzel Neden Bulma) |
|
Bir olayın ya da olgunun gerçek etkilerini bir yana bırakıp onu hoşa gidecek bir nedenle açıklamaya hüsn-i talil denir. Şair bir olguyu gerçek nedeniyle açıklıyorsa hüsn-i talil olmaz. Mutlaka olayın başka bir nedenle açıklanması gerekir.
Örnekler: Saksıda ruhumun bütün yası var dizelerinde gonca, açılmamış veya açılmak üzere olan çiçektir. Goncanın solma nedeni ise genellikle susuz kalmasıdır. Ama şair bu geçek nedeni dikkate almayıp, goncanın solmasını kendince güzel bir nedene bağlamıştır: Benim derdimi öğrendiği için gonca soluyor.
Ateşten kızaran bir gül arar da Bu dizelerde suyun bahçeler arasında akması eğimle ilgilidir. Yukarıdan aşağı doğru belli bir eğimle akar su. Ama şair bu gerçek nedeni, suyun akmasını, daha güzel bir nedene bağlamıştır. Bu da susuz kalan bir gül bulup, ona su vermektir.
Toprak bir bakışınla kızıl renge büründü dizelerinde toprağın kırmızı olması, içindeki demir minerallerinin paslanmasından kaynaklanmaktadır. Bu, topraktaki kızıllığın gerçek nedenidir. Şair ise bu kızıllığa, farklı bir neden yüklemiştir. Bu da sevgilinin o yakıcı bakışlarının toprağı kızıl hale getirmesidir. İkinci dizede de bir hüsn-i ta’lil vardır. Bildiğiniz gibi yıldızlar gündüz pek görünmez. Bu, güneş ışınlarının havada yansımasından kaynaklanır. Sabah güneş doğarken ve akşam batarken yansıma azaldığı için yıldızlar hafif hafif görünür. İşte şair bu doğa olayını, kendince güzel bir nedene bağlamıştır: Sevgili ile dost olmak için yıldızlar gündüz de görünür.
Hurşide baksa gözleri halkın dola gelir Dizelerin anlamı: Güneşe bakınca halkın gözleri yaşarır; çünkü akla o ay yüzlü sevgili gelir. Gün içinde güneşin ışıkları çok parlak olduğundan insanlar çıplak gözle güneşe bakamaz. Baksa bile biraz sonra parlak ışığın etkisi ile gözleri yaşarır. Bu doğal bir olaydır. İşte şair bu gerçek olayı (gözlerin yaşarması) farklı bir nedene bağlayarak hüsn-i ta’lil yapmıştır: Halkın güneşe baktığında gözlerinin yaşarması “sevgilinin” hatırlanmasına bağlanmıştır.
Gök masmavi bu sabah Gündüzleri gökyüzünün mavi olması doğal bir durumdur. Şair, bu durumu kendince güzel bir nedene bağlamıştır: İnsanların güzel şeyler düşünmesi.
Yemyeşil oluvermiş ağaçlar Ağaçlar bildiğiniz gibi baharla birlikte tekrar canlanır, çiçek açar ve yeşerir. Bu her yıl tekrar eden tabii bir durumdur. Kışın yaprakları dökülen, kupkuru hale dönen ağaçlar, baharın gelmesi ile tekrar eski güzelliklerine kavuşur. İşte şair, bu durumu güzel bir nedene bağlamış: Ağaçların bulutlara hayret etmesi.
Kadirini bilmeyenler alır eline Bu iki dizede hüsn-i talil yapılmıştır. Bildiğiniz gibi menekşe eğri bir bitkidir. Topraktan dik olarak çıkmaz. Çıktıktan sonra eğimli bir şekilde büyür, çiçeği de yere bakar. İşte şair bu doğal durumu, güzel bir nedene bağlayarak hüsn-i ta’lil yapmıştır: Kıymetini bilmeyenler eline aldığı için menekşenin boynu eğridir.
Güneş sevgilinin güzelliğini görüp utanıyor Yukarıdaki dizelerde de hüsn-i ta’lil yapılmıştır. Bildiğiniz gibi bulutlar hareketlidir, yer değiştirir. Bu hareketleri sırasında bazen güneşi kapatırlar. İşte şair, bu gerçek olayı, yeni ve güzel bir nedene bağlamıştır. Güneş, sevgilinin güzelliğini görmemek için bulutları başına çekiyor, diyerek şair, hüsn-i ta’lil yapmıştır.
O kadar çaldı ki yürekten Kaval, kamıştan yapılan bir müzik aletidir. Kamışın içindeki öz çıkarılarak yapılır. Şair kamışın içindeki bu özün çıkarılmasını güzel bir nedene bağlamıştır: Türküleri çok yürekten, içten çalması.
Yeni bir ülkede yem vermek için atlarına Akıncıların yeni ülkeler fethetme isteklerinin nedeni olarak, şair atlarına yeni bir ülkede yem vermek isteyişlerini gösteriyor. Oysa fetihlerin asıl amacı toprak kazanmaktır.
Sen yoksun hiçbir şey yok Şair, karanfil kokusunun, ağustos yıldızlarının sıcaklığının güneşin renginin olmayışını gerçekçi bir nedene değil de sevdiğinin yok oluşuna bağlıyor.
Müzeyyen oldı reyahin bezendi bağ-ı çemen Şair, “Bahçe, süslenmiş fesleğenlerle bezendi, meğer sevgili bu gece geleceğini bildirmiş.” diyor. Bahçenin süslenmesini sevgilinin geleceği haberine bağlıyor. Hâlbuki bahçenin güzellik kazanması mevsimle ilgilidir.
Çumra kanalının suları Beyşehir Gölünden çıkarken su rengindedir; Konya ovasında kan renginde. Siz buna, ovanın kırmızı toprağının rengidir diyeceksiniz; ben Dedemköylü Mehmet’le kardeşinin kanlarının rengidir diyeceğim. Konya ovasının ufukları mavi değil, sapsarıdır. Siz bunun rüzgârın kaldırdığı tozlardan böyle olduğunu söy-leyeceksiniz; ben Konya hapishanesinde yatan Zağar Mehmet in benzinin sarılığından diyeceğim. Sabahattin Ali Yazar, Çumra kanalının suları ile Konya ovası ufuklarının rengini kendince bir sebebe bağlıyor. Asıl sebepleri de parçada belirtmiş. Demek ki hüsn-i talil sanatı düzyazıda da görülebilir. Yorumlar (0)
![]() Yorum yaz
|










