Servet-i Fünun, Fecr-i Ati ve…
Servet-i Fünun TopluluÄŸunun…
Düzyazı Türleri (8. Sınıf)
| Åžiir ve Gelenek |
|
Åžiirler, yazıldıkları dönemin zihniyetinin etkisindedir. Öyleyse gelenek ile zihniyet birbiriyle yakın iliÅŸkilidir. Çünkü, geleneklerin oluÅŸumunda zihniyetin - yaÅŸanan dönemin her türlü etkinliÄŸinin- etkisi büyüktür. Her geleneÄŸin bir baÅŸlangıcı, olgunluk devri ve gözden düştüğü devri vardır. Bir ÅŸair bir ÅŸiir geleneÄŸinin ses veya söyleyiÅŸ özelliÄŸinden, yapısınÂdan yararlanabilir. Yararlanmak, bu geleneÄŸi sürdürmek anlamında deÄŸildir. Bazı ÅŸiirleri inceleyerek bazı geleneklerin ortak özelliklerini belirleyeÂlim:  HALK ŞİİRİ 17. Yüzyıl:  (a) Ilgıt ılgıt esen seher yelleri                                    (b) Esip esip yâra deÄŸmeli deÄŸil                                  (c) Ak elleri elvan elvan kınalı                                    (b) Karadır gözleri sürmeli deÄŸil deÄŸil: redif                                  (d) Estirir de seher yeli estirir                            (d) Kimini aÄŸlatır kimini küstürür                                 (d) Kısmet ise kadir Mevla'm gösterir                          (b) Çokça heves edip öğmeli deÄŸil                     -ir: redif         (e) Bir bölük turna da havada uçar                    (e) İner enginlerden bir bade içer                     (e) Eser seher yeli göğsünü açar                                (b) Yar göğsün bentleri düğmeli deÄŸil                 -ar: redif -ç: yarım uyak          (f) Karac'oÄŸlan der ki konup göçmedim                (f) Ak göğsünün düğmelerini açmadım                  (f) Fursat elde iken alıp kaçmadım                      (b) Öldürmeli beni döğmeli deÄŸil                         -medim: redif -ç: yarım uyak  ** Ritim: Åžiir 11'li hece ölçüsüyle söylenmiÅŸtir. ** Uyak düzeni: abcb-dddb-eeeb-fffb ÅŸeklindedir. ** Nazım birimi: Dörtlüktür. ** Birim sayısı: BeÅŸtir (Alınmamış bir dörtlüğü daha vardır). ** Teması: Sevgilinin güzelliÄŸidir. ** Nazım ÅŸekli: KoÅŸmadır. Yukarıdaki özellikler sadece koÅŸmada bir araya gelir.  19. Yüzyıl: (a) Sabahtan uÄŸradım ben bir fidana                                    (b) Dedim mahmur musun dedi ki yok yok                     (c) Ak elleri boÄŸum boÄŸum kınalı                                  (b) Dedim bayram mıdır dedi ki yok yok ded ki yok yok: redif                       (d) Dedim inci nedir, dedi diÅŸimdir                               (d) Dedim kalem nedir, dedi kasımdır                           (d) Dedim on beÅŸ nedir, dedi yaşımdır                          (b) Dedim daha var mı, dedi ki yok yok                         -ımdır: redif -ÅŸ: yarım uyak  (e) Dedim Erzurum nen, dedi ilimdir                            (e) Dedim gidermiÅŸin, dedi yolumdur                            (e) Dedim Emrah nendir, dedi kulumdur                        (b) Dedim satar mısın, söyledi yok yok                          -ımdır: redif -l: yarım uyak  ** Ritim: 11'li hece ölçüsüyle saÄŸlanmıştır. ** Uyak düzeni: abcb-dddb-eeeb ** Nazım birimi: Dörtlüktür. ** Birim sayısı: Üç dörtlükten oluÅŸmuÅŸtur. ** Teması: Sevgilinin güzelliÄŸidir. ** Nazım ÅŸekli: KoÅŸmadır.
