Treysi yalnızlığını durakta otobüs bekleyerek yaşıyordu.
Her sabah godot’yu bekler gibi otobüs bekliyordu.
Beklediği otobüsün onu akbilindeki paranın yeteceği kadar uzağa götürmesini
Ve bir daha bu durağa geri döndürmemesini istiyordu!
Treysi bu durakta binmeyi sevdiği kadar inmeyi sevmiyordu.
Treysi bir türlü bilemiyordu neden gittiği yöndeki durakların boş olduğunu!
Ve otobuste yine yaşadığı yalnızlığı!
Treysi bir türlü alışamıyordu yalnızlığa,
“Yalnızlık Allaha mahsustur” diyerek işi yokuşa sürüyordu!
Treysi anlamıştı yalnızlığın zamanı değiştirdiğini!
Yalnızken zaman daha uzun sürüyordu!
Zamana sinekler üşüşmüş duruyordu.
Treysi ümit ediyordu yalnızlığın değişeceğini, zamanın değiştiği gibi!