Betimleyici Anlatım Biçimi (Betimleme)

Sözcüklerle resim çizme diyebileceğimiz bu anlatım biçiminde amaç; bir kişiyi, manzarayı ... okuyucunun ya da dinleyicinin gözünde, hayalinde canlandırmaktır.…

İsimler (Adlar) (7. Sınıf)

SÖZCÜK TÜRLERİ Türkçede sözcükler tek başına isim ya da fiildir. Cümle içinde kullanılan sözcükler ise sekize (isim, sıfat, zamir, zarf, fiil, edat, bağlaç ve…

Tanzimat Edebiyatında Roman

Türk edebiyatında roman 1860'tan sonra başlar, Edebiyatımızdaki ilk roman, François Fenelon'dan Yusuf Kâmil Paşa tarafından Telemak (1862) adı ile çevrilen…

Kompozisyon Örneği - 1

KONU: "DAĞ NE KADAR YÜCE OLSA, YOL ONUN ÜSTÜNDEN AŞAR" Ana fikir: Aşılamayacak engel yoktur. Yolunu bilen her güçlüğü yener. ÖRNEK ÇALIŞMA:       Bize ilk…

ÖLÜMCÜL BİR AŞK DÖRTGENİ- BÖLÜM 1 SYF: 2

BÖLÜM BİR

Merhaba,

Ben Yaren Demir 17 yaşındayım ve yaşadıklarımı roman haline getirdim, umarım beğenirsiniz

Tam, rüyamda Ian Somerhalder bana evlenme teklifi ediyordu ki, uyandım. Tanrım! Bu fırsatı -rüyamda bile- kaçırdığıma inanamıyorum. Hah! Sanki gerçek hayatta böyle bir fırsat yakalayabilirmişim gibi. Pekala, tam benlik bir durumdu.
Diğer tarafıma döndüm ve komidinimin üzerindeki Elvis saatine baktım. Saat 05.28'i gösteriyorsu. Igh. Daha ironik bir durum olamazdı herhalde. Uykum kesinlikle kaçmıştı ve daha okula gitmem en az iki saat vardı. Kenarda son derece orjinal jean çantamın kenarından sarkan mor kaplamalı defteri görebiliyorum. Uzandım ve onu olduğu yerden çıkarttım. Günlüğüm... İçini açıp sayfalara göz atmaya başladım. Satırları okurken sanki geçmişi yeniden yaşıyordum.
İçimde garip bir duygu var. Ne olduğunu tam olarak kestiremiyorum. Ama korktuğumu biliyorum. Olanlar yüzünden hala endişe duyuyorum. Dün havaalanından dönerken de içim bir yandan kıpır kıpır bir yandansa tuhaftı. Belkide bu tuhaflık İtalya'dan buraya geri dönmüş olmamdan kaynaklanıyordur. Ama...
Ama ne kadar tuhaf hissetsem de burayı özlemiştim. Burada İzmir'de doğdum. Burası benim içi bir zamanlar hayatın en mükemmel yeriydi. Kalbimin attığı yer. En azından geçen yıla kadar.
Eve yaklaştığımızda içim daha da garipleşmişti. Bahçede şöyle bir durup evi inceledim. Anılarım -şuan olduğu gibi o zamanda- gözümün önünden film şeridi gibi geçiyordu. Burada sadece Jale teyzem ve Kuzenim Utku ile birlikte kalacağım. Annem ve babam bizimle birlikte geri dönemediler. İşleri nedeniyle hala İtalya'dalar. Aslında ailem ile ilgili çok şey yaşadım. Beni üzen şeyler. Belki de... Belki de içimdeki tuhaflık bu yüzdendir bilinmez ama onları şimdiden özledim.
Utku'nun ''Hadi gelmiyor musun?'' demesiyle yerimden kıpırdadım ve basamakları tırmanıp kapıyı zorladım. Teyzem kapıyı anahtarıyla açar açmaz içeri hızlıca daldım. En yakın arkadaşımın sesinin gelmesini bekliyordum. Koridorda dururken bir an için burada olduğu düşündüm.
Biliyorum, kulağa delice geliyor.
İşte evdeyim! Evimdeyim. Ama sanki buraya yabancılaşmışım gibi hissediyorum. Anlayamadığım da bu. Sanki... Sanki buraya ait değilmişim gibi.
Odamın kapısını açtığımda içeride birikmiş olan -havasızlıktan kaynaklanan- kokunun hızla yüzüme çarpması beni kendime getirdi. Çünkü önceden her şey karmakarışıktı.
Tıpkı şuan olduğu gibi.
Burası benim her zamanki odam. Balkona açılan büyük pencerelerin karşısında, rahat ve gerçekten geniş bir yatağım vardı. Diğer tarafta ise büyük bir kitaplık yer alıyordu. Duvarlarda, aileme, arkadaşlarıma, okuluma, kısaca geçmişime ait fotoğraflar yer alıyordu. Onlara şöyle bir baktığımda aslında ne kadar da güzel anılarım varmış diye düşündüm.
Takii Ezgi'yle birlikte çimlerin üzerinde kahkaha attığımız fotoğrafı görene kadar. Fotoğraflardan ziyade duvarlar Ian Somerhalder posterleriyle doluydu. Rüyamın neden böyle olduğu açıkça ortada. Bu adama deli oluyorum!
Pencereden dışarı baktığımda sahildeki enerjiyi hissedebiliyorum. Denizin üzerindeki güneşin doğuşu gerçekten harika. Bu muazzam bir görüntüydü. Aslında! Ben...
Aslında içimdeki korkunun ne olduğunu çok iyi biliyorum. O'nunla karşılaşmak.
Can...
Çocukluğum. Hayatta aşık olduğum ilk ve -şu ana kadar ki- tek erkek. Biliyorum ki uzun bir süredir O'nu görmemem ve birkaç saat sonra O'nunla karşılaşacak olmam, beni gerçekten korkutuyor. Hele de geçen yıl olanlardan sonra. Alın size ironik bir durum daha
Bugün okula dönüyorum. Elimdeki günlüğe baktığımda aslında korkmam için gerçekten büyük sebepler var. Geçmişi hatırlamak -ki aslında hiç unutmuyordum- O'nu düşünmek ve olacaklardan endişelenmek bana hiç de iyi gelmiyordu. Onu kimseyi sevmediğim kadar sevmiştim. (Halada!?)
Sanki düşüncelerimden kurtulacakmışım gibi kafamı iki yana salladım, başımı kaldırdım ve birden ani bir hareketle günlüğümü büyük pencereye fırlattım. Defter camdan aşağı düştü ve ağaçların arasından gözden kayboldu.
Tüm bunlar son derece komikti.

