Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı Konu Testi - 1
de/da'nın Yazımı (7. Sınıf)
Sıfatlar (Önadlar) (8. Sınıf)
9. Sınıf Edebiyat Özet Bilgiler
| BeÅŸ Hececiler ve Temsilcileri |
|
Millî Edebiyat döneminde milliyetçilik akımının da etkisiyle Halk edebiyatından çokça yararlanılmıştır. Åžiir dili yalınlaÅŸmış, heceÂnin kullanımı yaygınlaÅŸmıştır. Halkın yaÅŸamı büyük ölçüde ÅŸiire yansımıştır.  Millî Edebiyat döneminde sade bir dil ve hece ölçüsüyle yazılan ÅŸiirlerde tema:  Bu dönemde sade bir dille ve hece ölçüsüyle yazılan ÅŸiirlerin konusu Anadolu halkının yaÅŸamı ve ülkenin içinde bulunduÄŸu gerçeklerdir. Åžairler, ÅŸiirlerinde uzun süren savaÅŸlar sonucu zor durumda kalmış vatan toprağını ve Türk insanın acıklı halini ÅŸiÂirlerinde iÅŸlemiÅŸler, halka moral vermeye çalışmışlardır. Bu baÄŸÂlamda ÅŸiirlerin teması ulusaldır, yani evrensellikten uzaktır.  Millî Edebiyat döneminde sade bir dil ve hece ölçüsüyle yazılan ÅŸiirlerin temasıyla devrin gerçekliÄŸi arasındaki iliÅŸÂki:  Bu dönemde yazılan ÅŸiirler devrin gerçeklerini yansıtır bir bakıÂma. Åžairler gözlemlerini ÅŸiirleÅŸtirmiÅŸ, halkın içinde bulunduÄŸu durumu anlatmışlardır.  Millî Edebiyat döneminde sade bir dil ve hece ölçüsüyle yazılan ÅŸiirlerin yorumlanması:  Bu dönemde yazılan ÅŸiirleri yorumlamak için devrin ekonomik, sosyal, siyasi ve edebî durumu iyi bilinmelidir. Bu dönem, OsÂmanlının yıkılış yıllarıdır. Her yerde savaÅŸ vardır. Halk yoksulluk içindedir. Devletin kurtarılması için aydınlarca ileri sürülen TürkÂçülük, Osmanlıcık, Batıcılık gibi akımlar ÅŸairleri etkilemiÅŸtir.  Millî Edebiyat döneminde sade bir dil ve hece ölçüsüyle yazılan ÅŸiirlerin gelenekle iliÅŸkisi:  Bu dönemde yazılan ÅŸiirlerde Türk örf ve adetlerine göndermeÂler vardır. Åžiir geleneÄŸi açısından da Halk ÅŸiiri geleneÄŸinden yaÂrarlanılmıştır.  Millî Edebiyat döneminde sade bir dil ve hece ölçüsüyle yazılan ÅŸiirlerle Fecr-i Âti'ye ait ÅŸiirlerin karşılaÅŸtırılması:  Millî Edebiyat döneminde sade bir dille ve hece ölçüsüyle yaÂzılan ÅŸiirler ki bunlar daha çok Yeni Lisancılar'ın ÅŸiirleridir, Fecr-i Âti ÅŸiiriyle apayrı özellikler taşır. Fecr-i Âti ÅŸiiri, aruzla yazılır, diÂli ağırdır, sanat gayesi güdülür, bireysel duyarlıkların ÅŸiiridir; sanatsal yönü yüksektir. Buna karşın Millî Edebiyat döneminde sade bir dil ve hece ölçüsüyle yazılan ÅŸiirlerin dili yalındır, koÂnular halktan, Anadolu'dan, yerli kaynaklardan seçilmiÅŸtir. Bu ÅŸiirlerde kuru bir öğreticilik vardır; bunlar, sanatsal yönden çok üstün ÅŸiirler deÄŸildir.  