Servet-i Fünun İle Tanzimat Edebiyatının Karşılaştırılması
Noktalama İşaretleri Uygulama - 1 (6. Sınıf)
Köylü Kızların Şarkısı - Muallim Naci
Fiillerde Çatı Konu Testi - 1 (8. Sınıf)
| Felatun Bey İle Rakım Efendi |
|
Ahmet Mithat Efendi'nin Rodos adasınÂda sürgün bulunduÄŸu yıllarda yazıp yaÂyınladığı "Felâtun Bey ile Rakım Efendi" romanında iki tip çarpışır. Felâtun Bey, babası ölünce büyük bir mirasa konar. Bu parayı eÄŸlence yerlerinde har vurup harman savurur. Polini adında bir aktrise tutulur. Bütün parasını bu aktrise yedirir. Borç içerisinde, bir mutasarrıflıkla İstanÂbul'dan ayrılmak zorunda kalır. Felâtun Bey, alafranga davranışlarıyla gülünç durumlara düşer. Rakım Efendi ise, bir yaşında yetim kalır, annesiyle Arap dadısı Ferayi sayesinde okur. Fransızca öğrenmiÅŸ, hariciye kalemlerinÂden birinde memurluk göreviyle birlikte çevirmenlik ve öğÂretmenlik yapar. İyi para kazanır. Canan adına bir cariye saÂtın alır, onu okutur, ona piyano dersleri aldırtır, sonunda onunla evlenir.  Romandan Bir Parça Bu esnada Felâtun Bey, büyücek kalemlerin birisinde meÂmurdu. Lakin hani ya kalemlerde bazı efendiler vardır ki elhak (gerçekten) ilerde devletin en büyük makaamâtını (maÂkamlar) tutabilmek tedârikâtıyla (hazırlıklar) kâtiblik zamanını gece gündüz çalışmak ve içinde bulunduÄŸu dâirenin deÄŸil, belki devletin kâffe-i ÅŸuabât-ı umuruna (önemli iÅŸler ÅŸubesiÂnin tamamı) vukufunu şâmil etmek (içine almak, kaplamak) için iÄŸne iplik olarak bezl-i himmet (yardımını esirgememek) eder. Böyle erbâb-ı gayreti (çalışkan kimseler) tanırsınız ya! Bizim Felâtun Efendi bunlardan deÄŸil idi. Nesine lâzım? Ayda lâ-akal (en azından) yirmi bin kuruÅŸ frâdı olan adamın baÅŸka hiçbir ÅŸeye ihtiyacı kalmayacağını hükmetmiÅŸ ve fazi u kemâlini ise kendisi beÄŸenmiÅŸ olduÄŸundan cuma günü mutÂlaka bir seyir mahalline gidip cumartesi ise dünkü yorgunluÂÄŸu çıkarır veya pazar günü seyir mahalleri daha alafranga olÂduÄŸundan gitmemezllk edemez. Pazarların yorgunluÄŸunu dahi pazartesi çıkarır. Salı günü kaleme gitmeÄŸe hazırlanır ise de havayı muvafık (uygun) görünce BeyoÄŸlu'nun bazı ziyaret mahallerini, baba dostlarını, ahbabı vesaireyi ziyaret arzusu o günü tatil ettirir. ÇarÅŸamba günü kaleme gidecek olursa saat altıdan dokuza kadar olan vakti ancak o haftamın vukuatını hikâyeye bulabilip akÅŸam için mutlaka iki dalkavukla gelir. Bunlar dahi kendisi gibi genç olacaklarından ve-bâhusus (özellikle) Felâtun Beyefendi BeyoÄŸlu'nda oturmak münaseÂbetiyle ahbabını alafranga bir yolda eÄŸlendirmek lazım geleceÄŸinden perÅŸembe gecesini alafranga eÄŸlence mahallerinÂde geçirir. O gece sabahladığı cihetle perÅŸembe günü akÂÅŸama kadar uyur. Nihayet yine cuma gelir ve iÅŸte bir tuhaflık meÅŸguliyyet nasılsa diÄŸer haftaların meÅŸguliyetleri dahi yine nev'amâ (bir türlü) onu andırır. Felâtun Bey'in matbuat-ı cedîdeye (yeni basılmış kitap ve dergiler) merakı pek ziyâdedir. - Canım, şöyle bir hikâye basılmış, dediler mi, Felâtun Bey için: - Onu görmedim. demek muhal (imkansız) idi. Herhangi kitap çıkarsa çıksın satıcılardan kendisine dâima kitabı getirmeÄŸe alışmış olan müvezzi (dağıtıcı) en evvel Felâtun Bey'in kitabını götürüp mücellide (kitap ciltleyen kimse) teslim eder ve o dahi alafÂranga olarak bit-teclîd (ciltletip) arkasına altın yaldız ile A ve P harflerini dahi bastıktan sonra götürüp Felâtun Bey'in uÅŸaÂğına verir ve akÅŸam Bey geldikde kitabı götürüp muntazam kütübhanesine vaz eder (koymak, yerleÅŸtirmek) idi.  Fransızca bu iki harfi tanıyorsunuz ya? Birisi A, birisi P harfleÂridir. Evvelkisi Ahmet Eflâtun Bey'in ilk harfi ve ikincisi Felâtun lafzının Fransızcası olan Platon kelimesinin birinci harfidir. Alafrangada bir adamın isminin yahut isimlerinin böyle ilk harfi yahut harfleri konulmak vardır ki buna o adamın "marÂkacı (bir ismin veya ÅŸeyin tanınması ve benzerlerinden ayrılÂması İçin kullanılan iÅŸaret, alamet) denir.
Yorumlar (0)
![]() Yorum yaz
|







Romanın Özeti


