Ünlü Daralması Nedir? (7. Sınıf)
Nasrettin Hoca Fıkralarından Örnekler
Çekim Ekleri Konu Testi - 1 (8. Sınıf)
Birleşik Zamanlı Fiiller
| Fecr-i Ati Edebiyatı (1909-1912) |
|
 Bu dönemde, baÅŸka dergilerde edebi çalışmalar devam ediyordu. Yeni yetiÅŸen gençÂlerin yazdıklarını yayımlayan Mecmua-i Edebiye, Muktebes, Çocuk Bahçesi gibi derÂgiler vardı. Bu dergilerde Ahmet HaÅŸim, Aka Gündüz, Ali Canip, Mehmet Behçet, TahÂsin Nahit gibi isimlerin yazdıkları yayımlanıyordu. Bu sanatçılar yeni bir edebiyat kuÅŸaÂğının yetiÅŸtiÄŸinin iÅŸareti idi. Bu kuÅŸak Edebiyat-ı Cedide'nin karşısına çıkarak onları ret ve inkâr ediyor, onların boÅŸ bıraktığı meydanı doldurmaya uÄŸraşıyordu. Bu genç neslin arasına baÅŸka isimler de katıldı. ÇeÅŸitli edebiyat dergilerinde dağınık biçimde yazıları çıkan bu gençler, bir araya gelerek edebi çalışmalarıÂnı düzene koymak ihtiyacını duydular.  Gençler, İstanbul'da yayımlanan Hilâl gazetesinin matbaasında 20 Mart 1909 tarihinde ilk toplantılarını yaptılar. Bu toplantıda, kendi sanat ve edebiyat anlayışlarını temsil edip kamuoyuna açıklayacak bir edebiyat topluluÄŸu kurulÂması kararlaÅŸtırıldı. TopluluÄŸa ad olarak FECR-İ ÂTİ kabul edildi. BaÅŸkanlığına da bu ismi teklif eden Faik Ali seçilÂdi. Fecr-i Âti adlı bir dergi çıkarılmasına karar verildi; ancak Servet-i Fünun dergisi yazılarını yayımlamayı kabul etÂtiÄŸi için yeni bir dergi çıkarmaya gerek kalmadı. Â
  Fecr-i Âti topluluÄŸu sanatçıları edebi görüşlerini, 24 Åžubat 1910 tarihli Servet-i Fünun dergisinde yayımladıkları bir beyanname ile açıkladılar. Bu beyanname, Türk edebiyatında bir edebiyat topluluÄŸunun yayımladığı ilk örnektir. Fecr-i Âti Encümen-i Edebisi Beyannamesi adlı bu yazının altında encümenin üyeleri olarak ÅŸu isimler yer alıyordu:  Ahmet Samim, Ahmet HaÅŸim, Tahsin Nahit, Emin Bülend (SerdaroÄŸlu), Emin Lâmi, Celal Sahir (Erozan), HamdulÂlah Subhi (Tanrıöver), Refik Halid (Karay), Åžehabeddin Süleyman, Abdülhak Hayri, İzzet Melih (Devrim), Yakup KadÂri (KaraosmanoÄŸlu). M. Fuat Köprülü, Mehmet Behçet Yazar, Fazıl Ahmet Aykaç topluluÄŸun diÄŸer sanatçılarıdır.  Fecr-i Aticiler yayımladıkları beyannamede kendilerini ve amaçlarını anlattılar. Edebiyatı çok ciddiye aldıklarını, onu hoÅŸ vakit geçirmek için bir araç olarak görmediklerini belirttiler.  Servet-i Fünuncuları yaptıklarından dolayı takdir ediyor, ancak onlara "geçmiÅŸ" gözü ile bakmanın doÄŸru olacağını belirtiyorlardı.  