Milli Edebiyat döneminde sade bir dil ve "nece ölçüsüyle yazılan ÅŸiirlerde ÅŸairin fikri ve edebî yönü:  Bu dönemde sade bir dille ve hece ölçüsüyle yazılan ÅŸiirlerin ÅŸairleri milliyetçilik, özelde Türkçülük akımının fikri savunuculaÂrıdır. Bu hiç kuÅŸku yok ki ÅŸiirlerine de yansımıştır. Millî Edebiyat döneminde sade bir dil ve hece ölçüsüyle yazılan ÅŸiirlerle ÅŸair arasında bu açıdan yakın bir iliÅŸki vardır. Åžairler, ÅŸiiri fikirlerini halka yaymada bir araç saymışlardır.  Millî Edebiyat akımı etkisindeki ÅŸairlerin, Edebiyat-ı Cedidecilerden tam anlamıyla ayrıldıklarını söylemek de pek doÄŸru deÂÄŸildir. Onları eleÅŸtirmiÅŸler, ama onların çizgisinde ÅŸiirler de yazÂmışlardır. Hatta I. Dünya Savaşı ile KurtuluÅŸ Savaşı yıllarında biÂle kendi duygu ve hayallerini iÅŸledikleri, toplumsallıktan ve devÂrin gerçeklerinden kopuk ÅŸiir yazmışlardır. Aruz yerine hece ölÂçüsünü kullanmaları, ÅŸiirin özünden çok biçime yönelik bir deÂÄŸiÅŸikliktir.  Hece ölçüsünün 1911-1923 yılları arasında gittikçe artan ve bir akım halini alan hâkimiyeti bazı gençleri de etkilemiÅŸtir. Åžiire aruzla baÅŸlayan, hatta aruz vezniyle baÅŸarılı manzumeler ve kiÂtaplar yazıp bunu yayımlamış olan ÅŸairler, heceye yönelmiÅŸtir.  1917'de Servet-i Fünûn dergisi çevresinde "Åžairler DerneÄŸi" adıyla toplanan bazı genç ÅŸairler, ÅŸiirde konuÅŸma dilinin kullaÂnılması konusunda görüş birliÄŸine varmıştır. Türk EdebiyaÂtında BeÅŸ Hececiler adı verilen bu genç ÅŸairler, özellikle ÅŸiir diÂlinin yalınlaÅŸmasında ve hece ölçüsünün millî ölçü olarak beÂnimsenmesinde çok büyük rol oynamıştır.  BeÅŸ Hececiler, ÅŸiirlerinde yurt gerçeklerine yer verdilerse de daÂha çok sevgi ve doÄŸa temalarını iÅŸleyen ÅŸiirler yazdılar, ittihat ve Terakki Cemiyeti'nin kültür danışmanı Ziya Gökalp'in yönlendirÂme ve etkileriyle "Millî Åžiir" oluÅŸturmaya yönelen BeÅŸ HececiÂler Türk ÅŸiirinde hecenin ve memleketçi ÅŸiirin yaygınlaÅŸmasına katkı yapmıştır. BeÅŸ Hececilerin tavrı o dönemde aruzla ÅŸiirler yazan Mehmet Akif, Ahmet HaÅŸim, Yahya Kemal gibi ÅŸairleri de etkilemiÅŸ, sade dille ÅŸiir yazmaya yöneltmiÅŸtir. Buna raÄŸmen bu üç ÅŸair, aruzla Türkçe ÅŸiir yazma geleneÄŸini sürdürmüştür.  Türk edebiyatının geliÅŸimi göz önüne alındığında Millî Edebiyat akımının etkileri denince akla ilk olarak BeÅŸ Hececiler gelir. Halit Fahri Ozansoy, Yusuf Ziya Ortaç, Orhan Seyfi Orhon, Enis Behiç Koryürek ve Faruk Nafiz Çamlıbel için kullanılan  BeÅŸ Hececiler ya da Hecenin BeÅŸ Åžairi sözü onların bir araya gelerek yazınsal bir topluluk oluÅŸturdukları izlenimini verse de gerçekte, biçimsel bir çabayı ifade eder.  