Anlatım Bozuklukları Konu Testi - 2 (8. Sınıf)

1. AÅŸağıdaki cümlelerin hangisinde anlatım bozukluÄŸu yoktur? A) İngiltere'de atlı ve trafik polisleri büyük bir kazayı önlemiÅŸ. B) Kartal, havada uçarken…

Servet-i Fünun Edebiyatı Konu Testi - 1

1. (I) Servet-i Fünûn ÅŸiiri dil, ÅŸekil ve anlayış bakı­mından Tanzimat ÅŸiiriyle aynıdır. (II) Servet-i Fünûn ÅŸiirinde güçlü bir musiki, biçim kusursuz­luÄŸu…

Serveti Fünun Döneminde Tiyatro

Servet-i Fünûn edebiyatının edebî türler içinde en za­yıf halkası tiyatrodur. Bir yandan Tanzimat tiyatrosunun adaptasyon ve telife dayanan güçlü geleneÄŸi, bir…

Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı Konu Testi - 1

1. Tek romanı ve en önemli eseri "Üç İstanbul"da, II. Abdülhamit, II. MeÅŸrutiyet ve Mütareke yıllarının İstanbul'unu anlattı. Gerçekçi kiÅŸiler, ayrıntılı…

Karagöz

Deriden kesilen ve tasvir adı verilen birtakım şekillerin (insan, hayvan, bitki, eşya vb.) arkadan ışıklandırılarak beyaz bir per­de üzerine yansıtılmasına dayanan bir gölge oyunudur.

 

Gölge oyununun ortaya çıkışıyla ilgili farklı söylentiler vardır. İl­ki gölge oyununun Çin'de ortaya çıktığıdır. Söylentiye göre, İm­parator Wu (M.Ö. 140 - 87) çok sevdiği karısının ölümü üzeri­ne derin bir üzüntüye kapılır. Şav - Wöng adlı bir Çinli, impara­torun üzüntüsünü hafifletmek için, ona ölen karısının hayalini bir perde arkasından gösterebileceğini söyler. Sarayın bir oda­sına gerdiği bir perdenin üzerine karısına benzeyen bir kadının gölgesini düşürür ve bu gölgeyi ölen kadının hayali olarak im­paratora sunar. (M.Ö. 121)

 

Bir başka söylentiye göre gölge oyunu IV. yüzyılda Hint'te orta­ya çıkmış, oradan V. yüzyılda Cava'ya geçmiştir. Cava'da Wayang adı verilen ve gerek şekilleri, gerek konuları bugüne de­ğin korunan bu oyunlarda Hint efsanelerinin etkisi açıkça gö­rülmektedir.

Burada asıl konu, gölge oyununun Anadolu'ya nasıl geldiğidir. Gölge oyununun Anadolu'ya gelişiyle ilgili de farklı söylentiler vardır. Kimi kaynaklar gölge oyununun Anadolu'ya Orta As­ya'dan geldiğini, kim kaynaklarsa Mısır'dan geldiğini belirt­mektedir. Evliya Çelebi ise Karagöz ile Hacivat'ın Anadolu Sel­çuklu Hükümdarı Alaeddin Keykubat zamanında (13. yüzyıl) yaşamış gerçek kişiler olduğunu belirtir.

 

Halk arasındaki bir söy­lentiye göre ise Karagöz ile Hacivat, Osmanlı dö­neminde Sultan Orhan (14. yüzyıl) zamanında Bursa'da bir cami yapı­mında çalışmış işçilerdir. İkisi arasındaki nükteli ko­nuşmalar, diğer işçileri eğlendirir. Daha sonra Şeyh Küşteri, Hacivat ve Karagöz'ün deriden yapıl­mış tasvirlerini oynatmış ve onların şakalarını tek­rarlamıştır. Bu nedenle Karagöz perdesine Küşte­ri Meydanı da denir.

 

17. yüzyılda kesin biçimini alan Karagöz, daha sonraki yüzyıl­larda büyük bir gelişme göstermiş, Türklerin en sevilen, tutulan gösterisi olmuştur.

 

Karagöz oyununda sahne, seyirciye göre arkasından aydınla­tılmış beyaz bir perdeden ibarettir. Oyun, deve derisinden ya­pılmış ve her biri belli bir tipi canlandıran renkli figürleri perde­ye yansıtmak ve hareket ettirmek suretiyle oynanır.

 

Karagöz oyunu, "hayalî" veya "hayalbaz" denen bir kişi tara­fından oynatılır ve seslendirilir. Hayalbazın yardımcısına da "yardak" adı verilir.

 

Oyundaki Bazı Tipler:

 

Karagöz ile Hacivat, gölge oyunun en önemli tipleridir. Bunla­rın yanında "Çelebi, Zenne, Beberuhi, Tuzsuz Deli Bekir, Him­met, Tiryaki vb." tipler de vardır.

