LYS Edebiyat Deneme - 1
Anlatım Bozuklukları Konu Testi - 2 (8. Sınıf)
Fiiller (Eylemler) Konu Testi - 1
Cümlenin Ögeleri (8. Sınıf)
| Anı Örneği - 1 |
|
AHMET HAŞİM Size önce Ahmet Haşim'in resmini çizeyim: Büyük, fırlak bir alın. Sonra yine bu alın kadar büyük, sağlam, ortası çukur, fırlak bir çene. Kaşlar, yukarı doğru çekilmiş, uçları biraz kırık iki şeytan çizgisi. Gözbebeklerinde altın, demir, bakır karışık bir maden parçasının bütün renk ışıklarını görürdünüz. Yüzü, taşkın bir neş'e, taşkın bir öfke, taşkm bir arzu ile kırmızıydı. O, kendi yüzünü, şu mısralarla çizmiştir. Ürkerim kendi hayalâtımdan, Haşim, ölünceye kadar o zeki baştan ürktü. Onun gençliğinde, pudralı yanak, kozmatikli bıyık, briyantinli saçtı güzel sanılan! Şair, bu korku içinde, son nefesini verdiği kırk yedi yaşına kadar, sevmenin, sevilmenin hasreti içinde, yapayalnız yaşamıştır. Gece, Moda kıyılarında tek başına gezerken, yaprak fısıltılarını, buse fısıltıları sanan Haşim'i, mehtap bile yaralamıştır: Oklar gibi saplanmada kalbe Üç Ahmet Haşim var: Şair Haşim, fıkra yazarı Haşim, konuşan Haşim. Konuşan Haşim'in tadına duyamazdınız. Bu, tuzu, biberi, hardalı çok, iştah açıcı yemekler, baş döndürücü sert içkiler gibi bir konuşmaydı. Onu, biraz huysuz, biraz hırçın, biraz ağulu yapan, mizacından çok talihiydi. Arkadaşlarının hepsi bir şey olmuştu: Kimi vekildi, kimi mebustu, kimi elçi... O, mülkiye mektebinde, çok sevilen, az maaşlı bir Fransızca hocasıydı sade! O zaman, kelimeler içinde dönen haset çarkında bileniyor ve ok oluyor, kılıç oluyordu: Kendisi, ayağında postallar, sırtında kaput, başında kabalak, Çanakkale cehenneminde askerliğini yaparken, iki dostundan biri Suriye'de Cemal Paşa'nın yaveriydi. Öbürü de ciğerleri zayıf olduğu için,isviçre dağlarında... Bir dost evinde: Ama savaş yıllarını, ittihat ve Terakki Hükümetinin yardımı ile İsviçre dağlarında geçiren arkadaşı için söylediği iki mısra, daha çok zalimdir: Bu ne ihsan o değersiz cüceye, Bilir misiniz, bu korkunç Haşim, o iki dostu, çok, ama sahiden çok severdi! Bir yaz günü, kıpkırmızı bir mayo giymiş, plajda yatıyordum. Haşim, soyunup vücudunu kalabalığın gözleri önüne seremeyecek kadar ürkekti. Benim, deniz suyu, temmuz güneşi ve kıvılcım kumda bakırlaşmış derime hasetle bakarak zehir gibi bir kahkaha çatlattı. Bu kahkahanın arkasında bir nükte vardı muhakkak. Onu konuşturmak için sordum. - Ne var Haşim, ne oldu?.. - Mahmut Şevket Paşa'nm tabutuna dönmüşsün!
Yorumlar (4)
![]() Yorum yaz
|








Bunu kim yazmışsa çok güzel olmuş


