|
 Millî Edebiyatçılar, edebiyat dilinin o zamana kadar tümüyle Arapça ve Farsçanın etkisi altında yapma bir dil olÂduÄŸuna inanıyorlardı. Edebiyat-ı Cedidecileri ve Fecr-i Aticileri dillerinin yabancılıklarından dolayı ÅŸiddetle eleÅŸtirÂmiÅŸlerdi. Daha geniÅŸ kitlelere hitap edebilmek için sade bir dil kullanmanın gereÄŸine inanıyorl
"Yeni Lisan" adını verdikleri dil davasını gerçekleÅŸtirebilmek için bazı kurallar ortaya koydular. Türkçenin Arapça ve Farsçanın etkisinden kurtulması için çaba harcadılar. Arapça ve Farsça kelimelerin Türkçede söylendiÄŸi gibi yaÂzılmasını, bu dillere ait dilbilgisi kurallarının Türkçede kullanılmamasını, konuÅŸmada İstanbul Türkçesinin kullanılÂmasını istediler.
Millî Edebiyat dönemine ait metinlerde o zamana kadar hiç olmadığı ölçüde sade bir Türkçe kullanılmıştır. Ancak bu dil pek iÅŸlenmemiÅŸ olduÄŸu için çok güçlü deÄŸildir. Dildeki yeniliÄŸe karşı çıkanlar bu güçsüzlükten dolayı ArapÂça ve Farsçasız Türkçe olamayacağını ileri sürdüler. 1914-1918 yıllarında hece vezni ile ve sade Türkçe ile ÅŸiirler yazıldı.
Millî Edebiyatçılar içinde çok güçlü bir ÅŸair olmadığı için sade dilin çok baÅŸarılı örnekleri ortaya çıkmadı. Millî EdeÂbiyat sanatçıları için baÅŸlangıçta ÅŸiir bir amaç deÄŸil, araçtı. Bunu Ziya Gökalp "Åžuur devrinde ÅŸiirin susması tabiÂidir." sözüyle ifade etmiÅŸ; kendisi de buna örnek olarak çok ÅŸuurlu (fikir yüklü ) manzumelerini yazmıştır.
Millî Edebiyat döneminde şiir dili üzerinde gereği gibi durulduğu söylenemez.
Millî Edebiyat döneminde sanatçılar toplumcu bir sanat anlayışı ile eser vermişlerdir. Şairler, Halk edebiyatını ve Halk şiirini örnek aldılar, hece vezni ile şiirler yazdılar. Nazım birimi olarak da genellikle dörtlük kullanıldı.
Türk edebiyatının artık taklit aÅŸamasından çıkarak yaratma safhasına geçmesini, Türk halkının hayatına yönelmeÂsini istiyorlardı. Ancak bu yöneliÅŸ roman, hikâye ve tiyatroya aittir. Bu türler konularını ve kiÅŸilerini yerli hayattan alÂmalıdır; fakat ÅŸiir için böyle bir kayda gerek yoktur. Sanatçılar, ferdiyetçi bir anlayışla bireysel konuların iÅŸlendiÄŸi ÅŸiÂirler de yazmışlardır.
Bu dönemin iki önemli ismi olan Ziya Gökalp ve Mehmet Emin Yurdakul'un didaktik nitelikte şiirleri vardır.
Vatan, kahramanlık ve millî duyguların işlendiği hamasi şiirler yazılmıştır.
Özellikle Ziya Gökalp eski Türk hayat ve destanlarından aldığı ilhamlarla manzumeler yazdı. Bu manzumelerde fiÂkirlerini ortaya koydu.
Millî Edebiyat dönemindeki bütün şiirler toplumsal ve millî nitelikte değildir.
Egemenlik millete ait olursa cumhuriyetin demokratik olduÄŸu söylenebilir. Demokrasilerde egemenlik milletinÂdir, bu hak hiç kimse ya da kuruma devredilemez. Millet, egemenlik hakkını seçimlerde seçtiÄŸi temsilcileri araÂcılığıyla kullanır. Bu temsilcilik hakkı, belli bir süre için seçilmiÅŸ temsilcilere verilir. Millet, egemenlik hakkını herÂhangi bir kiÅŸi zümre veya sınıfla paylaÅŸmaz. Kısacası cumhuriyetin demokratik olması, milletin kendini yönetÂme ve yönetecekleri seçme hakkına sahip olmasına baÄŸlıdır.
İlginizi Çekebilecek Diğer Konular:
-
HALİL BEY:
- DeÄŸil iki gözüm, Åžefika saÄŸ olsun, rahat olsun da nereye giÂderse gitsin. Ben orasını düşünmem. Çocuk ne kadar iÃ...
-
Küçük, muttarid, muhteriz darbeler
Kafeslerde, camlarda pür ihtizaz
Olur dembedem nevha-ger, naÄŸme-saz
Kafeslerde, camlarda pür iht...
-
Âmilimiz, efkârımız ikbal-i vatandır
Serhaddimize kal'a bizim hâk-i bedendir
Osmanlılarız ziynetimiz kanlı kefendir
Gavgâda şe...
-
Bir ülke ki camiinde Türkçe ezan okunur,
Köylü anlar manasını namazdaki duanın.
Bir ülke ki mektebinde Türkçe Kur'ân okunur....
-
"Tanzimat" dönemi; modern Avrupa düşünce ve yaÅŸamının Türk Osmanlı Devleti'ne girmeye baÅŸladığı ve devlet örgütünÂde bazı ...
|