Düzyazı Türleri (8. Sınıf)

Dil kurallarına uygun olarak cümle ve paragraf halinde ortaya konulan söz ve yazıya nesir (düz yazı) denir. Nesir ya sade ya da sanatlı olur. Sade nesirde,…

Sözcükte Anlam - 1 (7. Sınıf)

1. KuÅŸlar, ÅŸimdi gelip yüzüne gözüne konuyor, ona selam veriyordu. Bulutlar bazen alçalıp alnını öpüyorlardı. Bu dizedeki anlam olayının benzeri,…

İslamiyet Öncesi Türk Edebiyatı

Yazı kullanılmaya baÅŸlanmadan önceki dönemlerde edebiyat sözlü idi. İslam öncesi dönemde Türk ulusunun kendine ait sözlü edebiyat ürünleri vardı. Türk…

Fiillerde Çatı Konu Anlatımı ve Testi

Fiillerin nesnelerine ve öznelerine göre olan özellik­lerine fiil çatısı denir. Fiillerde çatı, nesne alıp almadıklarına ve öznelerine göre ikiye ayrılır. Not:…

Fabl Örnekleri - 2

İHTİYAR ve ÜÇ DELİKANLI

 

Seksenlik bir ihtiyar ağaç dikiyormuş.

- Ev yapsa neyse, ağaç dikiyor bu yaşta, Diye alay ediyormuş üç delikanlı, Bunamış sandıkları ihtiyarla.

-  Allah rızası için, demişler, söyler misin, Ne hayrını göreceksin bu yaptığın işin? Nuh kadar yaşayacak değilsin ya:

Ne diye eziyet edersin kendine Senin olmayan bir gelecek için? Geçmişte ettiklerini düşün artık sen; Vazgeç bu umutlar, bu engin düşüncelerden. Bize göre işler bunlar.

-  Hiç de öyle değil, demiş ihtiyar; Her dikilen geç büyür ve az sürer; Sizin de benim de ömürlerimizse Birer iplik Tanrıların elinde.

Kısa sayılır hepsi, uzun da sürse. En son hangimiz görürüz mavi gökleri? Kim bilir bir an sonra ölmeyeceğini? Torunlarımın torunları, ne mutlu bana, Bu ağacın gölgesinde otururlarsa. Başkalarını sevindirmek az şey mi? Bu zevki almak mı istiyorsunuz elimden? Meyve kadar tatlı bu zevkin kendisi,

Hem öyle bir meyve ki bu, yarın da, Yaşadığım her gün de tadabilirim onu. Kim bilir, belki siz yatarken mezarda Ben görürüm yine günlerin doğuşunu. İhtiyarın dediği gibi olmuş: Delikanlılardan biri denizde boğulmuş Amerika seferine yeni çıkmışken. Öteki, devlet kuşunu avlamak için Savaş Tanrısı'nın buyruğunda cenkleşirken Beklenmedik bir kazaya kurban gitmiş. Üçüncüsü aşılamak istediği Bir ağaçtan düşerek ölmüş. İhtiyar ağlamış her üçü için de Ve mezar taşları üstüne Bu anlattıklarımı yazdırmış.

 

FARELERLE BAYKUÅž

 

Hiç söze başlamayın sakın:

"Dinleyin, bir harika anlatacağım" diye.

Nereden bilirsiniz dinleyenlerin

Şaşacaklarını sizi şaşırtan şeye?

Ama alın size bir olay ki,

Bu verdiğim öğüdü çürütecek belki.

Bir mucize size anlatacağım şey,

Masal değil, gerçeğin ta kendisi.

Çok yaşlı bir çamı kesmiş devirmişler yere:  

Bir baykuşun sarayı varmış meğer içinde.

Atropos'un tercümanı bu asık yüzlü kuş

Çamın zamanla oyulmuş mağaralarında

Bütün bir beylik kurmuş.

Kulları arasında en çok da

Yağ tulumu gibi ayaksız fareler varmış.

BaykuÅŸ buÄŸdayla beslediÄŸi bu farelerin

Ayaklarını kendi gagasıyla kesmiş.

Baykuşun ince hesaplarına bakın siz:  

Hazret bir tarihte sürüyle fare avlamış;  

Bakmış kaçıyor sarayına getirdikleri,

Ayaklarını kesmekte bulmuş çareyi.

Ayaksız fareleri yiyormuş birer birer,

Bugün birini, yarın ötekini.

Hepsini birden yemek hem olur iÅŸ deÄŸil,

Hem de sağlık bakımından netameli.