* Her iki ÅŸiirde de halk söyleyiÅŸlerine çokça yer verilmiÅŸtir: "Kara göz, sürmeli göz, kınalı el, heves etmek, kısmet etmek, kadir Mevlâ'm, uÄŸÂramak, mahsur olmak, inci diÅŸ, kalem kaÅŸ..." * Her iki ÅŸiirin dili de oldukça sadedir. * Bu ÅŸekilde yazılan ÅŸiirler halk ÅŸiiri geleneÄŸini oluÅŸturur.  Halk Åžiiri GeleneÄŸinin Özellikleri: ** Halkın oluÅŸturduÄŸu ve halk içinde oluÅŸan ÅŸiirlerdir. ** Halkın yaÅŸama biçimini, acılarını, sevinçlerini, hayata bakış tarzını yansıtır. ** Dili konuÅŸma dilidir. Yabancı etkilerden uzaktır. ** İçten bir anlatımı vardır. ** Nazım birimi genellikle dörtlüktür. ** Ritim millî ölçümüz olan hece ölçüsüyle saÄŸlanır. ** ÇoÄŸunlukla yarım uyak kullanılır. ** Bu ÅŸiirler saz eÅŸliÄŸinde söylenir. ** Bu ÅŸiir geleneÄŸinde kullanılan belli baÅŸlı nazım ÅŸekilleri ve türleri ÅŸunlardır: Mani, türkü, ninni, tekerleme, destan, ağıt, koÅŸma, semai, varÂsağı, ilahi, nefes, nutuk, deme vb. ** Åžair son dörtlükte takma adını (mahlas) söyler. ** Bu ÅŸiirlerin toplandığı defterlere "cönk" denir.  b. DİVAN ŞİİRİ (KLASİK ŞİİR) 15. Yüzyıl (a) Bahar boldu vü gül meyli kılmadı könglüm                 (a) Açıldı gönce vü İtkin açılmadı könglüm                   -madı könglüm: redif -ıl: tam uyak Ali Åžir Nevai
Günümüz Türkçesiyle: Bahar geldi (ama) gönlüm güle meyletmedi. Gonca açıldı ama gönlüm açılmadı.
16. Yüzyıl: (a) Suya versün bağban gülzarı zahmet çekmesün                   (b) Bir gül açılmaz yüzün tek verse bin gülzâre su                   Fuzûlî Günümüz Türkçesiyle: Bahçıvan gül bahçesini sele verse de boşuna yorulmuş olur. (Çünkü) bin gül bahçesine su verse de senin yüzün gibi bir gül açılmaz.  17. Yüzyıl (a) Esdi nesim-i nev-bahâr açıldı güller subh-dem                   (a) Açsın bizim de gönlümüz sâkî meded sun câm-ı Cem          Nefî -em: tam uyak  Günümüz Türkçesiyle: İlkbahar rüzgârı esti, sabah vakti güller açıldı. Saki yetiş, Cem'in kadehinden bize de sun, bizim de gönlümüz açılsın.  18. yüzyıl (a) Haddeden geçmiş nezâket yal ü bal olmuş sana     (a) Mey süzülmüş şişeden rûhsâr-ı âl olmuş sana        Nedim -olmuş sana: redif - âl: zengin uyak  Günümüz Türkçesiyle: Nezaket en ince şekilde işlenmiş, elenmiş senin boyun poşun olmuş; Şarap şişeden süzülmüş senin yanağının kırmızısı olmuş.  19. yüzyıl (a) Cehlimi bilmeyecek mertebe cahil değilim         (a) Bilirim rütbe-i noksanımı kâmil değilim                Yenişehirli Avni değilim: redif -il: tam uyak  Günümüz Türkçesiyle: Ne kadar cahil olduğumu bilmeyecek kadar da cahil değilim. Bulunduğum yerdeki eksiğimi bilirim, kâmil değilim.
