Neden Sonuç Cümleleri (6. Sınıf)

Bir cümlede ifade edilen yargılardan birinin neden, diÄŸerinin sonuç olabilecek biçimde kullanılmasıyla ortaya çıkan cümleler, neden sonuç anlamı taşır. Bir…

Çemşid ü Hurşit ve Tahlili

CemÅŸid ü HurÅŸid, doÄŸu edebiyatımızda mesnevi türünde yazılmış klasik bir aÅŸk hikayesidir. İlk defa İranlı ÅŸair Selman-ı Saveci (Ö. 376) bu konuyu iÅŸlemiÅŸ,…

Birleşik Zamanlı Fiiller

Birden çok kip-zaman ekiyle çekimlenerek iki kip-zaman anlamı kazanmış fiillere birleÅŸik zamanlı fiiller denir. Fiil kök ya da gövdesi + Basit zaman (haber /…

Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı Uygulama - 1

1-Åžiire KurtuluÅŸ Savaşı yıllarında baÅŸladı. Gençlik yıllarında Batılı, çaÄŸdaÅŸ bir içerikle halk ve tekke ÅŸiirinin biçim olanaklarını kullanarak bireysel…

Milli Edebiyat Dönemi Metinleri

 Millî Edebiyatçılar, edebiyat dilinin o zamana kadar tümüyle Arapça ve Farsçanın etkisi altında yapma bir dil ol­duğuna inanıyorlardı. Edebiyat-ı Cedidecileri ve Fecr-i Aticileri dillerinin yabancılıklarından dolayı şiddetle eleştir­mişlerdi. Daha geniş kitlelere hitap edebilmek için sade bir dil kullanmanın gereğine inanıyorl


"Yeni Lisan" adını verdikleri dil davasını gerçekleştirebilmek için bazı kurallar ortaya koydular. Türkçenin Arapça ve Farsçanın etkisinden kurtulması için çaba harcadılar. Arapça ve Farsça kelimelerin Türkçede söylendiği gibi ya­zılmasını, bu dillere ait dilbilgisi kurallarının Türkçede kullanılmamasını, konuşmada İstanbul Türkçesinin kullanıl­masını istediler.


Millî Edebiyat dönemine ait metinlerde o zamana kadar hiç olmadığı ölçüde sade bir Türkçe kullanılmıştır. Ancak bu dil pek işlenmemiş olduğu için çok güçlü değildir. Dildeki yeniliğe karşı çıkanlar bu güçsüzlükten dolayı Arap­ça ve Farsçasız Türkçe olamayacağını ileri sürdüler. 1914-1918 yıllarında hece vezni ile ve sade Türkçe ile şiirler yazıldı.


Millî Edebiyatçılar içinde çok güçlü bir şair olmadığı için sade dilin çok başarılı örnekleri ortaya çıkmadı. Millî Ede­biyat sanatçıları için başlangıçta şiir bir amaç değil, araçtı. Bunu Ziya Gökalp "Şuur devrinde şiirin susması tabi­idir." sözüyle ifade etmiş; kendisi de buna örnek olarak çok şuurlu (fikir yüklü ) manzumelerini yazmıştır.


Millî Edebiyat döneminde şiir dili üzerinde gereği gibi durulduğu söylenemez.


Millî Edebiyat döneminde sanatçılar toplumcu bir sanat anlayışı ile eser vermişlerdir. Şairler, Halk edebiyatını ve Halk şiirini örnek aldılar, hece vezni ile şiirler yazdılar. Nazım birimi olarak da genellikle dörtlük kullanıldı.


Türk edebiyatının artık taklit aşamasından çıkarak yaratma safhasına geçmesini, Türk halkının hayatına yönelme­sini istiyorlardı. Ancak bu yöneliş roman, hikâye ve tiyatroya aittir. Bu türler konularını ve kişilerini yerli hayattan al­malıdır; fakat şiir için böyle bir kayda gerek yoktur. Sanatçılar, ferdiyetçi bir anlayışla bireysel konuların işlendiği şi­irler de yazmışlardır.


Bu dönemin iki önemli ismi olan Ziya Gökalp ve Mehmet Emin Yurdakul'un didaktik nitelikte şiirleri vardır.


Vatan, kahramanlık ve millî duyguların işlendiği hamasi şiirler yazılmıştır.


Özellikle Ziya Gökalp eski Türk hayat ve destanlarından aldığı ilhamlarla manzumeler yazdı. Bu manzumelerde fi­kirlerini ortaya koydu.


Millî Edebiyat dönemindeki bütün şiirler toplumsal ve millî nitelikte değildir.


Egemenlik millete ait olursa cumhuriyetin demokratik olduğu söylenebilir. Demokrasilerde egemenlik milletin­dir, bu hak hiç kimse ya da kuruma devredilemez. Millet, egemenlik hakkını seçimlerde seçtiği temsilcileri ara­cılığıyla kullanır. Bu temsilcilik hakkı, belli bir süre için seçilmiş temsilcilere verilir. Millet, egemenlik hakkını her­hangi bir kişi zümre veya sınıfla paylaşmaz. Kısacası cumhuriyetin demokratik olması, milletin kendini yönet­me ve yönetecekleri seçme hakkına sahip olmasına bağlıdır.

Yorumlar (0)Add Comment

Yorum yaz
daha küçük | daha büyük

busy
 

Kayıt - Giriş



Bunlari Biliyor musunuz?

Divan edebiyatında kullanılan bir üslup. Terim, "Hint tarzı, Hint üslûbu" anlamına gelir. Türk edebiyatına XVII. İran şairlerinin etkisiyle girdi. Bu nedenle sebk-i isfahanı diye de bilinir. İran edebiyatına ise Hindistan'dan geçmiştir.
PerÅŸembe, 05/24/2012 10:08
Telif Hakkı © 2012 Open Source Matters. Tüm Hakları Saklıdır.
Joomla! GNU/GPL lisansı altında özgür bir yazılımdır.