Eleştiri (Tenkit)

  • Şiir, tiyatro, hikâye, roman, resim, heykel, film gibi bir sanat veya düşünce eserinin, zayıf ve güçlü yönleri göz önünde bulundurularak gerçek değerini belirleme amacıyla yapılan inceleme sonucunun anlatıldığı yazı türüne “eleştiri (tenkit)” denir.
  • Bir kimsenin kendi eleştirisini yazarken ortaya koyduğu esere “otokritik” veya “özeleştiri” denir.
  • Eleştirinin amacı, iyi ve güzel olan sanat yapıtının değerini ortaya çıkarmak, sanatı iyi ve güzel olmayandan kurtarmak, kalıcı bir niteliğe kavuşturmaktır. Ayrıca kötüye, çirkine, iyi ve güzel olmayana fırsat vermeyerek; sanatçıyı daha güzel, daha güçlü, daha olgun, daha başarılı eserler yaratmaya teşvik etmektir. Okura, izleyiciye ve sanatçıya kılavuzluk yapmaktır.
  • Eleştirmen, hangi sanat eserini eleştirecekse o sanat dalının gerektirdiği birikime sahip olmalıdır. Bu birikim; o alana ait geniş bilgiye ve kültüre sahip olmakla, dünle bugünün sanat meselelerini çok iyi bilmekle, başka milletlerin de önemli sanat eserlerini ve sanatçılarını etraflıca tanımakla sağlanabilir. Bu yüzden, eleştiri yazmak kolay bir iş değildir. Eleştirmen; bir eseri veya kişiyi şekil, ruh, konu ve anlatım bakımından inceler.

Servet-i Fünun Döneminde Eleştiri

Servet-i Fünûn edebiyatı döneminde Batı tarzında tenkitler ka­leme alınmıştır. Bu dönemde Ahmed Şuayb, Hüseyin Cahit, Cenap Sahabettin tenkit yazıları yazmıştır.

Edebiyatımızda "eski-yeni" tartışması, tenkit türünün gelişme­sine katkı yapmıştır. "Eski-yeni" tartışması 1809'dan itibaren üç yıl sürmüştür. Bu tartışma, temelde fikir tartışması olmasına rağmen, zaman zaman kişiselliğe de dökülmüştür. Eskinin ten­kit anlayışı, Divan edebiyatındaki "hiciv", Halk edebiyatındaki "taşlama" ve Batı edebiyatındaki "izlenimci tenkit" ile paralellik­ler gösterir. Servet-i Fünûncular ise Muallim Naci'nin etrafında­ki heyecanlı topluluğa göre daha objektif davranmışlardır.

Bu dönemdeki Doğu-Batı mücadeleleri sırasında, Divan edebi­yatını tutanların, modern (bilimsel, nesnel) tenkidi bilmemeleri nedeniyle, sürekli polemiğe yol açacak yazılar yazmaları karşı­sında, Servet-i Fünûncuların da zaman zaman polemik yaptık­ları görülmüştür. Bu tür yazıları kaleme alan sanatçıların başın­da Batı cephesinde (yeni) Hüseyin Cahit Yalçın gelmektedir. Hüseyin Cahit, bu polemiklerinin bir kısmını sonradan "Kavga­larım" (1910) adlı kitabında toplamıştır.

Servet-i Fünûn edebiyatının temel esaslarını topluma açıkla­mak amacıyla yazılan pek çok yazı vardır. Servet-i Fünuncular arasında olmasına rağmen, bu edebiyat topluluğunun şiir anlayışını eleştiren ilk sanatçı, Ahmed Şuayb olmuştur. Ali Ekrem'in "Şiirimiz" (1900) adlı otokritiği (öz eleştiri) de bu nitelikte bir yazıdır. Sanatçı bu yazısında Servet-i Fünûn şiiri­ni değerlendirmiş, içinde bulunduğu edebiyat topluluğunun şi­ir anlayışını eleştirmiştir.

Biraz Daha Hakikat (Eleştiri Örneği)

"Dekadanlar" makalesini yazan zat: "Bizde birtakım genç edipler var, bunlar lisanı berbat ediyorlar, yazdıklarından bir şey anlaşılmıyor, bunlara 'Dekadan' denir, Çünkü Fransa'da böyle bir meslek-i edebî (edebî akım) mürevviçleri (yürütücü­leri) vardır ki yazdıkları anlaşılmaz ve onlara 'Dekadan' derler; işte bizde yeni peyda olan (çıkan) bu edipler de 'Deka­dan'dır, meslekleri 'Dekadanlık'tır." diyordu. Yani bizde "De­kadanlık" mesleğinin mevcudiyeti (varlığı) bir isnat suretiyle (suçlama şeklinde) meydana çıkmış oluyordu.

 

Ahmet Mithat Efendi Hazret­lerinin "Dekadanlar isnadı­na (suçlamasına) mukabe­lede bulunan (karşılık ve­ren) oldu mu? Dekadanlık iyidir, Mithat Efendi şu nok­talarda yanılmıştır" gibi ce­vaplar veren bulundu mu?  

 

Hayır. Bilâkis, hiç kimse "Dekadanlık" üzerine almadı, red­detti. Bu ispat ediyor ki, vehmolunan (sanılan) "Dekadanlık" bizde yoktu.

 

Artık şu bî-mânâ (anlamsız) "Dekadan" sözünü bırakalım da daha muvafık (uygun) bir tabir ile (terimle) "Servet-i Fünûn Edebiyatı"ndan bahsedelim. Çünkü bu yanlış "Dekadan" sö­züyle "Servet-i Fünûn"a yazı yazanlar ve yazdıkları şeyler kasdolunuyordu.

"Dekadan", Fransa'da, Sembolizm'in yayıldığı sırada, onları kötülemek, eleştirmek, onlarla alay etmek için söylenmiş "geri­ci" anlamına gelen bir sözdü.

Hüseyin Cahit Yalçın

Kayıt - Giriş



Bunlari Biliyor musunuz?

Mektup türü Divan edebiyatında pek yaygın değildir. En bilinen örneği Fuzuli’nin Şikâyetnamesi’dir.
Çarşamba, 05/23/2012 19:43
Telif Hakkı © 2012 Open Source Matters. Tüm Hakları Saklıdır.
Joomla! GNU/GPL lisansı altında özgür bir yazılımdır.