Bu yıllarda hece veznine yönelen Türk ÅŸairleri, sadece "BeÅŸ Hececilerden ibaret deÄŸildir elbette. Aka Gündüz, Ali MümÂtaz Erolat, Celâl Sahir Erozan; Halide Nusret Zorlutuna, İbÂrahim Alaattin Gövsa, Necmettin Halil Onan, Ali Ulvi Elöve gibi ÅŸairler de aÅŸağı yukarı aynı yıllarda hececilik akımına katılÂmış ve heceyle ÅŸiirler yazmışlardır.  Ancak bunlar içinde BeÅŸ Hececiler, bir grup olarak edebiyat taÂrihimizde özel bir yer edinmiÅŸtir. Onların sanat anlayışlarının belirginleÅŸmesinde Ziya Gökalp'in fikirleri etkili olmasına karşılık ÅŸiirlerinde, Ziya Gökalp'in ÅŸiirinde gördüğümüz, öğretiÂciliÄŸin getirdiÄŸi kuruluk yoktur. Åžiirleri imgeler açısından daha zengin, sanatsal yönden daha yüksektir. Bunda, ÅŸiire Fecr-i Âti duyarlığıyla baÅŸlamış olmalarının etkisi büyüktür. Ayrıca önleÂrinde, ders alıp yararlanabilecekleri Mehmet Emin Yurdakul, Ali Canip Yöntem, Ziya Gökalp gibi örnekler vardır. Ancak BeÅŸ HeÂceciler, gerçekçi olmak istemelerine karşın, savaşın da etkisiyÂle millî duyarlıklar adına gerçekçilikten uzaklaÅŸmışlar, romantizÂme sürüklenmekten kurtulamamışlardır.  Balkan Savaşı'ndan baÅŸlayarak I. Dünya Savaşı yılları yalın bir Türkçe ve hece ölçüsüyle ÅŸiir yazma eÄŸilimini güçlendirmiÅŸ, BeÅŸ Hececi ÅŸairlerin kimileri ulusal duyguları kamçılayan ÅŸiirler yazarken kimileri de Anadolu'ya yönelmiÅŸlerdir. Yurtseverlik, kahramanlık temalarının egemen olduÄŸu ÅŸiirleriyle Türk topluÂmuna moral ve güç aşılamaya çalışmışlardır. DoÄŸaya yöneliÅŸi, yurt güzelliklerinin Anadolu'nun basmakalıp söyleyiÅŸlerle göÂrüntülenmesi olarak almaları ise sığ bir memleketçi edebiyat anlayışını ortaya çıkarmıştır.  Faruk Nafiz Çamlıbel (1898 -1973)  İstanbul'da doÄŸmuÅŸ, ilk ve orta öğrenimiÂni Bakırköy Rüştiyesi ile Hadika-i MeÅŸveÂret İdadisi'nde tamamlamıştır. Daha sonÂra Tıp Fakültesi'ne girmiÅŸ, ancak fakülteyi bitirmeden ayrılmıştır. Bir gazetenin temÂsilcisi olarak önce Ankara'ya gitmiÅŸ; sonÂraki yıllarda da Kayseri, Ankara ve İstanbul'da çeÅŸitli okullarda edebiyat öğretÂmenliÄŸi yapmıştır. Politikaya da atılmış, İstanbul Milletvekili olmuÅŸtur. Bir gezi sıraÂsında Samsun vapurunda ölmüştür.  Millî Edebiyat akımının etkisiyle aruzdan sonra, birçok genç ÅŸaÂir gibi, hece ölçüsüne yönelmiÅŸtir. Kendi döneminin en baÅŸarıÂlı, en lirik ÅŸairi olarak tanınır. Åžiirlerinde kullandığı her türlü biÂçimde, ölçülü ve uyaklı olmaya özenmiÅŸ; bir bakıma ÅŸiirlerindeki uyumu ve ahengi bunlarla saÄŸlama yoluna gitmiÅŸtir. ÅžiirlerinÂde üstünde durulacak en önemli öğeler; imgelere, yazınsal saÂnatlara, özentiye ve aşırı abartmalara baÅŸvurmadan çizdiÄŸi göÂrünümler; duyurmaya çalıştığı içten duygular ve kolay anlaşılır olan dil ve söyleyiÅŸtir. ilk ÅŸiirlerini aruzla yazsa