Edebi Metinlerde Bakış Açıları
LYS Edebiyat Tarama Testi - 2
Paragraf Konu Testi - 2 (8. Sınıf)
Fiiller - Eylemler (8. Sınıf)
| Tecahül-i Arif (Bilmezlikten Gelme) |
|
Bir anlam inceliği yaratmak ya da nükte yapmak için, şairin, çok iyi bildiği bir şeyi bilmiyor görünerek söz söylemesine tecahül-i arif denir. Şair, tecahül-i arif yaparken çoğu kez mübalağa (abartma) ve istifham (soru sorma) sanatlarından yararlanır. Örnekler: Gökyüzün başka rengi de varmış Yukarıdaki dizelerde de şair tecahül-i arif yapmıştır. Gökyüzünün farklı renklerini, taşın sert olduğunu suyun insanı boğabileceğini, yine ateşin yakabileceğini elbette şair de biliyor. Ancak şair, kendisindeki ve çevresindeki birtakım değişiklikleri sonradan fark ettiğini anlatmak için bu yola başvurmuştur.
Şakaklarıma kar mı yağdı, ne var dizelerinde şair şakaklarına kar yağmadığını, şakaklarındaki beyazlıkların ağaran saçlarından kaynaklandığını biliyor aslında. Ama kendisindeki bu değişimi vurgulamak, artık gençliğinin elden gittiğini daha güzel bir şekilde anlatmak için bu yola başvurmuştur. Aynı şekilde ikinci dizede de şair tecahül-i arif yapmıştır. Çünkü şair “yüzün” kime ait olduğunu biliyor; ama yüzündeki değişime dikkati çekmek için bildiği halde bilmiyor gibi davranıyor.
Göz gördü gönül sevdi seni ey yüzü mahım Bu dizelerde şair, ay yüzlü sevgiliye âşık olmasında kendisinin bir günahı olmadığını söylüyor. Hatta “Kurbanın olam var mı benim bunda günahım” sözleri ile şair, sevdiğine âşık olmasında kendisinin suçu olmadığını söyleyerek tecahül-i arif yapıyor. Sevgiliye bakan, bu bakmanın etkisi ile ona âşık olan, onu seven kendisidir. Ama şair, bunu bilmezden gelerek sevdiğinin ne kadar etkileyici olduğunu anlatmaya çalışmıştır.
Eğilmiş arza kanar, muttasıl kanar güller Şair de biliyor ki sular yanmadı. Ama akşam güneş batarken, gü-neşin kızıl ışıklarının suya yansıması sonucu su yanmış gibi görünür. İşte sudaki bu ışık oyuna dikkati çekmek için şair, bilmezden gelip “Sular mı yandı?” ifadesini kullanmıştır. Son dizede şair te-cahül-i arif sanatına başvurmuştur.
Altında mı üstünde mi midir cennet-i âlâ Şair İstanbul’u övmek için yazdığı bu dizelerde “Altında mı üstünde midir güzel cennet/Doğrusu bu ne hoş durum, bu ne hoş su ve havadır” diyor. İstanbul’un güzelliğini böylece hem cennete benzeterek mübalağa ediyor hem de bildiği bir gerçeği (cennetin İstanbul’un altında ya da üstünde olamayacağını) bilmez görünüyor. Diğer Örnekler: Şimdi gerçek ey Safa yârimle hem sohbet miyim?
Bu eller miydi masallar arasından
Çördüklerim, cevizler, iğdelerim
Dün gece yoktu ki Yorumlar (0)
![]() Yorum yaz
|










