Anlatım Teknikleri Konu Testi- 1 (8. Sınıf)
Kül Tigin Yazıtı
9. Sınıf Edebiyat Özet Bilgiler
LYS Edebiyat Deneme - 1
| Orta Oyunu Örneği |
|
KAVUKLU: Sorma TosuncuÄŸum, bir felâket atlattım ki tarif kabul etmez... PÃŽÅžEKÂR: Aman, geçmiÅŸ olsun HamdiciÄŸim! KAVUKLU: GeçmiÅŸ olsun ki, geçmiÅŸ olsun... PÃŽÅžEKÂR: Naklet bakayım, merak ettim. KAVUKLU: Canım, geçende fırtına çıkmadı mıydı? PÃŽÅžEKÂR: Evet, hattâ ben korkudan evin bodrumuna kaçÂmıştım; sen nerede idin? KAVUKLU: Ben göklerde... PÃŽÅžEKÂR: Deme!... KAVUKLU: Nasıl deme!... Hâlâ tir tir titriyorum... Hasım hasım yanıyorum... PÃŽÅžEKÂR: Sakın sıtma olmasın? KAVUKLU: Sıtma kaç para eder!... PÃŽÅžEKÂR: Vâh, vâh!... Aman HamdiciÄŸim, anlat bakayım... KAVUKLU: İşte, o fırtına sabahı idi. Rüzgâr daha pek o kadar esmiyor, yaÄŸmur azar azar çiseliyordu. Evden ÅŸemsiyeyi alÂdım; açtım: DıraÄŸman, Fethiye yolunu tuttum. Fâtih MeydaÂnı'na geldim, rüzgâr ziyâdeleÅŸti. PÃŽÅžEKÂR: Açık, yüksek yerde öyledir. KAVUKLU: Baktım ki ÅŸemsiye dikilmeÄŸe baÅŸladı, nerede ise elimden kurtulacak... Sıkı sıkı sapına sarıldım. PÃŽÅžEKÂR: Allah vere de bocalamayaydın! KAVUKLU: Bocalamak nerede?... Rüzgâr sertleÅŸtikçe sertÂleÅŸti, ÅŸemsiye dikildikçe dikildi. PÃŽÅžEKÂR: Aman! KAVUKLU: Amanı zamanı yok... Bir aralık vücûdümde bir haÂfiflik duydum. Dikkat ettim ki Fâtih Camii'nin kapısının üstü ile bir hizâye gelmiÅŸim... KurÅŸunlar bana doÄŸru... PÃŽÅžEKÂR: Ne diyorsun? Yat aÅŸağı... Maazallah bir tanesi isaÂbet etti mi? KAVUKLU: Tosun, sen bunamışsın! Tüfek kurÅŸunu deÄŸil... Kubbe kurÅŸunları... PÃŽÅžEKÂR: Hay Allah müstehakını versin... YüreÄŸim hop etti! KAVUKLU: Benimkini sorma, neler etti? Ben, hâlâ yürüyorum zannediyordum. Bir de göz ucu ile bakayım ki ayaklarım yerÂden kesilmiÅŸ, ben, on beÅŸ arşın yükselmiÅŸ deÄŸil miyim? PÃŽÅžEKÂR - E..yl... Sonra?... KAVUKLU: Sonrası, büyük kubbe, derken ÅŸerefesi, alemleri... PÃŽÅžEKÂR: Yâ düşseydin?... KAVUKLU: Kabil mi? Åžemsiyenin saÄŸlam olduÄŸunu biliyorÂdum. Artık aÅŸağılara bakmıyordum. Gözlerim kararır diye korÂkuyordum. Uç babam, uç... PÃŽÅžEKÂR: Oh, ben senin yerinde olsam çaylak maylak, akÂbaba kovalar, yakalardım. KAVUKLU: O havada rast gelirsen... PÃŽÅžEKÂR: Aman HamdiciÄŸim, bir ÅŸeyi daha merak ettim... Yolu nasıl buluyordun? Pusulan var mıydı? KAVUKLU: Pusulam yoktu amma, cebimde, kâğıdının üzeri haritalı cigara kâğıdı vardı; çıkarıp bakıyordum. PÃŽÅžEKÂR: Acaba, nerelere kadar gittin? KAVUKLU: Düz gitseydim, muhakkak Åžam'ı bulmuÅŸtum... FaÂkat dik gittiÄŸim için, haritadan bulunduÄŸum noktayı ta'yin etÂtim ki Çukurbostan üzerindeyim. PÃŽÅžEKÂR: E... Ne ise?... Pek o kadar uzun deÄŸil.,. KAVUKLU: Evet... Ne diyordum... PÃŽÅžEKÂR: Çukurbostan üzerindeyim, diyordun! KAVUKLU: Hâ... Bir de, rüzgâr birdenbire kesilmez mi? BaÅŸÂladım inmeÄŸe... PÃŽÅžEKÂR: Aman!... KAVUKLU: Aman ki aman... Tam yarı yola kadar indim, güÂneÅŸ de çıktı... Çıkar çıkmaz gözlerim kamaÅŸtı... Ne oluyorum demeÄŸe kalmadı, ÅŸemsiye 'Paff!' dedi, delindi... PÃŽÅžEKÂR: Eyvah!... KAVUKLU: İşitiyordum, mahalle çocukları, "Gökten adam yağıÂyor!" diye bağırıyorlardı. Onları dinleyeyim derken, ÅŸemsiye terÂsine döndü. Harita elimden düştü. Ben de kendimi bıraktım.
OkuduÄŸunuz metinde Kavuklu, fırtınalı bir günde ÅŸemsiyesiyle birlikte nasıl uçtuÄŸunu, abartılı bir biçimde anlatıyor. Güldürü unÂsurunu bu abartılı söyleyiÅŸ saÄŸlıyor. Pîşekâr Tosun da onu büyük bir heyecanla dinliyor. İlginç sorular sorarak seyircilerin merak ve ilgisini çekmeye çalışıyor. Sonunda olayın bir rüya olduÄŸu anlaÂşılıyor. Yorumlar (9)
![]() Yorum yaz
|







UÇMAK 
Güzel olmuş. Teşekkürler.


