Sözcükte Anlam Konu Testi - 1 (8. Sınıf)
Öyküleyici Anlatım Biçimi (Öyküleme)
Fiiller - Eylemler (8. Sınıf)
İslamiyet Öncesi Türk Destanları
| Leyla ile Mecnun Hikayesi |
|
 Kays on yaşına gelince okula gönderilir ve orada Leyla ile karşılaşır. Kays ile Leyla birbirlerini severler. Okuldayken sürekli bir arada bulunurlar; ancak aÅŸkları gizli kalmaz, çevreye yayılır. Dedikodular, Leyla'nın annesinin kulağına gidince annesi Leyla'ya kızar, ona öğütler verir. Leyla anlatılanları inkâr etse de ailesi onu okuldan alır. Kays, okulda Leyla'yı göremeyince üzüntüden çılÂgına döner, aÄŸlayıp inler, felekten yakınır, okulu bırakarak başıboÅŸ dolaÅŸmaya baÅŸlar ve sonunda çöllere düşer. Kays, o günden sonra "Mecnûn" (aklını yitirmiÅŸ, çılgın) diye anılır.  Bir gün arkadaÅŸları Mecnun'u biraz gezdirmek eÄŸlendirmek amacıyla birlikte kıra çıkmaya karar verirler. Leyla ile Mecnun burada karşılaşınca düşüp bayılırlar. Kızlar, Leyla'yı ayıltıp eve götürürler. Mecnun da aÄŸlayarak ve ÅŸiirler söyleyerek tekrar çöle döner.  Mecnun'un Babası oÄŸlunun bu durumuna çok üzülür ve onu arayıp çölde bir köşede bulur. "Leyla bizdedir" diye kandırıp onu eve getirir. Evde Mecnun'a öğütler verir, hangi kızı beÄŸenirse alacağını söyler. Ancak gözü Leyla'dan baÅŸkasını görmeyen Mecnûn yine çöllere döner.  Mecnun'un babası çaresiz kalınca kabilesinin büyükleriyle birlikte Leyla'yı istemeye gider. Leyla'nın babası Kays'ın artık "mecnun" (deli, çılgın) diye anıldığını, bu durumda bir deliye kız veremeyeceÄŸini söyler. Ancak iyileÅŸtiÄŸi taktirde kızını Kays'a verebileceÄŸini söyler.  Mecnun'un babası oÄŸlunu bulup bu sözleri ona aktarır. Mecnun ise akıllanmasının kendi elinde olmadığını söyleyerek babasınÂdan yardım ister. Babası en iyi doktorları çağırır, Mecnun'u iyileÅŸtirmeye çalışır; ama baÅŸaramazlar. Babası Mecnun'u Kabe'ye götürür ve bu dertten kurtulması için Allah'a yalvarmasını ister. Gittikçe Leyla'dan çok aÅŸkın büyüsüne kapılan Mecnun ise tersine derdinin artması için dua eder. Kâbe'de ÅŸu gazeli okur:  Bu gazel, Mecnûn'un münacâtıdur:  1      Yâ Râb 6ela'yı aÅŸk-ile kılâşinâ meni            Bir dem 6e(â-yı aşıdan etme cüda meni
2      Az eyleme inayetimi ehl-i derdden             Yani ki çok belâlara kıl mübtelâ meni
3      Oldukça men götürme Belâdan irâdetüm            Men isterem belâyı çü ister belâ meni
4      Temkinümi belâ-yı mahabbetde kılma süst           Tâ dûst ta'n edüp demeye bî-vefâ meni
5      Getdükçe hüsnin eyle ziyâde nigârumun           Geldükçe derdine beter et mübtelâ meni
6      Men handan u mülâzemet-i i'tibâr ü câh           Kıl kâbil-i saâdet-ifakr ufenâ meni
7      Eyle zaîf kıl tenüm firkatinde kim          Vaslına mümkün olayetürmek sabâ meni