Güneş bir kaç dakika önce doğmuştu. Burada çok fazla oturmuş olduğumu uyuşan bacaklarımdan anladım. Kıyafetlerimi çıkardım ve öfkeli bir tavırla banyoya koştum. Sonra geri geri adım atıp şifonyerin üzerindeki gösterişli aynama baktım. Aslında ne göreceğimi iyi biliyordum. Sıcak kanlı, uzun boylu, sarışın bir on birinci sınıf öğrencisi. Fakat şu anda, her zamankinin aksine suratımı asmış ve dudaklarımı büzmüştüm. Kendime gelmem için koca bir bardak kolaya ihtiyacım var. Her sabahki hazırlıklar, duş alıp giyinmek, iyi gelmişti. Okul formamı giydim ve uzun dalgalı saçlarımı düzeltmeye koyuldum.
Saçıma ve kıyafetlerime son kez göz attıktan sonra çantamı kaptım ve hızlıca odadan çıkarak merdivenlerden aşağı koştum.
Son sınıf öğrencisi olan Utku mutfak masasında kahvaltısını yapıyordu. Utku uzun boylu, yakışıklı ve bana Clark Kent'i hatırlatan yapılı vücuduyla pürüzsüz bir yüzü ve koyu renk saçları vardı. Aslına bakarsanız şirin bir tipti. Etkileyici. Teyzem ise diğer tarafta kendine kahve hazırlamakla meşguldü. Teyzem her zaman kendinden emin görünen kadınlardandı. İnce, yumuşak bir yüzü, mükemmel bir vücudu ve doğal, parlak kızıl saçları vardı. O muhteşem bir moda fotoğrafçısıydı. Yanağına hızlıca bir öpücük kondurdum.
''Herkese günaydın!''
''Günaydın tatlım!''
''Günaydın, bayan 2011 İtalyan cadı güzeli,'' diye güldü Utku.
Ona alaycı bir bakış attım. Şuan için aman-tanrım-ne gıcığım kuzenimle uğraşacak durumda değildim.
Tabağımı doldururken ''Mmm... Her şey leziz görünüyor teyze. Ellerine sağlık,'' dedim.
''Size afiyet olsun benim çıkmam gerek.'' Utku yanağıma bir öpücük kondurup masadan kalktı.

''Okulda görüşürüz.''
Bende bir an önce kahvaltımı yaptım Gitmek için masadan kalktığımda Jale teyzem ''Bol şans!'' diyerek göz kırptı.
''Teşekkürler teyze. Akşama görüşürüz.''
''Görüşürüz canım. İyi dersler.''
Gerçekten de şansa ihtiyacım olduğunu adım gibi biliyordum. Kapıyı arkamdan kapattım ve verandaya çıktım.
Birden durdum.
Şimdi yine yalnızdım ve sabah hissettiğim bütün duygular geri dönmüştü. Korku.. Endişe.. Yaşananları hatırlamak.
Yürüdüğüm yol bomboştu. Etrafımdaki evlere baktığımda onların tuhaf olduğunu düşündüm. Ya yanımdaki denize ne demeli? Capcanlı pırıl pırıl deniz birden korku filmlerindeki o korkunç, boğucu okyanusa dönüşmüştü sanki. (Pekala, ben bir ahmağım.)
İçimdeki korkuyla ilerlerken birine çarpmayı hiç beklemiyorum tabiki de. En sağlam kız çığlığımı basmaya yeltenmemle Can'ın ağzımı kapatması bir oldu.

Yaren Demir

** Yaren Demir eseriyle ilgili görüş ve önerilerinizi beklemektedir.

Yorumlar (0)Add Comment

Yorum yaz
daha küçük | daha büyük

busy
 

Kayıt - Giriş



Bunlari Biliyor musunuz?

İlk yarı resmi gazete “Ceride-i Havadis”tir.
Pazar, 05/20/2012 19:42
Telif Hakkı © 2012 Open Source Matters. Tüm Hakları Saklıdır.
Joomla! GNU/GPL lisansı altında özgür bir yazılımdır.