da gerçek kiÅŸiliÄŸini hece ölçüsüyle yazdığı ÅŸiirlerinde göstermiÅŸtir, İstanbul'dan ayrılmadan yazdıÂğı ÅŸiirlerinde romantik yan ağır basarken, Anadolu'yu gördükÂten sonraki ÅŸiirlerinde gözlemlerini gerçekçi bir biçimde dizeleÂrine yansıtmıştır. Halkın yaÅŸamından aldığı konuları Halk ÅŸiiri nazım biçimleriyle ve halk diliyle anlatır. Halk ÅŸiirimizin geleneÂÄŸinden yararlanmıştır. Özensiz, yalın ve içten bir dili vardır. "DeÂli Ozan" ve "Çamdeviren" takma adlarıyla mizahi ÅŸiirler de yazmıştır. "Çoban ÇeÅŸmesi" ve "Han Duvarları"nda, AnadoÂlu'nun kendi yazgısına terk edilmiÅŸliÄŸini tasvir ederken, "SaÂnat" adlı ÅŸiiri memleketçi edebiyatın bir bildirisi niteliÄŸindedir.  Eserleri: Åžarkın Sultanları, Gönülden Gönüle, Dinle Neyden, Çoban ÇeÅŸmesi, Suda Halkalar, Bir Ömür Böyle Geçti, Elimle Seçtiklerim, Tatlı Sert, Akıncı Türküleri, Heyecan ve Sükûn, Han Duvarları (ÅŸiir); Canavar, Akın, Özyurt, Kahraman, Yayla Kartalı (oyun); Yıldız YaÄŸmuru, AyÅŸe'nin Doktoru (roman); İlk Göz AÄŸrısı (adaptasyon).  Halit Fahri Ozansoy (1891 -1971)  İstanbul'da doÄŸmuÅŸtur. Edebiyat öğretÂmeni olmuÅŸ, iki yıl kadar MuÄŸla ve KonÂya'da çalıştıktan sonra emekli oluncaya kadar İstanbul'da görev yapmış ve bu kente ölmüştür. Önce aruz ölçüsüyle duygusal ÅŸiirler yazmış; sonra Millî EdebiÂyat akımının etkisiyle hece ölçüsüne yöÂnelmiÅŸtir. "Aruz'a Veda" adlı ÅŸiiriyle aruzu bırakmış, hece ölçüsünü kullanmaya baÅŸlamıştır. Åžiirlerinde dörtlüklerden sone'ye deÄŸin çeÅŸitli nazım biçimlerini uygulamıştır. Bireysel, egÂzotik temaları yeÄŸlemiÅŸ; genellikle karamsar duyguları dile geÂtirmiÅŸtir.  Eserleri: Rüya, Cenk Duyguları, Efsaneler, Zakkum, Bulutlara Yakın, Gülistanlar ve Harabeler, Paravan, Balkonda Saatler, SuÂlara Dalan Gözler, Hep Onun için, Sonsuz Gecelerin Ötesinde (ÅŸiir); Sulara Giden Köprü, Âşıklar Yolunun Yolcuları (roman); BaykuÅŸ, ilk Åžair, Sönen Kandiller, 10 Yılın Destanı, Nedim, HaÂyalet, Bir Dolaptır Dönüyor, iki Yanda (oyun); Darülbedayi DevÂrinin Eski Günleri, Eski İstanbul Ramazanları, Edebiyatçılar GeÂçiyor (anı).  Yusuf Ziya Ortaç (1896 -1967)  İstanbul'da doÄŸmuÅŸ, Vefa İdadisi'ni bitirÂdikten sonra İzmit ve İstanbul'da öğretÂmenlik yapmıştır. Orhan Seyfi Orhon'la birlikte Akbaba adlı gülmece dergisini çıÂkarmıştır. Sonraki yıllarda Ordu milletvekiÂli olmuÅŸ, bir kalp krizi sonucu İstanbul'da ölmüştür.  