Fecr-i Âti'nin, Avrupa edebiyatındaki benzeri toplulukların küçük bir örneÄŸi olduÄŸunu ifade ettiler.  Dilin, edebiyatın, edebi ve sosyal bilimlerin ilerlemesine dikkat etmek; genç yetenekleri bir araya toplamak, açık fiÂkir tartışmaları ile kamuoyunu aydınlatmak baÅŸlıca hedefleriydi. Batının önemli fikir ve edebiyat eserlerini Türkçeye çevirtmek, edebiyat ve fikir konuları üzerinde konferanslar düzenlemek, Batı'daki benzeri kurumlarla iletiÅŸim kurmak gayeleri arasındaydı. Topluluktaki sanatçıların eserlerini Fecr-i Âti Kütüphanesi adı altında yayımlayacaklardı.  Fecr-i Âticiler'in o dönemdeki Türk edebiyatına önemli sayılabilecek bir yenilik getirme hedefleri yoktur. Sadece BaÂtı edebiyatı ile daha sıkı bir iliÅŸki kurmak istedikleri anlaşılır.  Fecr-i Aticiler hedeflerinin hemen hemen hiçbirini gerçekleÅŸtiremeden kısa sürede dağıldılar. 1912 yılının sonlarında Fecr-i Âti adlı bir edebi topluluk artık yoktu. Mensuplarından bazıları kendi kiÅŸisel tercihlerine uyarak bireyci (ferdiÂyetçi) bir sanat anlayışını sürdürdü. Bazıları zaman içerisinde Millî Edebiyat hareketine katıldı.  Ali Canip Yöntem, M. Fuat Köprülü, Yakup Kadri KaraosmanoÄŸlu, Refik Halit Karay gerçek sanatlarını Millî Edebiyat hareketi içerisinde ortaya koydular.  Fecr-i Âti topluluÄŸunun dağılmasında, topluluÄŸun toplum meselelerine duyarsız olması etkili olmuÅŸtur. 1908'de ülkeÂdeki baskıcı yönetim sona ermiÅŸtir. BatılılaÅŸma çalışmalarına yeniden hız verilmiÅŸtir. Bu dönemde imparatorluk birÂçok zorlukla karşı karşıya idi. Trablusgarp ve Balkan SavaÅŸları ile bu zorluklar daha da arttı. Ülkenin zor günler yaÂÅŸadığı bu dönemde sanatçıların sadece kiÅŸisel duygularla ilgilenmeleri hoÅŸ karşılanamazdı. Fecr-i Aticilerin tümüyle bireyci olan sanat anlayışına karşı edebiyatın sosyal konulara ilgisiz kalmayacağı düşüncesi ileri sürüldü. Fecr-i AtiÂcilerin sanat anlayışlarını deÄŸiÅŸtirmemeleri kendi sonlarını hazırlamıştır. Fecr-i Aticileri birleÅŸtiren tek nokta sanat sevgileri idi. Türk edebiyatına yön vermek istiyor, ancak bunu nasıl yapaÂcaklarını kendileri de bilmiyorlardı. Topluma ve hayata sırt çevirmiÅŸ olmaları onları gerçeklerden uzaklaÅŸtırdı.  Fecr-i Aticilerin sanat anlayışları, dil ve üslup bakımından eleÅŸtirdikleri Servet-i Fünunculardan farksızdır. Fecr-i Âti edebiyatı Servet-i Fünun'un devamı niteliÄŸindedir.
