Ünlü Daralması Nedir? (7. Sınıf)

Türkçede "a, e" ünlüsü ile biten eylemlerin ÅŸimdiki zaman çekiminde, söyleyiÅŸ ve yazılışta da "a" ünlüleri "ı, u"; "e" ünlüleri "i, ü" olur: baÅŸla-yor >…

Nasrettin Hoca Fıkralarından Örnekler

Hoca, bir gece yatarken damda, bir hırsızın gezindiÄŸini sezer. Karısına, geçen gece geldim, kapıyı çaldım, duymadın; ben de ÅŸu duayı okudum. Ayışığına yapı­şıp…

Çekim Ekleri Konu Testi - 1 (8. Sınıf)

1. AÅŸağıdakilerin hangisinde "-ce" eki, "Masaya yumruÄŸunu sertçe vurdu." cümlesindekine benzer bir anlam katmıştır? A) KardeÅŸinden aylarca, haber alamadı. B)…

Birleşik Zamanlı Fiiller

Birden çok kip-zaman ekiyle çekimlenerek iki kip-zaman anlamı kazanmış fiillere birleÅŸik zamanlı fiiller denir. Fiil kök ya da gövdesi + Basit zaman (haber /…

Fecr-i Ati Edebiyatı (1909-1912)

Servet-i Fünun dergisi 1901 yılında kapatıldıktan sonra Servet-i Fünun topluluğundan hiçbir yazarın bu dergide yazısı çıkmadı. Dergi 1901'den sonra bir magazin dergisi ha­linde yayın hayatını sürdürmekteydi.

 

Bu dönemde, başka dergilerde edebi çalışmalar devam ediyordu. Yeni yetişen genç­lerin yazdıklarını yayımlayan Mecmua-i Edebiye, Muktebes, Çocuk Bahçesi gibi der­giler vardı. Bu dergilerde Ahmet Haşim, Aka Gündüz, Ali Canip, Mehmet Behçet, Tah­sin Nahit gibi isimlerin yazdıkları yayımlanıyordu. Bu sanatçılar yeni bir edebiyat kuşa­ğının yetiştiğinin işareti idi. Bu kuşak Edebiyat-ı Cedide'nin karşısına çıkarak onları ret ve inkâr ediyor, onların boş bıraktığı meydanı doldurmaya uğraşıyordu. Bu genç neslin arasına başka isimler de katıldı. Çeşitli edebiyat dergilerinde dağınık biçimde yazıları çıkan bu gençler, bir araya gelerek edebi çalışmaları­nı düzene koymak ihtiyacını duydular.

 

Gençler, İstanbul'da yayımlanan Hilâl gazetesinin matbaasında 20 Mart 1909 tarihinde ilk toplantılarını yaptılar. Bu toplantıda, kendi sanat ve edebiyat anlayışlarını temsil edip kamuoyuna açıklayacak bir edebiyat topluluğu kurul­ması kararlaştırıldı. Topluluğa ad olarak FECR-İ ÂTİ kabul edildi. Başkanlığına da bu ismi teklif eden Faik Ali seçil­di. Fecr-i Âti adlı bir dergi çıkarılmasına karar verildi; ancak Servet-i Fünun dergisi yazılarını yayımlamayı kabul et­tiği için yeni bir dergi çıkarmaya gerek kalmadı.

 

 

 

Fecr-i Âti topluluğu sanatçıları edebi görüşlerini, 24 Şubat 1910 tarihli Servet-i Fünun dergisinde yayımladıkları bir beyanname ile açıkladılar. Bu beyanname, Türk edebiyatında bir edebiyat topluluğunun yayımladığı ilk örnektir.

Fecr-i Âti Encümen-i Edebisi Beyannamesi adlı bu yazının altında encümenin üyeleri olarak şu isimler yer alıyordu:

 

Ahmet Samim, Ahmet Haşim, Tahsin Nahit, Emin Bülend (Serdaroğlu), Emin Lâmi, Celal Sahir (Erozan), Hamdul­lah Subhi (Tanrıöver), Refik Halid (Karay), Şehabeddin Süleyman, Abdülhak Hayri, İzzet Melih (Devrim), Yakup Kad­ri (Karaosmanoğlu).

M. Fuat Köprülü, Mehmet Behçet Yazar, Fazıl Ahmet Aykaç topluluğun diğer sanatçılarıdır.

 

Fecr-i Aticiler yayımladıkları beyannamede kendilerini ve amaçlarını anlattılar. Edebiyatı çok ciddiye aldıklarını, onu hoş vakit geçirmek için bir araç olarak görmediklerini belirttiler.