 

Karagöz: Oyunun başrol oyuncusu Karagöz'dür. Okumamış bir halk adamıdır. Hacivat'ın kullandığı yabancı kelimeleri anla­maz ya da anlamaz görünüp onlara yanlış anlamlar yükleyerek ortaya çeşitli nükteler çıkarır. Bir taraftan da yabancı dil kuralla­rı ile yabancı kelimeler kullanan Hacivat ile alay eder. Her işe burnunu sokar, sokakta olmadığı zaman da evinin penceresin­den uzanarak ya da içeriden seslenerek işe karışır. Dobra, za­man zaman patavatsız yapısından dolayı sık sık zor durumlar­da kalsa da bir yolunu bulup işin içinden sıyrılır. Çoğu zaman işsizdir, Hacivat'ın bulduğu işlerde çalışır. Değişik oyunlarda rol icabı değişik kıyafetler içinde farklı Karagöz tasvirleri vardır. Kadın Karagöz, Gelin Karagöz, Çıplak Karagöz, Bekçi Karagöz, Çingene Karagöz, Tulumlu Karagöz, Davullu Karagöz, Ağa Ka­ragöz vb.

 

Hacivat: Hacivat ise tam bir düzen adamıdır. Nabza göre şer­bet verir. Günü kurtarma peşindedir. Kişisel çıkarlarını her za­man ön planda tutar. Az buçuk okumuşluğundan dolayı ya­bancı sözcüklerle konuşmayı sever. Okumuş, kültürlü kesimi temsil eder. Perdeye gelen hemen herkesi tanır, onların işlerine aracılık eder. Alın teriyle çalışıp kazanmaktan çok, Karagöz'ü çalıştırarak onun sırtından geçinmeye bakar.

 

Çelebi: Kusursuz bir Türkçesi vardır, İstanbul ağzı ile konuşur. Bazı oyunlarda zengin bir bey, bazı oyunlarda bir mirasyedi, bazı oyunlarda ise zevk düşkünü bir çapkındır. Nazik ve çıtkırıl­dım bir tiptir. Elinde şemsiye, çiçek demeti ya da baston olan değişik Çelebi tasvirleri vardır.

 

Zenne: Karagöz oyunundaki bütün kadınlara genel olarak Zenne denir. Salkım İnci, Şallı Natır, Nuridil, Dimyat Pirinci, Şekernaz, Cemalifer, Hürmüz Hanım, Dürdane Hanım, Şetaret (Arap halayık), Dilber, Nâzikter vb.

 

Beberuhi: Altıkarış Beberuhi lakabıyla anılır. Yaşı büyük aklı küçük, ahmak bir tiptir.

 

Matiz: Çingenecede sarhoş demektir. Sarhoş, ayyaş, belalı bir kabadayıdır.

 

Tuzsuz Deli Bekir: Kabadayı tipidir. Bir elinde içki şişesi, bir elinde tabanca ya da kama vardır. Olayların karmaşıklaştığı an­da gelip kaba kuvvetle olayı çözer.

 

Himmet: Kastamonulu Himmet olarak da geçer. Sırtında baltası vardır. Kaba saba bir tiptir.

 

Tiryaki: Afyon yutup pineklemekle ömür geçiren, olayların en can alıcı yerinde uyuklayan bir tiptir.

 

Oyunun Bölümleri:

 

Karagöz oyunu "Mukaddime, Muhavere, Fasıl, Bitiş" olmak üzere dört bölümden meydana gelir:

 

Mukaddime (giriş): Metinde, Hacivat'la Karagöz'ün kavga etmesine kadar olan kısım giriş bölümüdür. Perde aydınlatıldık­tan sonra Hacivat, müzik eşliğinde bir semaî okur. Semaî bitin­ce "Of, hay Hak!" diyerek, perde gazeli denen bir şiir okur. Sonra Karagöz'ü perdeye davet eden sözler söyler. Karagöz, Hacivat'ın çıkardığı gürültüye kızar, perdeye gelir, kavga eder­ler.

 

Muhavere: Metinde, Hacivat'ın "Vay Karagöz'üm, benim iki gözüm merhaba!" sözü ile başlayıp parçanın sonuna kadar devam eden kısım oyunun muhavere (karşılıklı konuşma) adı verilen ikinci bölümüdür.

 

Fasıl: Asıl oyunun perdeye aksettirildiği bölüme fasıl denir. Fasıl, muhavereden sonra gelir. Bu bölümde çeşitli tipler oyu­na katılır. Bunlar genellikle kendi ağız (şive) özellikleriyle Kara­göz'le konuşturulur. Konuşmalara bazen Hacivat da karışır. Ko­nuşmalarda komiklik ağır basar. Olaylar bir yerde düğümlenir. Sonunda başka bir tipin (efe, külhanbeyi, sarhoş vb.) perdeye gelmesiyle düğüm çözülür.

Bitiş: Bu bölümde Hacivat'la Karagöz'ün konuşmaları olur. Konuşma kavgaya dönüşür. Hacivat:
"Yıktın perdeyi eyledin viran.
Varayım sahibine haber vereyim hemân"
diyerek perdeyi terk eder. Karagöz de: "Her ne kadar sürç-i li¬san ettikse affola." diyerek oyunu bitirir.

Yorumlar (0)Add Comment

Yorum yaz
daha küçük | daha büyük

busy
 

Kayıt - Giriş



Bunlari Biliyor musunuz?

İlk atasözleri kitabı Şinasi'nin "Durub-ı Emsal-i Osmaniye" adlı eseridir.
PerÅŸembe, 05/24/2012 05:04
Telif Hakkı © 2012 Open Source Matters. Tüm Hakları Saklıdır.
Joomla! GNU/GPL lisansı altında özgür bir yazılımdır.