8      Nahıvet kılup nasib fuzulî kimi mana           Yâ Rab mukayyed eyleme mutlak nana meni   Bu gazel Mecnûn'un yalvarmasıdır.  1      Tanrı'm! Beni aÅŸk belasıyla dost eyle, beni bir an olsun aÅŸk belâsından ayırma. 2      Dert çekenlerden yardımını azaltma, yani beni çok belâlara düşür. 3      Ben var oldukça (benden) belâ isteÄŸimi eksik etme; ben belâyı isterim; çünkü belâ da beni ister. 4      AÅŸk belâsında ağırbaÅŸlılığımı bozma, sonra dost (beni) ayıplayıp da bana vefasız demesin. 5      Sevgilinin güzelliÄŸini daha da arttır, (o) geldikçe beni onun derdine daha beter tutkun et. 6      Ben nerede, dünya varlığına, büyüklüğe özenip baÄŸÂlanmak nerede? Beni yoksulluÄŸun ve yok olmanın mutluluÄŸunu kabul edici yap. 7      Onun ayrılığında vücudumu öyle zayıflat ki, sabah yeli beni götürüp ona kavuÅŸtursun. 8      Allah'ım! Fuzûlî gibi bana (da) gururu, kibri nasip edip beni benliÄŸime sımsıkı baÄŸlama  Babacı, Mecnûn'dan ümidini keser. Mecnûn'un duası kabul edilir ve Mecnûn tekrar çöle döner, bütün vaktini çölde aÅŸk derdiyle geçirir. Çölde tuzaÄŸa düşmüş bir ceylan görür. Bütün varınıı vererek onu avcının elinden kurtarır, çöldeki ceylanlar da Mecnûnla dolaÅŸmaya baÅŸlar.  BaÅŸka bir gün tuzaÄŸa yakalanmış bir güvercini kurtarır. Mecnûn artık çölde hayvanlarla dolaşır, onlarla öylesine dost olur ki kuÅŸlar Mecnûn'un başında yuva yapar.  Bu arada Nevfel adlı bir yiÄŸit, bir mecliste Mecnûn'un bir ÅŸiirini duyar, çok etkilenir. Mecnûn'un başından geçen acıklı durumu da öğrenince ona yardım etmek ister.  Nevfel, Leyla'nın babasına mektup yazarak kızını Mecnûn'a vermesini, yoksa gelip zorla alacağını bildirir. Leyla'nın babası, kızını Mecnûn'a vermemekte ısrar edince Leyla'nın babasının kabileleriyle Nevfel'in adamları arasında çetin bir savaÅŸ baÅŸlar. Ancak Mecnûn, bu savaÅŸta Leyla'nın babasının savaşı kaybetmemesi için dua eder. Savaşı bir türlü kazanamayan Nevfel, Mecnûn'un yaptığı duayı da öğrenince hem üzülür hem de hırslanır. Artık saÂvaşı kazansa da Leyla'yı zorla almaktan vazgeçer. Bunu duyan Mecnûn bedduayı bırakır. Nevfel sırf yiÄŸitliÄŸini ispatlamak için bir kez daha savaşır ve kazanır. Fakat sözünde durarak Leyla'yı istemekten vazgeçer, Mecnûn'u kendi haline bırakır.  Bu arada Leyla da aÅŸk ateÅŸiyle yanıp tutuÅŸmaktadır. ArkadaÅŸları onu eÄŸlendirmek isÂter; ama Leyla kimseye kulak vermez. Rahat aÄŸlayabilmek için kendi canına zarar verir. Mumla, pervaneyle, sabah rüzgârıyla, Ay'la konuÅŸur; derdini onlara anlatır. Kızının bu durumuna çok üzülen babası, onun aÅŸk derdinden kurtulması için, onu İbn-i Selâm'la evlendirmeye karar verir. İbn-i Selâm, büyük bir düğün yaparak Leyla'yla evlenir. Leyla, eli kılıcında yanlarında bir peri olduÄŸunu söyleyerek kocaÂsını yanına yaklaÅŸtırmaz.  Mecnûn'un arkadaÅŸlarından Zeyd adlı bir genç de Leyla'ya âşıktır. Zeyd, Leyla'nın evlendiÄŸini Mecnûn'a ulaÅŸtırır. Acısı bir kat daha artan Mecnûn, Leyla ile İbn-i Selam arasında nelerin olup bittiÄŸini bilmediÄŸi için Leyla'ya sitem dolu bir mektup yazar, Zeyd'in aracılığıyla ona yollar.  Zeyd, Leyla'ya mektubu verir; mektubu alınca Leyla da hemen cevap yazar. Leyla; ahde vefa gösterdiÄŸini, zorla evlendiÂrildiÄŸini, kocasının kendisine dokunmadığını söyleyerek Mecnûn'un sitem ederek derdine dert katmamasını ister. Bunun üzerine Mecnûn, sitem ettiÄŸine piÅŸman olur.  