** Yukarıdaki örneklerde Divan ÅŸiirinin yüzyıllar içerisinde nasıl bir geliÅŸim gösterdiÄŸini görmekteyiz. İlk zamanki yalın ve açık ifadeler yerini zamanla daha karmaşık imgelere ve çaÄŸrışımlara bırakmıştır. ** Bu dönem (16-18. yüzyıl) divan ÅŸiirinin olgunluk devridir.  Divan Åžiiri GeleneÄŸinin BaÅŸlıca Özellikleri ** Klasik (divan) ÅŸiirinin nazım birimi beyittir. ** Ritim aruz ölçüsüyle saÄŸlanır. ** Anlatımda Arapça - Farsça sözcükler ve tamlamalar kullanılır, bu yüzden ağır bir dili vardır. ** Medrese eÄŸitimi almış ÅŸairler tarafından yazılır. ** Konudan çok, söyleyiÅŸ güzelliÄŸine önem verilmiÅŸtir. ** Çok güçlü bir söyleyiÅŸ ve ritim özelliÄŸi vardır. ** Genellikle tam ve zengin uyak kullanılır. ** Bu ÅŸiirlerde imgeler çok kullanılır. ** Bu ÅŸiir geleneÄŸinde kullanılan bazı nazım ÅŸekilleri ve türleri ÅŸunlardır: gazel, kaside, mesnevi, müstezad, terkib-i bend, terci-i bend... ** Åžair, son birimde mahlasını kullanılır.  c. SON DÖNEM (MODERN) TÜRK ŞİİRİ  20. Yüzyıl-... HİKÂYE Senin dudakların penbe Ellerin beyaz Al tut ellerimi Tut biraz.  Benim doÄŸduÄŸum köylerde Ceviz aÄŸaçları yoktu, Ben bu yüzden serinliÄŸe hasretim OkÅŸa biraz.  Benim doÄŸduÄŸum köylerde BuÄŸday tarlaları yoktu, Dağıt saçlarını bebek Savur biraz. Cahit Külebi  ELLER Eller hepsi de beÅŸer tane parmaktan, Eller, türlü türlü... yaÅŸamaktan.  Boynu bükük eller, dizlerin üstünde İster bir yabancının, ister kardeÅŸimin de;  Eller göbek üstünde, yok bir ÅŸey umrunda Ellikten çıkmış eller, ekmek uÄŸrunda.  Derileri soyulanlar çamaşırdan Eller, avuç içleri nasırdan Açılmış, kapanmayacak ovucundan belli Dilencinin eli. Ziya Osman Saba  Not: "Eller" ÅŸiirinde divan ÅŸiiri nazım birimi olan beyit kullanılÂmıştır. Bu, ÅŸairin Divan ÅŸiiri geleneÄŸinden faydalandığını göstermektedir.  EKMEK VE YILDIZLAR Ekmek dizimizde Yıldızlar uzakta ta uzakta Ekmek yiyorum, yıldızlara bakarak Öyle dalmışım ki sormayın Bazen ÅŸaşırıp ekmek yerine Yıldız yiyorum Oktay Rıfat
Son Dönem (Modern) Türk Åžiiri GeleneÄŸinin Özellikleri: ** Yeni nazım biçimleri, Türk edebiyatında ilk kez, Tanzimat döneminÂden sonra kullanılmaya baÅŸlar. ** Bu nazım biçimleri edebiyatımıza Batı edebiyatından girmiÅŸtir. ** Bu gelenekte oluÅŸan nazım biçimlerinde, bentlerdeki dize sayısı eÅŸit olmayabilir. ** Bentler, ÅŸiir içinde baÅŸlı başına bir anlam bütünlüğü göstermezler. AnÂlam yönünden bentler arasında sıkı bir baÄŸ vardır ve bentlerin yerleri de deÄŸiÅŸmez. ** Åžiire günlük hayat konu olmaya baÅŸlamıştır. ** Her ÅŸiirin, konusuyla ilgili bir adı vardır. ** Åžiirde konu birliÄŸi vardır. ** Åžiirde konu birliÄŸi saÄŸlanmasıyla, ÅŸiir sonunda ÅŸairin adını söylemesi yersiz olacağından, ÅŸairin mahlası (takma adı) bulunmaz. ** Yeni Türk ÅŸiirinde nazım birimi beyit ya da dörtlük deÄŸil, dizedir. ** Dizede her zaman anlam bütünlüğü olmayabilir. Bir dizede tamamÂlanmamış düşünce, öteki dizeye geçebilir. ** Divan ÅŸiirindeki gibi soyut deÄŸil, somut konular iÅŸlenmeye baÅŸlanmıştır. ** Dizelerin uyaklanışı, ÅŸairin isteÄŸine göre deÄŸiÅŸmiÅŸtir. ** Tekdüze ölçülerden çok karma ölçülere yer verilmiÅŸtir (Bir ÅŸiirde aruÂzun deÄŸiÅŸik kalıplarının kullanılması gibi). ** ÇoÄŸunlukla serbest ölçü kullanılmıştır. ** Bu ÅŸiir geleneÄŸinde kullanılan bazı nazım ÅŸekilleri ÅŸunlardır: Sone, balad, terzarima, serbest müstezad... Yorumlar (8)
![]() yazar (: kndimi seviyorum :), Åžubat 23, 2011
Gerçekten tam istediğim gibi olmuş. Yazıp da paylaşanların eline sağlık.
Yorum yaz
|







Şiir geleneği, daha önce yaşamış şairler tarafından oluşturulur. Dil, tema ve yapı bakımından birbiriyle aynı ve benzer şiirler yazan şairler, bir geleneği başlatırlar. Böylece divan şiiri geleneği, halk şiir geleneği, modern şiir geleneği gibi gelenekler ortaya çıkar.

Teşekkür ederim. Çok işime yaradı, beğendim...


