Hoş geldiniz, Ziyaretçi
Kullanıcı Adı Şifre: Beni hatırla

Ben merkezli hikaye
(1 inceleyen) (1) Ziyaretçi
  • Sayfa:
  • 1

BAŞLIK: Ben merkezli hikaye

Ben merkezli hikaye 3 yıl, 5 ay önce #256

  • zehir
  • ÇEVRİMDIŞI
  • Yeni Edebiyatçı
  • Gönderiler: 3
  • Karma: 0
Arkadaşlar,Dil ve Anlatım dersinde(12.sınıflar) ilk kez ben merkezli hikaye tanımıyla karşılaştım. Kitapta bulunan örnek dışında bir örnek bulamadım. Eğer örnek hikaye bulabileniniz varsa hikayenin adı ve yazarını yazarsa sevinirim.
Bir de bu hikaye çeşidinde sadece kahraman bakış açısı mı kullanılıyor,yoksa ilahi bakış açısına da yer verilir mi? Bu hususlarda bilgisi olanlar acilen cevap yazarsa sevinirim. Peşinen teşekkürler.

Cvp:Ben merkezli hikaye 3 yıl, 5 ay önce #257

  • Sezgin
  • ÇEVRİMDIŞI
  • Kurucu
  • Gönderiler: 116
  • Karma: 9
"Ben Merkezli Hikaye" "Benöyküsel Hikaye" ya da diğer adıyla "Birinci Kişi Anlatım" ın hakim olduğu hikaye olabilir mi?
En güzel bilgi kitaplardadır.
Son Düzenleme: 3 yıl, 5 ay önce Düzenleyen Sezgin.

Cvp:Ben merkezli hikaye 3 yıl, 5 ay önce #258

  • zehir
  • ÇEVRİMDIŞI
  • Yeni Edebiyatçı
  • Gönderiler: 3
  • Karma: 0
Muhtemelen öyle;ama hiçbir yerde net bilgi yok.

Cvp:Ben merkezli hikaye 3 yıl, 5 ay önce #259

  • Sezgin
  • ÇEVRİMDIŞI
  • Kurucu
  • Gönderiler: 116
  • Karma: 9
Şöyle bir bilgi buldum umarım işinize yarar:


Birinci Kişi: Geleneksel olarak, öteden beri kullanılan bir anlatı yöntemidir. Ben'li bir anlatımdır bu. Birinci kişi başından geçen bir olayı, içinde bulunduğu bir durumu, gözlem ve izlenimlerini bize anlatır. Bunun gibi çevresini, çevresindeki kişileri, bu kişilerin duygu ve düşünce evrelerini de yine birinci kişinin gözüyle görür, onun duygularıyla tanırız. Bu tür anlatışın doğrudanlık, okur için sağladığı yakınlık, canlılık gibi üstün yanları vardır. Dilsel engellerle karşılaşmadan anlatılanların içine kolayca girebiliriz. Öykünün kişilerini ayrımda da kolaylık sağlar bu anlatış biçimi. Bunu da ekleyelim, öyküleyen birinci kişi her zaman öykünün ana kişisi olmayabilir, bunun yerine yardımcı kişilerden biri olabilir. Bu durumda daha nesnel bir anlatış belirir. Ama ister ana kişilerden biri olsun, ister yan kişilerden biri olsun öyküyü anlatan birinci kişi, yaşantıyı doğrudan verir bize. Şu örnekte olduğu gibi.

"... Ben mağaranın kapısı önünde, bir ayağım içerde, bir ayağım dışarda beklerdim. Bir kapkaralık mağarayı, bir ışık içinde yüzen bahçeyi seyrederdim. Güneş ağaçlardaki eriklerin üzerinde ışıldardı. Komşu bahçeden küçük ağabeyimin sevgilisi 'Ayva çiçek aç-mış'ı bize duyurmaya çalışır, arada bir annem evin penceresinden belirip bana 'Sakın sen içeri girme...' diye seslenip kaybolurdu. Yaz akşamının tatlılığı geniş bahçeye, yeni açmış çiçeklere, meyva dolu ağaçlara sinerdi. Komşulardan birinin kuyudan su çektiği çıkrığın gıcırtısı derinden gelir, bir yanda da ağabeylerimin sesleri, kazma ile küreğin toprağa çarpmasının gürültüsü işitilirdi.

Sur dibindeki mağara bana korku verirdi. Gündüzleri yalnız başıma kapısından bile bakmak beni korkutuyordu. İçerisi daima karanlıkla, rutubetle, bir sürü bitip tükenmeyen çıtırtılarla dolu olurdu. Geceleri ise bahçeye çıkmak imkânsızdı. Bizans'tan kalma bu surların hikâyesini, alayı, şakayı, mübalayı seven güler yüzlü haliyle anlatır, bizleri heyecandan heyecana sürükler, sonra 'Biz vaktiyle bu mağaradaki defineyi çok arardık. Hele biçare Nihat Bey amcanın ömrü bu define peşinde geçti,' der, bizi sıcak hayallere, bir binbir gece masallarına doğru götürürdü."
(Oktay Akbal, Bizans Definesi’nden)

Birinci kişili anlatımın tüm özelliklerini bu kısa alıntıda bulabiliriz. Buradaki "ben", yazarın kendisi midir, yoksa öykünün bir kahramanı mıdır; bu önemli değil. Mağarayı, mağaranın çevresini öyküyü bize anlatan çocuğun gözüyle görüyor, onun izlenimlerini, onun gözlemlerini paylaşıyoruz. Böylece öyküden içeri girmemiz kolaylaşıyor. Anlatıcıyla (birinci tekil kişi) aramızda bir yakınlık, bir dostluk kuruluyor. Böylelikle onunla yer değiştirmemiz, kendimizi anlatıcının yerine koymamız kolaylaşıyor.
Gördüğümüz gibi, bu alıntıdaki birinci kişi hem bir gözlemci, hem de izlenimci kişi gibi davranıyor. Bir yandan gördüklerini gözlemlediklerini anlatırken bir yandan da anlattıkları üzerine görüşlerini belirtiyor. Böylece dolaylamalara başvurmadan, doğrudan anlatılanı algılamamıza olanak sağlıyor.

Kaynak: Emin ÖZDEMİR - Yazınsal Türler
En güzel bilgi kitaplardadır.

Cvp:Ben merkezli hikaye 3 yıl, 5 ay önce #260

  • zehir
  • ÇEVRİMDIŞI
  • Yeni Edebiyatçı
  • Gönderiler: 3
  • Karma: 0
Teşekkür ederim.
  • Sayfa:
  • 1
Sayfa oluşturulma süresi: 0.34 saniye

Kayıt - Giriş



Bunlari Biliyor musunuz?

İlk köy şiiri Muallim Naci'nin "Köylü Kızların Şarkısı" adlı şiiridir.
Çarşamba, 05/23/2012 05:26
Telif Hakkı © 2012 Open Source Matters. Tüm Hakları Saklıdır.
Joomla! GNU/GPL lisansı altında özgür bir yazılımdır.