Mecnûn'un babası, Leyla'nın babasının Mecnûn'u öldürmek üzere çöle adamlar saldığını öğrenince çöle gider, oÄŸluna öğütler verir. Babası konuÅŸurken Mecnûn titremeye baÅŸlar ve kolundan ellerine doÄŸru kan boÅŸanır. Mecnûn, Leyla'nın koÂlundan kan alındığını, artık iki bedende tek ruh olduklarını söyleyerek durumu babasına açıklar. Mecnûn'un ileri mertebeye vardığını anlayan babası, oÄŸluna vasiyetlerini yaparak evine döner, kısa süre sonra da ölür.                Zeyd, Mecnûn'la Leyla arasında mektup götürüp getirir. KavuÅŸmalarına engel olan İbn-i Selâm'a beddua eder; İbn-i Selâm hastalanıp ölür. Zeyd, İbn-i Selam'ın öldüğünü haber verince Mecnûn'un sevineceÄŸini zanneder. Mecnûn sevineceÄŸi yerÂde, İbn-i Selâm için aÄŸlamaya baÅŸlar. Çünkü o da kendi gibi âşıktır, aÅŸk yolunda kendini kurban etmiÅŸtir. , Mecnûn gerçek bir "âşık'ta bulunması gereken özellikleri bir gazeliyle şöyle sıralar:  Bu gazel Mecnun'un dilindendir:  1      Âşık oldur kim kılur cânın fedâ cananına            Meyl-i cânân etmesün her kim ki vermez cânına
2      Cânını cânâna vermekdür kemâli âşıkun            Vermeyen cân itiraf etmek gerek noksânına
3      Vasl eyyâmı verüp cânâne cân râhat bulan            Yegdür andan kim salur canın gam-ı hicrânına
4      Aşk resmin âşık öğrenmek gerek pervâneden            Kim köyer gördükde şem'ün âteş-i sûzânına
5      Fânî ol aşk içre kim benzer fenâsı âşıdan             Teyz-i câvîd ile Hızr'un çeşme-i hayvânına
6      Aşk derdinün devâsı kâbil-i dermân degül            Terk-i cân derler bu derdim muteber dermânına
7      Hiç kim cânân içim cân vermeye lâf etmesün            Kim gelüpdür bu sıfat ancak Fuzûlî sânına  Günümüz Türkçesiyle  1    Âşık, canını sevgilisi için feda edebilendir. Canını verÂmeyi göze alamayan, sevgili istemeye kalkmasın! 2    Âşıkın olgunluÄŸu, canını sevgilisine verebilmededir. Canını vermeyen, (aÅŸktaki) eksikliÄŸini itiraf etmelidir. 3    KavuÅŸma gününde sevgilisine canını verip rahata eren, sevgilinin ayrılığında canına üzüntü çektirenden daha iyidir. 4    Âşık, aÅŸkın yordamını pervaneden öğrenmelidir. Ki (o pervane) (mumu) görür görmez (kendini) mumun yaÂkıcı ateÅŸine düşürüverir. 5    AÅŸk içinde kendini yok et. Ki âşığın yok olması, Hızır'ın sonsuz bereket veren ölümsüzlük suyu çeÅŸmesinden su içmeye benzer. 6    AÅŸk hastalığına ilâçla çare bulunmaz. Bu hastalığın en güvenilir çaresi candan vazgeçmektir derler. 7    Hiç kimse sevgili için canını vermekten söz etmesin 8    Ki bu özellik yalnızca Fuzûlî'nin ÅŸanına yakışır  Leyla, kocası İbn-i Selâm'ın ölümünden sonra babasının evine döner. Kocasının ölümünü fırsat bilen Leyla, iki yıl gecesini gündüzünü matemle geçirir. Aslında Mecnûn için aÄŸlamaktadır. Dillere düştüğünü gören babası, kabilesiyle beraber baÅŸka bir yere göç etmeye karar verir Bu göç sırasında Leyla'nın devesi çölde kaybolur. Yolunu kaybeden Leyla çölde bir adamla karşıÂlaşır Adam, adının Mecnûn olduÄŸunu söyleyince Leyla ona çıkışır. Mecnûn ÅŸiir okuyarak hikâyesini anlatınca, Leyla onu tanır; ama o Leyla'yı tanımaz ve Leyla'nın kim olduÄŸunu ÅŸu sözlerle sorar:  "Ey bana sırrını açan v e lütufkâr sözleri ile beni ÅŸereflendireni "Kimsin? Bana adını açıkla, bu çölde ne arıyorsun? Tatlı tatlı sözler söylüyor, gönlümün hâline acıyorsun. Bu, gönlümü, alıp başımın üzerine gölge salmak boÅŸuna deÄŸil Mademki Bende anlama ihtimali yok; ey güzel insan, sen kendinin kim olduÄŸunu söyle!"  