Filmin kareleri dünyaya geliş sebebimi sorgulamamla tek tek iniyordu.
Oyunun baş kahramanı olmak için çok uğraşmadım.
Hayat “bu oyunun, bu da sensin” dedi ve oyuncaklarımı elime verdi.Oynamaya başladığımda gözlerim henüz güneşin aydınlığını görmemiş, sıcaklığını duymamıştı. Eee dünyaya da bir baş kahraman gerekti, “hadi gidelim”dedik.
Yaşama “merhaba” deyişim bir ağlama sesinden ibaretti. Dünyayla iletişimimiz hep bu ağlamalarla mı olacaktı? Anlaşmanın başka lisanı yok muydu? Gülenle dost değil miydi dünya kardeş? Güleni ağlatmak için elinden geleni yapıyor gibiydi. Mutlu olmak yok diye haykırıyordu her an, her saniye… Dünya kardeşimin inadına mutluluk oyununu oynamaya devam ettim. “Amannnn bu oyun da yalnız oynanmıyordu ki!” Mutlu olma oyunumu benimle paylaşacak birini ararken aslında mutsuz olacakların sayısını artırıyordum. Dünya kardeş eninde sonunda “mutsuz olamazsınız” diyecekti.
Sonunu bilsem de başladım evimin tuğlalarını tek tek yerleştirmeye. Duvarlarını mutlulukla ördüm, sevgimle eşyalarını dizdim, şefkatimi verdim ocağımın dumanı tütsün diye. Şöyle bir baktım. Ev de ev olmuş ama... süsü güzel…Gökyüzünden bana gülümseyen güneşe “merhaba” diyeceğim vakit ters giden bir şeylerin olduğunu fark ettim: Ocağımın dumanı tütmüyordu!!!!
-“Hey GÜNEŞ! Bana ışıklarını saçma öyle. Benimle alay mı ediyorsun güzel görünerek.” Dünyanın tekerlekleri koptu, başını aldı gidiyor. Her şey yalan, herkes yalan… mutlu olmak ne, güzellik ne!..-
Düşünceleri beynimde şimşeklerin çakmasına sebep oluyordu. Evimin içine sevgimi, şefkatimi, hasretimi vereceğim oyun arkadaşımı yerleştirmemiştim. Ya kendimi! Kendimi de unutmuşum da içeriye girmeden her şeye dışarıdan bakmışım. İçeriye girmeye aklım ermemiş. Gülün halime işte gülün! Oyun bitti, burada düğüm çözüldü, dünya boşlukta tekerlekleri olmadan dolaşmaya devam etti.
Ah ah ah! Dünyamı tekerlekleri olmadan dolaştırmamalıydım, böyle olmamalıydı. Anlamıştım mutluluk oyununun var olmadığını. O halde üzülmek de nafileydi. Gerçek olmayana neden üzülesin ki! Gözyaşlarını neden dökesin ki! Göz yaşların da bilinmezliğe, boşluğa akmıyor mu? Elinde tutabiliyor musun? Al bu göz yaşları bu oyundan bana kalan hediyeler diyebiliyor musun? Desen inanılır mı o su damlacıklarının senin içinden gelen duygularının bir ifadesi olduğuna?
Yalan olan bu döngüde yalan olmadığını bildiğim BENDİM. BEN olmadığım zaman her şey bitecek. Filmin son perdesine yetişemeden gözlerimi kapattığımda keşkelerim olmayacak. “Yalanlar, gökyüzünden bana gülümseyen güneş iyi ki vardınız, beni olgunlaştırdınız.” diyeceğim.