Fecr-i Ati'nin özellikleri kısaca şöyle sıralanabilir:
Fecr-i Âti, daha çok ÅŸiir alanında etkili olmuÅŸtur. Edebiyatın öteki türlerinde Fecr-i Âti döneminde pek önemli bir çaÂlışma yoktur.  Tiyatro türünde Åžahabeddin Süleyman, Tahsin Nahit ve Müfid Ratib'in çalışmaları vardır.  Roman ve hikâye alanında eser veren sanatçılar Süleyman Cemil AlyanakoÄŸlu ve İzzet Melih Devrim'dir.  Fecr-i Aticiler kendilerinden önceki sanatçıların ve edebi toplulukların önemini inkâr etmemektedir. Namık KeÂmal'in fikirlerine deÄŸer vermektedirler. Servet-i Fünun'un önemli bir edebi topluluk olduÄŸunu kabul ederler; anÂcak siyasi baskılar yüzünden istediklerini gerçekleÅŸtiremediklerini belirtirler. Servet-i Fünuncular dağılmış, hürriÂyetin ilanından sonra da bir daha toplanamamıştır. Servet-i Fünuncuların devrini tamamladığını düşünmektedirÂler. GeleceÄŸe bakmak için Fecr-i Âti'yi kurmuÅŸlardır.  Fecr-i Âti sosyal, siyasi ya da kültürel ÅŸartların ürünü olarak ortaya çıkmamıştır. Batı'daki edebi topluluklara özeÂnilerek oluÅŸturulmuÅŸ bir topluluktur.  Fecr-i Aticiler, Servet-i Fünun'un devrini tamamladığını ileri sürmüş, ancak onun devamı olmaktan öteye gidemeÂmiÅŸlerdir. Sanat anlayışları, iÅŸledikleri konular, dil ve üslup bakımından Fecr-i Aticilerin Edebiyat-ı Cedidecilerden farkı yoktur. Servet-i Fünuncuların geliÅŸtirdiÄŸi serbest müstezadı, Fecr-i Aticiler, Fransız ÅŸiirinin de etkisiyle daha da geliÅŸtirmiÅŸlerdir.  Tanzimat dönemi edebiyatı devrin sosyal ve siyasal ÅŸartlarından doÄŸmuÅŸtu. Bu dönem sanatçılarının topluma ulaÅŸÂtıracakları mesajları vardı.  Servet-i Fünun (Edebiyat-ı Cedide)'nun ortaya çıkmasında edebiyattaki eski-yeni çatışması etkili olmuÅŸtu. Yeni edeÂbiyat yanlıları Recaizâde'nin teÅŸvik ve öncülüğünde bir araya gelmiÅŸlerdi.  Fecr-i Aticilerin durumu, Tanzimat ve Edebiyat-ı Cedidecilerden farklıdır. Fecr-i Âti (geleceÄŸin ÅŸafağı) adını alan gençÂlerin, siyasi ve sosyal açıdan ileri sürdükleri bir tez yoktu. Ayrıca sanat anlayışlarında da bir birlik yoktu. Batı'daki edebi topluluklara özenerek bir araya gelen gençler, sanat anlayışlarını "Sanat ÅŸahsi ve muhteremdir." (Sanat kiÅŸiÂsel ve saygı deÄŸerdir.) biçiminde açıklıyorlardı. Bu slogan cümleleri bile Fecr-i Aticiler arasında bir birlik saÄŸlanmaÂdığını kanıtlamaya yeter.  Ortaya çıkan her yeni edebi topluluk, edebiyatı, sanatı bulunduÄŸu yerin daha ilerisine taşımalıdır. Edebi topluÂluklar ülkenin ufkunu aydınlatmalıdır. Bu düşünceler "Åžehabettin Süleyman ve Fecr-i Âti" baÅŸlıklı yazıda ortaya konmuÅŸtur. Aynı yazıda sade, anlaşılır Türkçe ile yazmanın öneminden de söz edilmektedir. Bu durum edebiyaÂtımızın her döneminde önemli bir mesele olmuÅŸtur.  İkinci yazıda sözü edilen Batı'daki eserleri tercüme ettirmek, halka konferanslar vermek, Batı'daki edebi yenilikÂlerden ülkemizi haberdar etmek yalnız o devrin deÄŸil günümüzün de önemli kültürel meseleleridir. Fecr-i Âti beÂyannamesinin son paragrafında belirtildiÄŸi gibi ülkemizin bilime ve sanata her dönemde -hatta günümüzde aşıÂrı derecede- ihtiyacı vardır. Bilim ve sanattan habersiz yaÅŸayan toplumlar kuru insan kalabalığıdır. Atatürk ne güÂzel söylemiÅŸ: "Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuÅŸ olur." Yorumlar (2)
![]() Yorum yaz
|







Servet-i Fünun dergisi 1901 yılında kapatıldıktan sonra Servet-i Fünun topluluÄŸundan hiçbir yazarın bu dergide yazısı çıkmadı. Dergi 1901'den sonra bir magazin dergisi haÂlinde yayın hayatını sürdürmekteydi.



