Servet-i Fünun İle Tanzimat Edebiyatının Karşılaştırılması

Hem Servet-i Fünun hem de Tanzimat edebiyatı Batı etkisindeki Türk edebiyatının dönemleridir. Bu iki dönemin çok ortak yönü yoktur. Her iki dönemde de Fransız…

Fiillerde Kip (Zaman-Anlam) Kayması

Fiil kipinin, kendi zamanı (anlamı) dışında kullanıl­masına zaman kayması denir. Haftaya sınavlar baÅŸlıyor. Bu cümlenin yüklemi ÅŸimdiki zamanla…

Düşsel (Fantastik) Anlatım

Düşsel Anlatımın Özellikleri: Düşsel anlatımda konu; olaÄŸanüstü ve fantastik özelliklere sahip, hayal ürünüdür. Zaman belirli ya da belirsizdir; olaÄŸanüstü…

Ad Tamlamaları

İki ya da daha çok adın çeÅŸitli anlam ilgileriyle oluÅŸturduÄŸu takıma ad tamlaması denir.Ad tamlamalarında birinci ada tamlayan, ikinci ada tamlanan denir. Ad…

Odysseia (Odisse) Destanı ve Tahlili

ODYSSEUS (Odiseus)'LA PENELOPEIA (Fenelopya)'NIN GÖRÜŞMESİ - AYAK YIKAMA SAHNESİ

Troya Savaşı biteli on yıl kadar geçmiştir. Sağ kalan Yunanlıların hepsi çoktan evlerine döndükleri hâlde bir tanrının düşmanlğına uğrayan Odysseus hâlâ yurduna varamamıştır. Sonunda Tanrıça Athenae (Athena)'nın yardımıyla, bin bir maceradan sonra yurduna ayak basar. Evine bir dilenci kılığında gelir. Karısına ve servetine göz koyan kişilerin evinde yaptıkları zararları görür. Kendini Odyesseus'un eski bir dostu olarak tanıtır ve karısı Peneloçeia ile görüşür. Kocasının anısına son derece bağlı olan ve edebiyatta sadık eş örneği olarak gösterilen Penelopeia yabancıya yakınlık gösterir, ihtiyar sütnineye onu ağırlamasını ve ayaklarını yıkamasını emreder. İşe başlayan ihtiyar kadın aşağıdaki konuşmayı yapar.


Ama ben yerine getiririm ÅŸimdi seve seve
İkarios (İkaros)'un kızı uslu, akıllı Penelopeia'nın buyruğunu.
Hem Penelopeia'nın hatırı için yıkarım ayaklarını
hem de senin hatırın için yıkarım,
çünkü kuşkuyla allak bullak oldu yüreğim,
dinle de diyeyim nedenini sana:
Bir sürü garip geldi bu kapıya şimdiye dek,
ama gelmemiÅŸti Odysseus'a benzeyen bu kadar.
bedenin yapısı, sesin, bacaklarınla tıpkı osun.
Karşılık verdi ona çok akıllı Odysseus, dedi ki:
"Herkes öyle der, kocakarı bütün görenler,
ikiniz tıpatıp, derler benzersiniz birbirinize,
doğruyu söyledin sen de bastın üstüne tam."
Böyle dedi, kocakarı Eurykleia (Orkleya) da gitti çabucak
içinde ayak yıkanan pırıl pırıl bir leğen getirdi,
leğene bolca soğuk su döktü, sonra kattı sıcak su,
Odysseus o ara gitmiÅŸ ocaktan uzak bir yere oturmuÅŸtu,
ve birden çevirmiştir sırını ışığa,
çünkü bir korku düşmüştü yüreğine apansız,
ya ayağını ellerken yarasını görüp anlarsa her şeyi
Nitekim yaklaştıkça kadın yıkamak için ayağını,
o saat tanıdı yarasını efendisinin,
vaktiyle bir yaban domuzu ak dişleriyle açmıştı o yarayı
Autolykos (Otolkos) ve oğullarıyla birlikte Pamesos'a gittiğinde.
Anasının soylu babasıydı Autolykos,
hırsızlıkta ve yalan yere yeminde üstüne yoktu,
Hermeias (Hermes) tanrının kendisi vermişti bu yetiyi ona,
yaktığı kuzu ve oğlak butlarından hoşlanmıştı çok.
hep yoldaş olurdu, ona bu yüzden, isterdi iyiliğini.
Autoloykos gelmişti bir gün semiz topraklarına ithake'nin,
torununu görmeye, kızının yeni doğurduğunu,
Eurykleia da yemekten sonra uzatıp çocuğu
onun kucağına vermiş ve diller döküp demişti ki:
"Sen bir ad bul koy sevgili kızının çocuğuna
bu yavruyu sen dört gözle bekledindi."
Autolykos şöyle karşılık vermiş, demişti ki:
"Diyeyim o adı size, damadım ve kızım benim,
erkeklerden ve kadınlardan çok kötülük gördüm gelirken buraya,
çektim bereketli toprak üstünde çok çileler,
bu yüzden Odysseus adını taktım bu çocuğa, yani çileli.
Ana evine gelsin delikanlı olunca bu çocuk,
Parmesos'a, benim mallarımın olduğu konağa,
armağanlar vereyim ve sevinip geri göndereyim onu."
İşte bu parlak armağanlar için gittiydi Odysseus.
Autolykos ve Autolykos'un oğulları onu orda
kollarını açıp karşıladılardı bal gibi sözlerle,
anasın anası Amphithee (Ampite) kucakladıydı Odysseus'u
ve öptüydü başından ve iki güzel gözünden.
Bacağı ellerini içine alınca ihtiyar kadın,
şöyle bir dokundu ve hemen tanıdı yarayı,
koyuverdi ayağı, düştü ayak leğenin içine,
tunç çınladı, leğen yana devrildi, sular saçıldı.
Bir anda sevinç ve acı kapladı kocakarının gönlünü,
gözleri doldu ve tam bağıracakken boğuldu sesi,
yakaladı Odysseus'sun sen, Odysseus, sevgili yavrum benim.
nasıl da tanıyamamışım dedim ben seni,
önündeymiş benim efendim tekmil elimdeymiş meğer."

(Yukarıdaki "Odysseus" destanında, Odysseus, Telemakos (Telemak) 'la buluşup olan biteni öğrenir. Karısını âşıklarının arasına girip onların yerinden bile oynatamadıkları meşhur yayını gerer ve oğlunun yardımı ile küstah âşıkları öldürür. Athena, Odysseus'u gençleştirir. Baba, ana ve oğul sonsuz mutluluğa ererler.)

HOMEROS
Çeviren: Azra ERAT – A. KADİR

Dosya Sahibi: Administrator
İndirilme: 372
BeÄŸenilme: Average vote 0 stars (0 Oylar)
Sizin Oyunuz:

Yorumlar (0)Add Comment

Yorum yaz
daha küçük | daha büyük

busy
 

Kayıt - Giriş



Bunlari Biliyor musunuz?

Gazel ve kasidenin son beytine "makta" denir.
PerÅŸembe, 05/24/2012 09:17
Telif Hakkı © 2012 Open Source Matters. Tüm Hakları Saklıdır.
Joomla! GNU/GPL lisansı altında özgür bir yazılımdır.