Fiillerde Kip (Zaman-Anlam) Kayması
LYS Edebiyat Deneme - 2
Tanzimat Döneminde Gezi Yazısı
Metinlerin Sınıflandırılması Konu Testi - 1
| 15-19. Yüzyıl Divan Edebiyatı |
|
** Klasik Türk ÅŸiiri belli bir olgunluÄŸa ulaÅŸtıktan sonra ÅŸairler, yazdıkları ÅŸiÂirlerde bireysel duyguları dile getirmiÅŸler, ahenk ve söyleyiÅŸ güzelliÄŸine önem vermiÅŸlerdir. ** Bu edebiyata, klasik kurallara baÄŸlılığı nedeniyle Klasik Türk EdebiyaÂtı; saray ve çevresine seslendiÄŸi için Yüksek Zümre Edebiyatı, Saray Edebiyatı ÅŸiirlerin divan adı verilen bir kitapta toplanması nedeniyle de Divan Edebiyatı adları verilmiÅŸtir. ** Divan edebiyatının temel anlatım aracı ÅŸiirdir. Nesre fazla önem verilÂmemiÅŸ, nesir dili ağırlaÅŸtırılmış, yabancı sözcük tamlama ve dil kuralÂlarıyla örülmüştür. ** XIII. yüzyılda Hoca Dehhani ile baÅŸlayıp XVI, XVII ve XVIII. yüzyıllarda en güçlü ÅŸairleriyle olgunluk dönemini yaÅŸayan, XIX. yüzyılın sonlarına doÄŸru Batı kültürünün etkisiyle önemini yitirmeye baÅŸlayan bir "edebiÂyat geleneÄŸi"dir. Bu süre içinde Anadolu'da Necati, Baki, Fuzûlî, Nef i, Nâbi, Åžeyhülislam Yahya, Nedim, Åžeyh Galip; Anadolu dışında da Ali Şîr Nevâi, gibi klasik Türk edebiyatı ÅŸairleri yetiÅŸmiÅŸtir. ** Sanat ve edebiyat, bir devletteki siyasi ve ekonomi çizgiyi belli mesafeÂden takip eder, ondan etkilenir. Eserin ruhunda dönemin görkemi, yanÂsıması, zihniyeti hissettirilir. Åžairin düşüncesi ve sanatsal yönünü dizeÂlerinde görmek mümkündür. Divan ÅŸiirinin geliÅŸim çizgisi, Osmanlı'nın gücü, kültürel yaÅŸamdaki zenginlik ve askerî alandaki güçle paralel yürümüştür. ** İslâmiyetle karşılaÅŸma, dünya devleti olma gücü, toplumları dolayısıyla dinleri de kaynaÅŸtırmıştır. Birçok ÅŸiirde dinî motiflere islam kültürüne rastÂlanır. Bu nedenle bu dönem Osmanlı edebiyatında Arapça ve Farsçanın büyük bir etkisini görüyoruz. Tadı ve dokusu bize özgü olsa da dinsel egemenliÄŸin gerçeÄŸi ortadadır.Â
  DİVAN ŞİİRİ Türkler, XIII. yüzyıldan baÅŸlayarak XV. yüzyıldan itibaren de önemli ÅŸahsiyetler yetiÅŸtiren ve XIX. yüzyılın ortalarına kadar devam eden bir edebiyat geleneÄŸi oluÅŸturmuÅŸlardır. Toplumun belirli kesimine hitap eden, saray çevÂresinde geliÅŸen bu edebiyat geleneÄŸinin adı "Divan Edebiyatı"dır. Bu edeÂbiyat geleneÄŸinde "ÅŸiir" sözcüğü çoÄŸu zaman "edebiyat" sözcüğüyle eÅŸ deÄŸer kullanılmıştır. Bunun asıl sebebi bu edebiyat geleneÄŸinde nesirden ziyade ÅŸiire ilgi duyulması, ÅŸiir türünde ürünlerin verilmesi düz yazılarda bile ÅŸiirsel bir dilin hakim olmasıdır. Dolayısıyla "divan edebiyatı" dendiÄŸi zaman da çoÄŸunlukla "divan ÅŸiiri" akla gelmektedir.  Divan ÅŸairlerinin bir kısmı medrese kültürü ile yetiÅŸip Arap ve iran edebiÂyatının etkisinde kalırken bir kısmı da Batı'da ortaya çıkan edebî akımlara benzeyen edebî anlayışlarla yoÄŸrulmuÅŸtur. Türk-i Basit, MahallileÅŸme, Sebk-i Hindî adlarıyla anılan bu akımlar, divan ÅŸiirini biçimlendiren önemli etkenler arasındadır.  Şairler, ÅŸiirlerini "divan" adı verilen kitaplarda topladıklarından "divan edeÂbiyatı" adını alan bir ÅŸiir geleneÄŸi; Osmanlı, Arap, iran, hatta Hint kültüÂründeki ortak özelliklere baÄŸlı kalınarak oluÅŸturulmuÅŸtur. Bu ÅŸiir geleneÄŸi ÅŸekilsel öğelere sıkı sıkıya baÄŸlı bir edebiyattır.  