Bir kandil adı miraç mübarek bir insan büyük bir sevinç yaşamış bu günde. Acaba nasıl bir sevinçti o.Tarifini nasıl yapardı O büyük peygamberi (s.a.v) bu büyük mutluluğun.
Hüzünlerin, sevinçlerin ve acı iniltilerin görünmeyenlerini çizen insanlık bunu da anlar mıydı? Bilir miydi görünenlerin asılsız yüzünü görünmeyenlerin ise bilmeyen bedellerini.Böyle büyük bir günde başını eğmiş Rabbinin önüne o büyük peygamberimiz(s.a.v) kendi gibi adı da mübarek olan Muhammed (s.a.v.) bile başını yerden kaldıramazken en mutlu gününde biz nasıl kaldırırdık başımızı ebedi dünyanın secdesinden .
İnsandı oda bizim gibi ama iyiyi ve doğruyu yapan. Peki onun gibi iyiyi ve doğruyu yapan kaç kişi var ki ve hep onun gibi olmaya çalışıp onun yolunda olan. Doğruları da yanlışları da yapan insandır değil mi? Biz, bize adımızı soran birilerine “ben insanım” dedik mi hiç, adımız vardır değil mi? Ayşe veya Ali doğru söyledi, yanlış söyledi deriz.”insan yalan söyledi” demeyiz hiçbir zaman. Ama böyle bir zaman da, böyle bir günün hatırına küsler barıştırılırsa insana insan gözüyle bakamayan o gözler barışsın artık derdim baktıklarına. Belki de tanıması yeterdir çünkü kendini tanıyınca bilir karşısındakinin de onunla aynı görünüşünü.
Irklarının dillerin, renklerin ayrılmadan aynı dinde olabileceğini ve dinlerinde farklı olması halinde huzurlu bir dünya yüceliğini…
DİLEK GÜLER
MUŞ KIZILAĞAÇ BELDESİ
MUŞ LİSESİ- LİSE-1