Hoş geldiniz, Ziyaretçi
Kullanıcı Adı Şifre: Beni hatırla

Divan Edebiyatında Aşk
(1 inceleyen) (1) Ziyaretçi
  • Sayfa:
  • 1

BAŞLIK: Divan Edebiyatında Aşk

Divan Edebiyatında Aşk 3 yıl, 4 ay önce #316

  • Göktürk
  • ÇEVRİMDIŞI
  • Yetkili
  • Edebiyat Edeble Başlar
  • Gönderiler: 12
  • Karma: 2
Dünya dönmeye başladığından bu yana aşk, varolagelen en yoğun duygudur. En eski dönemlerden itibaren sözlü ve yazılı edebiyatın en çok işlediği konu aşktır.

Aşk, Divan edebiyatının vazgeçilmez konusudur. Divan edebiyatında aşk, ıstırap ve acı doludur.
Divan edebiyatında aşk, ilacı bulunmayan bir derttir; fakat Divan şairleri bu derde sahip oldukları için mutludurlar. 16.yy şairi Fuzuli’nin

“Aşk derdiyle hoşem el çek ilacımdan tabib
Kılma derman kim helakim zehri dermanındadır.”

beyiti bu durum için verilebilecek en güzel örneklerdendir. Görüldüğü gibi, şair, içerisinde bulunduğu aşk derdinden şikâyetçi değildir; tam tersine aşk derdiyle yaşadığı için mutludur.



Divan şairleri asıl mutluluğu başkalarının mutsuzluk olarak nitelendirdiği “hasret”te buluyorlar.

Divan şairiyle günümüz insanının dünyaları çok farklı. Modern çağda mutluluklar çok basite indirgenmiş durumda. Zira modern çağ gönlü ıskaladı. Şimdilerde mutluluk parayla elde edilebilen şeylerle ölçülüyor. Oysa mutluluk dediğimiz kavram soyuttur ve kalp ile zihnin ortak değerleri bize mutluluk olarak yansır. Yaşadığımız çağda mutluluk “lezzet”le ilgili, geçmişteki mutluluk ise “haz”la ilgiliydi. Yıllar geçtikçe maneviyat yerine maddiyat ön plana çıktı ve mutluluk anlayışı bu eksende dönmeye başladı. Birşeyi elde etmek için ne kadar fedakarlık gösterirseniz, elde ettiğinizde de o denli mutlu olursunuz. Oysa şimdi kimse, hiçbir şey için çok büyük fedakarlıklarda bulunmuyor; dolayısıyla mutlulular da anlık yaşanıyor.

Bir divan şiiri; “Pay’ın sadası gelse de sen hiiiç gelmesen” der. Yani “ayağının sesi gelse de sevgili, sen hiç gelmesen”.... Şair buradaki “hiç” kelimesini öyle uzun kullanır ki, okuyucu bu “hiç”in kıyamete kadar süreceğini düşünür. Divan şairi sevgilisinin sadece ayağının sesini dinleyerek aldığı hazla, kıyamete kadar yaşayabilecektir. Şairin sevgilinin sadece ayak sesini dinleyerek mutlu olması, sevgilinin gelmesini istememesi ise; gelmenin gitmeye yani ayrılığa bir yol olduğunu düşünmesindendir. Oysa şimdiki sevgiler için “gelsin, tükensin ve gitsin” deniyor.



İskender Pala'dan...
  • Sayfa:
  • 1
Sayfa oluşturulma süresi: 0.27 saniye

Kayıt - Giriş



Bunlari Biliyor musunuz?

Batılı anlamda ilk edebiyat tarihçisi “Fuat Köprülü”dür.
Salı, 05/22/2012 09:37
Telif Hakkı © 2012 Open Source Matters. Tüm Hakları Saklıdır.
Joomla! GNU/GPL lisansı altında özgür bir yazılımdır.