Divan Åžiiri GeleneÄŸinin Genel Özellikleri:  ** Divan ÅŸiiri, kendine özgü bir zevk ve anlayış ortamında oluÅŸmuÅŸtur. Bu ortam, İslami öğelerle saltanat anlayışının bir arada düşünüldüğü OsÂmanlı Devleti'ndeki saray çevresidir ** Divan ÅŸiiri, estetik zevki geliÅŸmiÅŸ, kültürlü yüce, yüksek ve ideal olaÂna yönelik olduÄŸu için genellikle soyut ve evrensel konular iÅŸlenmiÅŸtir. Åžiirde soyut öğeler, hayalî güzellikler; efsaneler, tarihî ve dinî öğeler ağır basmaktadır, insan ve doÄŸa gerçekte olduÄŸundan farklı iÅŸlenmiÅŸtir. Günlük hayatın gerçeklerinden az söz edilmiÅŸtir. ** Divan ÅŸiiri, geleneksel bir ÅŸiirdir. Kuralcı ve biçimci olmayı ön plânda tutar. Yapı, ahenk, tema bakımından yüzlerce yıl süregelen ortak bir anlayışın ürünüdür. Bu çerçevede divan ÅŸiirinde özgün olanı yakalaÂmak zordur. ** Hece ölçüsüyle yazılan birkaç ÅŸiir dışında, bütün ÅŸairler aruz veznini kullanmıştır. ** Kafiyeler kesin kurallara baÄŸlanmış, özellikle tam ve zengin kafiye kulÂlanılmış, göz için uyak ilkesi benimsenmiÅŸtir. Kuralları ve kalıpları belli olmasına karşın ölçüden ve uyaktan gelen ahenk ÅŸiirin tümüne hakim olmuÅŸtur. ** Divan ÅŸiirinin dili Osmanlıcadır. Aruz ölçüsünün Türkçenin yapısına uygun olmaması, ÅŸairlerin bu ölçüyü kusursuz kullanma çabası, diliÂmize Arapça ve Farsçadan birçok sözcük ve tamlamaların girmesine neden olmuÅŸ böylece, Osmanlıca dediÄŸimiz dilin oluÅŸmasında önemli bir etken olmuÅŸtur. ** Divan ÅŸiiri geleneÄŸinde anlam ve ses kaynaÅŸmasından oluÅŸan birimler vardır. Bu birimlere beyit, dörtlük ve bentgibi isimler verilir. Bu birimler dize örgüsü ve uyakların biçimleniÅŸine göre oluÅŸur. ** Divan ÅŸiirinde en küçük nazım birimi beyittir. Her beyit kendi içinde bir anlam bütünlüğüne sahiptir. Åžair, hünerini bir beyitte göstermek duruÂmunda olduÄŸundan anlam yoÄŸunluÄŸuna ve biçimsel mükemlliÄŸe dikkat eder. ** Tek dizeden oluÅŸan ve "azade mısra" adı verilen ÅŸiirler de vardır. ** Her beyitte farklı temalar iÅŸlenmiÅŸ, düşünce ve hayaller, iki mısrada anÂlatılmaya çalışılmıştır. Bütün güzelliÄŸi, konu bütünlüğü deÄŸil, parça (beyit) güzelliÄŸi, bütünlüğü önemsenmiÅŸtir. Beyitlerdeki duygu deÄŸiÂÅŸik anlatımlarla diÄŸer beyitlere geçer. ** Åžiirlerde "parça güzelliÄŸi" esası uygulanmış; murabba, muhammes gibi "bent" bütünlüğüne dayalı nazım ÅŸekilleri de kullanılmıştır. Nazım birimÂlerinden her biri (beyit de olsa, bent de olsa), kendi içinde ses ve anlam kaynaÅŸmasından oluÅŸan bir bütünlük taşır. ** Åžiirler ÅŸekil ve dil olarak daha çok Arap ve Fars kültürünü; zevk, zihniyet ve estetik açıdan ise Türk kültürünü yansıtır. ** Gazel, kaside, mesnevi, rubai, müstezat, musammat gibi Arap ve Fars (iran) edebiyatının ortak nazım ÅŸekilleri kullanılmıştır. Bu nazım ÅŸekilÂlerine Türk ÅŸairleri tarafından divan ÅŸiirine kazandırılan ÅŸarkı ve tuyuÄŸ nazım biçimleri de eklenmiÅŸtir. ** Åžiirlerin özel adları, baÅŸlıkları yoktur. Gazel, kaside, murabba gibi baÅŸÂlıklarla