 

Servet-i Fünuncuları yaptıklarından dolayı takdir ediyor, ancak onlara "geçmiş" gözü ile bakmanın doğru olacağını belirtiyorlardı.

 

Fecr-i Âti'nin, Avrupa edebiyatındaki benzeri toplulukların küçük bir örneği olduğunu ifade ettiler.

 

Dilin, edebiyatın, edebi ve sosyal bilimlerin ilerlemesine dikkat etmek; genç yetenekleri bir araya toplamak, açık fi­kir tartışmaları ile kamuoyunu aydınlatmak başlıca hedefleriydi. Batının önemli fikir ve edebiyat eserlerini Türkçeye çevirtmek, edebiyat ve fikir konuları üzerinde konferanslar düzenlemek, Batı'daki benzeri kurumlarla iletişim kurmak gayeleri arasındaydı. Topluluktaki sanatçıların eserlerini Fecr-i Âti Kütüphanesi adı altında yayımlayacaklardı.

 

Fecr-i Âticiler'in o dönemdeki Türk edebiyatına önemli sayılabilecek bir yenilik getirme hedefleri yoktur. Sadece Ba­tı edebiyatı ile daha sıkı bir ilişki kurmak istedikleri anlaşılır.

 

Fecr-i Aticiler hedeflerinin hemen hemen hiçbirini gerçekleştiremeden kısa sürede dağıldılar. 1912 yılının sonlarında Fecr-i Âti adlı bir edebi topluluk artık yoktu. Mensuplarından bazıları kendi kişisel tercihlerine uyarak bireyci (ferdi­yetçi) bir sanat anlayışını sürdürdü. Bazıları zaman içerisinde Millî Edebiyat hareketine katıldı.

 

Ali Canip Yöntem, M. Fuat Köprülü, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Refik Halit Karay gerçek sanatlarını Millî Edebiyat hareketi içerisinde ortaya koydular.

 

Fecr-i Âti topluluğunun dağılmasında, topluluğun toplum meselelerine duyarsız olması etkili olmuştur. 1908'de ülke­deki baskıcı yönetim sona ermiştir. Batılılaşma çalışmalarına yeniden hız verilmiştir. Bu dönemde imparatorluk bir­çok zorlukla karşı karşıya idi. Trablusgarp ve Balkan Savaşları ile bu zorluklar daha da arttı. Ülkenin zor günler ya­şadığı bu dönemde sanatçıların sadece kişisel duygularla ilgilenmeleri hoş karşılanamazdı. Fecr-i Aticilerin tümüyle bireyci olan sanat anlayışına karşı edebiyatın sosyal konulara ilgisiz kalmayacağı düşüncesi ileri sürüldü. Fecr-i Ati­cilerin sanat anlayışlarını değiştirmemeleri kendi sonlarını hazırlamıştır.

Fecr-i Aticileri birleştiren tek nokta sanat sevgileri idi. Türk edebiyatına yön vermek istiyor, ancak bunu nasıl yapa­caklarını kendileri de bilmiyorlardı. Topluma ve hayata sırt çevirmiş olmaları onları gerçeklerden uzaklaştırdı.

 

Fecr-i Aticilerin sanat anlayışları, dil ve üslup bakımından eleştirdikleri Servet-i Fünunculardan farksızdır. Fecr-i Âti edebiyatı Servet-i Fünun'un devamı niteliğindedir.

 

Fecr-i Ati'nin özellikleri kısaca şöyle sıralanabilir:

  • Åžiirde aruz vezni kullanılmıştır.
  • KonuÅŸma dilinden uzak, Arapça, Farsça kelimelerle yüklü bir dil kullanmışlardır.
  • Fransız edebiyatını örnek almış ve Fransız sembolist ÅŸairlerden etkilenmiÅŸlerdir.
  • Nazım biçimi olarak serbest müstezadı ısrarla kullanmışlardır.
  • AÅŸk ve tabiat ÅŸiirdeki en yaygın temalardır.
  • Tabiat tasvirleri gerçekten uzaktır, öznel niteliktedir.
  • Åžiirlerinde iÅŸledikleri aÅŸk, duygusal ve romantik niteliktedir.

 

Fecr-i Âti, daha çok şiir alanında etkili olmuştur. Edebiyatın öteki türlerinde Fecr-i Âti döneminde pek önemli bir ça­lışma yoktur.

 

Tiyatro türünde Şahabeddin Süleyman, Tahsin Nahit ve Müfid Ratib'in çalışmaları vardır.

 

Roman ve hikâye alanında eser veren sanatçılar Süleyman Cemil Alyanakoğlu ve İzzet Melih Devrim'dir.

