Yirminci yüzyılın ilk yarısının sonlarına yaklaşılırken Fransa'da yaygınlık kazanan varoluşçuluk her şeyden önce bir felsefe akımıdır. Konu ile uğraşanların dediklerine göre kökleri Pascal'a, Saint-Augustin'e, hatta daha da gerilerde Stoacılara, Sokrates'e uzanan bu felsefenin asıl gelişimi on dokuzuncu yüzyılda başlar. Schelling ile Kierkegaard, o zamana dek düşünürlerin üzerinde pek durmadıkları varoluş (existence), insanın varoluşu sorununa eğilirler.(...) "varoluşçuluk iki dala ayrılır:
1. Dinci (Hıristiyan) varoluşçular:
2. Dinci olmayan, Tanrıtanımaz varoluşçular