adlandırılır. Gazeller kafiye ve rediflere göre, kasideler tasvir bölümündeki konuya ve redifine göre adlandırılır. Döne döne gazeli, su kasidesi, bahariye, nevruziye... ** Konu deÄŸil konunun iÅŸleniÅŸ ÅŸekli (üslûp) yani söyleyiÅŸ güzelliÄŸi, mükemÂmelliÄŸi hedeflenmiÅŸtir. ** Sanat yapma amacı güdüldüğü için süslü anlatıma, söz sanatlarına çokça yer verilmiÅŸtir. ** Sanat sanat için anlayışıyla hareket edilmiÅŸ, dolayısıyla bireysel ve soyut konular daha çok iÅŸlenmiÅŸtir. ** Düşünce ve hayallar genellikle mazmun adı verilen orta kalıplaÅŸmış sözÂlerle anlatılmıştır.  Servi: boyu                                                ok: kirpiÄŸi Yay: kaşı                                                  gül: güzel yanağı, Mah: yüzlüyü sembolize etmiÅŸtir.  ** Divan ÅŸiiri soyut fikirlerle örüldüğü için genellikle içki meclisleri, aÅŸk, aÅŸkın getirdiÄŸi çaresizlik, sevgiliye özlem, tasavvuf gibi temaların yanısıra övgü, yergi, ölüm acısı, dinsel ve toplumsal konular da iÅŸlenmiÅŸtir. Bunlar soyut ve mecazlı bir anlatımla ifade edilmiÅŸtir. Bunun yanı sıra toplumsal yaÅŸayıştan, geleneksel kültürden, halk söyleyiÅŸinÂden deyimlerden olabildiÄŸince yararlanılmıştır. ** Bu edebiyat özünü, din, tasavvuf ve İran mitolojisinden alır. İşlenen teÂmalar, motifler, kavramlar, ortak konular Arap - İran kaynaklıdır. ** Divan ÅŸiiri geleneÄŸinde aÅŸk önemli bir yer tutar. Bu gelenekteki aÅŸkla bazen dünyadaki güzellere duyulan sevgi, bazen tasavvufi yani ilahi aÅŸk kastedilmektedir. Tasavvufi aÅŸkı iÅŸleyenlerde amaç "mutlak güzellik" olan Allah'ı bulmaktır. Bu nedenle ÅŸiirlerde iÅŸlenen somut bir sevgili yoktur. Bu anlayışa göre ilahi aÅŸk; maddi (beÅŸeri, insani, deÄŸiÅŸmeceli) aÅŸkla baÅŸlar. Bir güzele âşık olan ÅŸair daha sonra duygularını soyutlaÂma yoluyla ilahi olana dönüştürerek Allah'a kavuÅŸmak ister. Oldukça uzun ve engellerle dolu olan bu yolculukta çekilen çileler ve acılar her ÅŸeye deÄŸer. Çünkü bu yolculuÄŸun sonunda sevgiliye kavuÅŸmak vardır. AÅŸk, tasavvuf dışı bir anlayışla iÅŸleyen ÅŸairlerin ÅŸiirlerindeki sevgili ise somut bir varlık olan kadındır. ** Uyak, biçim ve sözcüklerdeki sıralanış, vezin gibi imge ve söz sanatlaÂrı da ortaktır. Söz sanatları ÅŸiirde gerçek anlamı ötelerken ÅŸiire derinlik katar, ÅŸiirin gizemselliÄŸini ortaya koymuÅŸ olur. Åžiirin imgeyle ÅŸiirsellik kazandığı ilk ÅŸiirlerdeki bu durumun divan edebiyatı ÅŸairlerinde doruÄŸa çıktığını söylemek mümkündür Yorumlar (2)
![]() Yorum yaz
|







** Klasik Türk Edebiyatı, Türklerin İslâmiyet'i kabul etmelerinden sonra geliÅŸen bir edebiyattır. Arap, İran kültür ve medeniyetlerinin etkisinde geliÅŸmiÅŸtir. Bu kültürü yansıtırken çoÄŸunlukla din ekseninde ÅŸekillendi ve İslammedeniyeti ile özdeÅŸleÅŸti. Bu edebiyat, ilk ürünlerini XI. yüzÂyılda Anadolu dışında, XIII. yüzyıldan itibaren de Anadolu'da vermeye baÅŸlamıştır. Klasik Türk Edebiyatı'nın ilk örneklerinde didaktik konular iÅŸlenmiÅŸtir. Bu dönemde aruz ölçüsünün yeni kullanılıyor olması ve Türkçenin bu ölçüye uygun olmaması, söyleyiÅŸte birtakım aksaklıkların ortaya çıkmasına neden olmuÅŸtur.