 

Fecr-i Aticiler kendilerinden önceki sanatçıların ve edebi toplulukların önemini inkâr etmemektedir. Namık Ke­mal'in fikirlerine değer vermektedirler. Servet-i Fünun'un önemli bir edebi topluluk olduğunu kabul ederler; an­cak siyasi baskılar yüzünden istediklerini gerçekleştiremediklerini belirtirler. Servet-i Fünuncular dağılmış, hürri­yetin ilanından sonra da bir daha toplanamamıştır. Servet-i Fünuncuların devrini tamamladığını düşünmektedir­ler. Geleceğe bakmak için Fecr-i Âti'yi kurmuşlardır.

 

Fecr-i Âti sosyal, siyasi ya da kültürel şartların ürünü olarak ortaya çıkmamıştır. Batı'daki edebi topluluklara öze­nilerek oluşturulmuş bir topluluktur.

 

Fecr-i Aticiler, Servet-i Fünun'un devrini tamamladığını ileri sürmüş, ancak onun devamı olmaktan öteye gideme­mişlerdir. Sanat anlayışları, işledikleri konular, dil ve üslup bakımından Fecr-i Aticilerin Edebiyat-ı Cedidecilerden farkı yoktur. Servet-i Fünuncuların geliştirdiği serbest müstezadı, Fecr-i Aticiler, Fransız şiirinin de etkisiyle daha da geliştirmişlerdir.

 

Tanzimat dönemi edebiyatı devrin sosyal ve siyasal şartlarından doğmuştu. Bu dönem sanatçılarının topluma ulaş­tıracakları mesajları vardı.

 

Servet-i Fünun (Edebiyat-ı Cedide)'nun ortaya çıkmasında edebiyattaki eski-yeni çatışması etkili olmuştu. Yeni ede­biyat yanlıları Recaizâde'nin teşvik ve öncülüğünde bir araya gelmişlerdi.

 

Fecr-i Aticilerin durumu, Tanzimat ve Edebiyat-ı Cedidecilerden farklıdır. Fecr-i Âti (geleceğin şafağı) adını alan genç­lerin, siyasi ve sosyal açıdan ileri sürdükleri bir tez yoktu. Ayrıca sanat anlayışlarında da bir birlik yoktu. Batı'daki edebi topluluklara özenerek bir araya gelen gençler, sanat anlayışlarını "Sanat şahsi ve muhteremdir." (Sanat kişi­sel ve saygı değerdir.) biçiminde açıklıyorlardı. Bu slogan cümleleri bile Fecr-i Aticiler arasında bir birlik sağlanma­dığını kanıtlamaya yeter.

 

Ortaya çıkan her yeni edebi topluluk, edebiyatı, sanatı bulunduğu yerin daha ilerisine taşımalıdır. Edebi toplu­luklar ülkenin ufkunu aydınlatmalıdır. Bu düşünceler "Şehabettin Süleyman ve Fecr-i Âti" başlıklı yazıda ortaya konmuştur. Aynı yazıda sade, anlaşılır Türkçe ile yazmanın öneminden de söz edilmektedir. Bu durum edebiya­tımızın her döneminde önemli bir mesele olmuştur.

 

İkinci yazıda sözü edilen Batı'daki eserleri tercüme ettirmek, halka konferanslar vermek, Batı'daki edebi yenilik­lerden ülkemizi haberdar etmek yalnız o devrin değil günümüzün de önemli kültürel meseleleridir. Fecr-i Âti be­yannamesinin son paragrafında belirtildiği gibi ülkemizin bilime ve sanata her dönemde -hatta günümüzde aşı­rı derecede- ihtiyacı vardır. Bilim ve sanattan habersiz yaşayan toplumlar kuru insan kalabalığıdır. Atatürk ne gü­zel söylemiş:

"Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş olur."

Yorumlar (2)Add Comment
0
...
yazar menis, Nisan 08, 2010
Çok güzel olmuş, her şeyi içeriyor. Elinize sağlık, teşekkürler.
0
...
yazar gülay, Şubat 24, 2010
Valla hiçbir şey anlamadım. Daha kısa olsa olmaz mıydı? Bu çok uzun:Ssmilies/angry.gifsmilies/cry.gif

Yorum yaz
daha küçük | daha büyük

busy
 

Kayıt - Giriş



Bunlari Biliyor musunuz?

Dizeleri uyaklı olan beyitlere "musarra" denir.
PerÅŸembe, 05/24/2012 09:54
Telif Hakkı © 2012 Open Source Matters. Tüm Hakları Saklıdır.
Joomla! GNU/GPL lisansı altında özgür bir yazılımdır.