Bizimki kadar işliyormuş aklı

Yiyecek veriyormuş ölmesinler diye

Yiyecek olduÄŸu farelere.

Gelsin şimdi bir Descartesçı filozof da

Bu baykuÅŸ bir saat, bir makinedir desin bana!

Kapayıp beslediği bir sürü fareyi

Kaçamaz hale getirme fikrini

Hangi zemberek verebilirdi ona?

Bu da akıl yürütme değilse eğer

Ben aklın ne olduğunu bilmiyorum demektir.

Baksanıza neler düşünmüş baykuş:

Fare milleti tutuldu mu kaçabilir,

Onun için tutar tutmaz yiyeceksin;

Ama hepsini birden yiyemezsin;

Kaldı ki yarınlar için de lâzım yiyecek;

Öyleyse artan fareleri beslemek gerek.

Ya kaçarlarsa? Bunu nasıl önlemeli?

Ayaklarını dibinden kesmeli.

Hangi davranışları insanların

Bir amaca daha iyi yönelir, söyleyin.

Aristo ve Aristocuların

Bu değil mi öğrettikleri, sorarım size,

Düşünebilmek için gereğince?

Bu anlattığım bir masal değil:

Ne kadar garip, ne kadar inanılmaz da görünse olmuş bir şey bu.

 

Baykuşun öngörürlüğünü belki abarttım biraz; hayvanların akıl yürütmesinde böylesi bir düzen olduğunu iddia edemem ama şiirde bu kadar abartma da olur, hele benim yazdığım gibilerinde.

 

 

ODYSSEUS'UN YOLDAÅžLARI

 

Odysseus'la yoldaşları,

Uyup rüzgârların keyfine,

Her gün ölümle burun buruna,

On yıl dolaşmışlar en uzak denizleri.

Bir kıyıya varmışlar günün birinde.

Gün Tanrı'nın kızı Kirke

Kraliçeymiş orada.

Gemiden çıkan yiğitleri

Sarayına buyur etmiş;

Bir içki vermiş hepsine, yaman bir içki:

İçenin aklı başından gitmiş.

Sonra başlamış her biri

Yüz ve beden değiştirmeye:

Türlü hayvanlara benzemeye.

Kimi ayı olmuş, kimi aslan,

Kimi fil, kimi ceylan

Kimi büyüdükçe büyümüş,

Kimi ufaldıkça ufalmış.

Kiminin boynuz gelmiş başına;

Kiminin hörgüç sırtına;

Ne çıkarsa bahtına...

Yalnız Odysseus kurtarmış paçayı,

İçmeyip tatlı zehiri.

Cin fikirli kahraman

Güler yüz tatlı sözle Kraliçeyi çıkarmış baştan:

Büyücüyü büyülemiş göz göre göre.

Tanrı kızı bu, içini gizler mi?

Hemen belli etmiÅŸ tutulduÄŸunu.

Odysseus fırsatı kaçırmamış,

Kraliçeyi razı edivermiş

Adamlarını yeniden adam etmeye.

-  Ama git sor bakalım, demiş kraliçe;

Kendileri deÄŸiÅŸmek isterse, peki

Odysseus hemen koÅŸmuÅŸ:

-  Dostlar, demiş; gözünüz aydın!

İçtiğiniz zehirin panzehiri varmış,

İnsan olmak istiyoruz deyin,

Hemen getireceklermiÅŸ.

- İstemem, diye kükremiş aslan;

Deli miyim? Vazgeçer miyim artık.

Bu pençeler, bu dişlerden?

Astığım astık, kestiğim kestik.

Bir kralım bugüne bugün,

İnsanken köylünün biriydim,

Dönüp asker mi olayım yeniden?

Odysseus aslanı bırakmış,

Ayıya koşmuş:

- Aman kardeÅŸ, demiÅŸ; ÅŸu haline bak.

-  Ha? demiş ayı homurdanarak;

Ne var halimde?

Ne kusur gördün?

Ayı dediğin böyle olur işte,

Her varlığın güzelliği kendine göre.

Neden kendinle ölçüyorsun beni?

Ayı çirkin olur sana benzedi mi:

Beni dişi ayı beğensin yeter.

Sen beğenmiyorsan çek git yoluna.

Hür ve mutlu yaşarken, hangi ayı döner

İnsanların kulluğuna?

Ne varsa ayılıkta var;

İşte benden bu kadar.