Şair, yazar ve mizahçıdır. Åžiire aruzla baÅŸÂlamış, sonra hece ölçüsüyle yazmıştır. Daha sonra da nesre yönelmiÅŸtir. İnce, nükteli, esprili, iÄŸneli, temiz bir dili vardır. "KehkeÅŸan" adlı ÅŸiiri, bir derginin açtığı yaÂrışmada birincilik kazanmıştır. Åžiirlerinde aÅŸkı, doÄŸa sevgisi ve ulusal öğelerle birlikte vermeye çalışır. Dili ve ölçüyü baÅŸarıyla kullansa da ÅŸiirin kendine özgü güzelliÄŸini bir türlü yakalayaÂmamıştır. Buna karşılık gazetecilikte; gülmece, yergi ve nükte alanlarında daha baÅŸarılı olmuÅŸtur.  Eserleri: Akından Akına, Cenk Ufukları, Âşıklar Yolu, YanardaÄŸ, Bir Selvi Gölgesi, KuÅŸ Cıvıltıları, Bir Rüzgâr Esti (ÅŸiir); Binnaz, Nikâhta Keramet (oyun); Göç, Üç Katlı Ev (roman).  Orhan Seyfi Orhon (1890-1972)  İstanbul'da doÄŸmuÅŸ, Hukuk Fakültesi'ni bitirmiÅŸ, gazetecilik, memurluk ve öğretÂmenlik yapmıştır. Akbaba, Ayda Bir, Çınaraltı, Edebiyat Gazetesi, GüneÅŸ, Hıyaban, PapaÄŸan gibi edebiyat ve gülmece dergiÂlerini çıkarmıştır. MilletvekilliÄŸi de yapmış; İstanbul'da ölmüştür.  BaÅŸlangıçta aruz ölçüsünü kullanmış, sonra hece ölçüsüyle serbest söyleyiÅŸe yakın ve yatkın duygusal ÅŸiirler yazmıştır. "Fırtına ve Kar", onun aruzla yazdığı, ilgi çeken uzun manzumesidir. "Peri Kızı ile Çoban Hikâyesi" hece ölçüsüyle Türkçeyi baÅŸarılı kullandıÂğı "manzum masal'ıdır. İkili dizelerden, Halk ÅŸiirinin nazım biÂçimlerinden, yeni biçimlere deÄŸin denediÄŸi ÅŸiirlerinde bireyselÂlik öne çıkar. Özellikle aÅŸk konularını iÅŸlemiÅŸ, yurt sevgisi ve özÂlemini dile getiren ÅŸiirler de yazmıştır. Dizelerinde duyguların iç içeliÄŸi dikkat çeker.  Eserleri: Fırtına ve Kar, Peri Kızı ile Çoban Hikâyesi, Kervan, Gönülden Sesler, O Beyaz Bir KuÅŸtu (ÅŸiir); Çocuk Adam (roÂman); Asrî Kerem (gülmece); Düğün Gecesi (hikâye); Dün-Bu-gün-Yarın (makale); Kulaktan KulaÄŸa (fıkra).  Enis Behiç Koryürek (1891-1949)  İstanbul'da doÄŸmuÅŸ, Mülkiye Mektebi'ni bitirdikten sonra DışiÅŸleri Bakanlığı görevliÂsi olarak BükreÅŸ ve BudapeÅŸte'de çalışÂmıştır. Cumhuriyet döneminde çeÅŸitli baÂkanlıklarda görev yapmıştır. YaÅŸamının son üç yılını, kendini dine ve tasavvufa vererek geçirmiÅŸ, Ankara'da ölmüştür.  BaÅŸlangıçta, aruz ölçüsüyle ÅŸiirler yazmış, Ziya Gökalp'le tanışıp ondan etkilenince Millî Edebiyat akımına katılmış ve "BeÅŸ Hececiler" arasında yeÂrini almıştır. Ulusal duygulara seslenen ÅŸiirleri ile tanınan saÂnatçı, hece ölçüsündeki kalıpların yapısında deÄŸiÅŸiklikler ile serbest ölçüye geçiÅŸ denemeleri yapmıştır. Konularını deniz savaÅŸlarından, eski korsan hikâyelerinden alan manzumeler yazmıştır. Türk denizciliÄŸini destanlaÅŸtıran ÅŸair olarak tanınÂmıştır. Aruzla ve heceyle yazdığı ÅŸiirlerinde yeni hece kalıpları denemiÅŸ, aynı ÅŸiirde deÄŸiÅŸik hece kalıpları kullanarak farklı anÂlatım olanakları aramıştır.  Eserleri: Miras, Varidat-ı Süleyman, GüneÅŸin Ölümü (ÅŸiir). Yorumlar (0)
![]() Yorum yaz
|