Leyla ve onun ilgisizliÄŸinden yakınır ve kendini ÅŸu sözlerle tanıtır:  "Canının arzusu, hasta ve yaralı gönlünün muradı olan Leyla Senim" "EÄŸer Hasta isen tabibin benim; yok,, eÄŸer âşık isen sevgilin de benim." "Gel vuslat meclisine mahrem olda biran için olsun benimle beraber bulun."  Bunun üzerine Mecnûn da Leyla'yı tanır. Ne var ki Mecnûn dünya zevklerinden tamamen uzaklaÅŸmış, ilahî aÅŸka ulaÅŸmış, sadeÂce ruhu ile yaÅŸar olmuÅŸtur ve tanınmaz hâldedir. Artık onu bedenen deÄŸil, ruhen sevmektedir. Gözünde maddenin önemi yoktur. Çünkü o ilâhi (gerçek) aÅŸka eriÅŸmiÅŸtir. Artık ikilik ortadan kalkmıştır. Bunu...  Ger men men isem neÅŸen sen ey yâr Ger sen sen isen ney em men-izâr  beytiyle anlatır.  Leyla, Mecnûn'un yüce bir merkeze ulaÅŸtığını anlar, kendisini aramaya gelen adamla oradan ayrılır, eve döner.  Leyla, Mecnûn'dan umudunu kesmiÅŸtir. Ona kavuÅŸmanın mümkün olmadığını anlar, ölmek için Allah'a yalvarır. DileÄŸi yerine geÂlir, yataklara düşer, annesine gidip Mecnûn'u görmesini ve duasını almasını vasiyet ederek umutsuzluk içinde genç yaÅŸta ölür. Mecnûn, Leyla'nın ölümünü Zeyd'den öğrenince yanık bir ciÄŸerle âh çeker. Zeyd'in ardına düşüp Leyla'nın mezarına gider. Üstüne kapanıp mezarı kucaklar. Önce ona sonra ecele niyaz eder:  Ya Râb mânâ cism u can gerekmez Cânânesüz cihan gerekmez  beytini okuyan Mecnûn şöyle devam eder:  "Ey ay yüzlü! Bu yolda benim yoldaşımmdın; yoldaÅŸ, yoldaşı bırakıp gider mi?" "Ey ömür! Gel ÅŸimdi sen de sona er! Çünkü âlem gözüme zindan oldu." "Yârim var iken âlem hoÅŸ idi; madem artık yâr yok, o hâlde her ÅŸey yok olsun!" "Ey ecel! Seni arzuluyorum, kerem et, elemlerimi gider, gamlarımı kaldır!" Bu kararsız ve zavallı âşık "Leyla" diyerek tatlı canını verir. Mecnûn'u derin bir keder içinde Leyla'nın yanına gömerler. Oraya bir mezar taşı dikerler. Zaman içinde hikâye dilden dile yayılır, bu mezar halk arasında kutsal bir yer hâline dönüşür. Zeyd buranın türbedarı olur. Bir gün o mezara yaslanıp dalar. RüÂyasında bir güzel bahçe içinde birçok güzeller arasında iki çok güzel insan görür. Oranın neresi, bu insanların da kim olduÄŸunu sorar. "Burası cennet bahçesidir. Yanlarındaki huri ve gılmanlardır. Bu iki seçkin insan da Leyla ve Mecnûn'dur cevabını alır. * Daha fazlası için eki indirebilirsiniz. Yorumlar (3)
![]() Yorum yaz
|







Asil, faziletli ve zengin bir Arap emiri, itibarını ve mirasını bıracak bir erkek evlat sahibi olmak için türbelere adaklar adar, sürekli Allah'a yalvarır. Sonunda duaları kabul olur ve bir erkek çocuğu olur. Çocuğa Kays adı verilir.
Herkese tavsiye ediyorumm