Odysseus, şaşkın, kurda gitmiş:

- Ahbap, demiş; bu nasıl iş?

Sen nasıl koyunlarını yersin

O fidan boylu çoban kızının?

Ağlayıp dert yanıyor zavallı;

Kana boyamışsın ortalığı.

Sen ki eskiden bir kahramandın

Böyle mi olacaktın?

Bırak ormanları, kan dökmeyi de

İnsan ol yine,

Namuslu, iyi yürekli bir insan

- Var mı öyle şey, demiş kurt;

Ben görmedim doğrusu, bunca zaman.

GelmiÅŸ canavar diyorsun bana.

Peki, ya sen? Sen nesin? Kuzu mu?

Hiç koyun yediğin olmuyor mu?

Bütün köy yas içindeymiş

Birkaç koyun yedim diye.

Ya kendi boğazladıkları?

Allah için söyle, insan olsaydım

Daha az mı kan dökerdim?

Siz deÄŸil misiniz, zaman zaman,

Bir söz için ortalığı kana boğan?

İnsan insanın kurdudur, diyen sizsiniz. 

DoÄŸrusunu isterseniz:

İnsan olup kurtluk etmektense,

Kurt olup kurtluk etmek daha temiz:

Utanmam hiç değilse.

Odysseus kime ne söylese boşuna,

Büyük küçük seviniyormuş her biri

Hayvan oluÅŸuna.

Özgürlük varmış, ormanlar cennet gibiymiş;

Canın ne isterse yapmak ne güzel şeymiş...

Ne diye sıkıntıya girsinlermiş

İyi adam,   büyük adam olacağız diye?  

Keyifleri ardından gitmekle  

Kölelikten kurtulduk sanıyorlarmış.

Oysa köleliğin beteri Kendinin kölesi olmak değil mi?

 

BİR KEDİ İKİ SERÇE

 

Bir kediyle bir serçe

Bir arada büyümüşler kardeşçe.

Sepet, kafes bir arada,

İçtikleri su ayrı gitmezmiş.

Gerçi kedi ara sıra,

Serçeye sinirlenirmiş,

Suratında gagasıyla süngü talimi yapıyor diye,

Ama o da zaman zaman

Bir pençecik atarmış serçeye,

Fazla canını yakmadan,

Tırnaklarını tutarak

YumuÅŸak yumuÅŸak.

Serçeyse boyuna bakmaz

Gagalarmış kediyi düpedüz.

Kedi ne de olsa daha akıllı,

Hoş görürmüş bu oyunları.

- Böyle şeyler olur, dermiş,

Dostlar arasında;

Dostun dosta kızması saçma.

Uzatmayalım, kediyle serçe

Şakayı kaka etmiyorlarmış,

Barış içinde yaşayıp gidiyorlarmış.

Derken bir başka serçe

Görmeye gelmiş bizimkileri.

Bakmış filozof bir kedi,

Cıvıl cıvıl da bir serçe

Dost oluvermiÅŸ ikisiyle.

Ama bir gün barış bozulmuş,

İki kuş arasında kavga çıkmış.

Kedi ne yapsın bu durumda?

Taraf tutmak zorunda kalmış:

-  Bu serseri kim oluyor da, demiş:

Kafa tutuyor benim dostuma?

DaÄŸdan gelip baÄŸdakini kovacak ha?

Yoo, demiş kedi, öyle yağma yok.

Kedilik adına çıkıp ortaya,

Girmiş iki kuş arasındaki kavgaya.

Bir pençede yakalayıp yemiş

Yabancı serçeyi.

Bir de ne baksın kedi,

Serçe eti tatlı mı tatlı,

- Dayanamam doÄŸrusu, demiÅŸ;

Ötekini de yemiş.

Dosya Sahibi:
İndirilme: 3269
BeÄŸenilme: Average vote 0 stars (0 Oylar)
Sizin Oyunuz:

Yorumlar (1)Add Comment
0
...
yazar hatice nur, Aralık 21, 2009
Çok uzun fabllar var.

Yorum yaz
daha küçük | daha büyük

busy
 

Kayıt - Giriş



Bunlari Biliyor musunuz?

Din uğruna savaşların anlatıldığı manzum veya düzyazı eserlere "gazavatname" adı verilir. Yükselme Döneminde çok yazılmış, sonraları azalmıştır.
Pazar, 05/20/2012 19:36
Telif Hakkı © 2012 Open Source Matters. Tüm Hakları Saklıdır.
Joomla! GNU/GPL lisansı altında özgür bir yazılımdır.