Ad Tamlamaları
Noktalama İşaretleri Uygulama - 1 (6. Sınıf)
Cümlede Anlam Konu Testi - 3 (7. Sınıf)
Servet-i Fünun İle Tanzimat Edebiyatının Karşılaştırılması
| Milli Edebiyat Döneminde Roman |
|
 1. Millî Edebiyat Romanının Biçim ve Yapı Özellikleri  BildiÄŸiniz gibi romanın temel öğelerini kiÅŸiler, olay, mekân, zaman, dil ve anlatım oluÅŸturur. Şüphesiz romanlarda bu öğelerin ortaya çıkıp ÅŸekillenmesinde yazarın özellikleri yanınÂda, o dönemdeki toplumsal yaÅŸamın da önemli bir rolü vardır. Åžimdi Millî Edebiyat dönemi romanındaki bu temel öğeler konusunda bilgi edinelim.  Olay:  Romancı, eserinde yaÅŸanmış ya da tasarlanmış olaylar üzerinÂde durabilir. Bu dönemin ünlü romancıları arasında yer alan Halide Edip, ilk romanlarında genellikle tasarlanmış olaylar üzerinde durmuÅŸtur. Son romanlarında daha çok, gözlemlediÂÄŸi olayları anlatmıştır. Sanatçı romanlarında anlattığı olaylarla ilÂgili olarak, "Bazıları iÅŸitilen, bazıları göz önünde geçen olaylara dayanabilir." demektedir. Ona göre romandaki olayların hayatÂta geçmesi ÅŸart deÄŸildir.  Refik Halit, romanlarında genellikle sürükleyici, ÅŸaşırtıcı olayÂları seçer. Kimi romanlarının giriÅŸ bölümü polisiye romanlarının baÅŸlangıcı gibidir. DerinliÄŸe inmeden aÅŸk maceralarını anlatır.  ReÅŸat Nuri Güntekin ise romanlarında Anadolu'yu çok yakınÂdan tanıması dolayısıyla, yerli konuları yine yerli malzeme ve temalar etrafında anlatmıştır. ÇalıkuÅŸu romanında, Feride Öğretmenin Anadolu'yu yükseltmek için verdiÄŸi mücadeleyi eÄŸitimli insanlarımıza örnek olacak biçimde anlatmıştır. Bu dönemin ünlü romancılarından biri olan Yakup Kadri, ilk romanlarından itibaren olayların sıkı örgüsüne pek dikkat etmez. Ona göre olaylar, düşünce ve duyguları, toplumun tariÂhî serüvenini anlatmak için birer araçtır. Bundan dolayı Kiralık Konak'ta MeÅŸrutiyet'e kadar üç neslin hikâyesini; Sodom ve Gomere'de Mütareke devri İstanbul'unu; Yaban'da KurtuluÅŸ Savaşı dönemindeki yoksulluk içinde kıvranan Türk köylüsü ile aydın kesim arasındaki kopukluÄŸu anlatmıştır.  KiÅŸi:  Dönemin ünlü romancılarından Halide Edip, bütün romanÂlarında canlı ve güçlü kiÅŸilere yer vermiÅŸtir. En güçlü kiÅŸileri ise kendi ruhundan bir ÅŸeyler kattığı kadın kahramanlardır. Sanatçı, bu kadın kahramanları özellikle ülkücü romanlarında bir sembol derecesine yükseltir. İlk romanlarındaki kadın kahramanlar, üst tabakadan seçilmiÅŸ, çoÄŸu kolej bitirmiÅŸ, ana dili gibi İngilizce konuÅŸan tiplerdir.  Refik Halit, gerek hikâyelerinde gerekse romanlarında AnadoÂlu'dan seçmiÅŸ olduÄŸu ilginç tiplere yer verir ve bu konuda diÄŸer sanatçılara örnek olur. KiÅŸi kadrosu son derece zengin olan yaÂzarın romanlarında, prensler, eski paÅŸalar, eski saraylılar, köyÂlüler, yabancılar, ÅŸuhlar, faziletli kadınlar vb. kiÅŸiler yer alır. İsÂtanbul'un İç Yüzü romanında ilgi çekici tiplere yer verir. SanatÂçı, ele aldığı kiÅŸilerin pek ruhsal derinliklerine inmez. KiÅŸilerini bir karakter derecesine pek yükseltmez. KiÅŸilerinde kendi sürÂgün hayatında duyduÄŸu acı ve vatan hasreti vardır. Karakter derecesine ulaÅŸan tipleri Sürgün ve Anahtar romanlarında görÂmek mümkündür.  ReÅŸat Nuri Güntekin, pek çok romanını ilgilendiÄŸi insanlardan hareketle yazdığını söylemiÅŸ ve onun romanlarında bütün olay seçilen bu kahramanların etrafında toplanmıştır. Romanlarında karakteri güçlü olan bir tek kiÅŸi, bütün ilgiyi üzerinde toplar. Romanlarındaki odak kiÅŸilerin çoÄŸu, yazarın kendisidir. Yaprak Dökümü'nde Ali Rıza Bey, ÇalıkuÅŸu'nda Feride, YeÅŸil Gece'deki Åžahin Öğretmen birer yönleriyle yazara benzeyen tiplerdir. ÇalıkuÅŸu'ndaki Doktor Hayrullah Bey ise sanatçının askerî dokÂtor olan babasını andırır.  "Romanda tek amacım, hayatın heyecanını verebilmek ve canlı tipler yaratmaktır." diyen Yakup Kadri'nin kendine özgü bir kiÅŸi ve tip kadrosu vardır. Sanatçı, kahramanlarının iç yüzlerini tam olarak verebilmek için derinlemesine ruh çözümlemeleri yapar. ÇeÅŸitli devir, kıyafet ve sosyal durumların insanda farklı psikoÂlojik etkiler yapacağına inanır. Yakup Kadri, romanlarının büyük bir bölümünde kendine benzer tipler yaratmıştır. Yaban romanında Ahmet Celal, Bir Sürgün'de Doktor Hikmet, Nur Baba'da Macit ve Kiralık Konak'ta Hakkı Celis çoÄŸu zaman yazarın kenÂdisi gibi düşünür, duyar ve davranır.  Mekân (Çevre)  Bu dönemde yazılan romanların büyük bir bölümünde mekân olarak İstanbul dışına çıkılmıştır. Halide Edip'in AteÅŸten GömÂlek ve Vurun Kahpeye romanları bir kenara bırakılacak olursa, diÄŸer romanlarının önemli bir bölümünde mekân olarak İstanÂbul seçilmiÅŸtir. İlk romanlarında lüks semtlerde semtlerdeki yaÂÅŸamla birlikte hayalî olaylara yer verir. Bu dönemde yazdığı eserlerin bazılarında mekân olarak Avrupa ÅŸehirleri de göze çarpar. Sinekli Bakkal'dan sonra ise çevreyi kenar mahalleleri ve giderek bütün İstanbul'u içene alacak ÅŸekilde geniÅŸlettiÄŸi görülür.  Bu dönemde Refik Halit, yurt içinde ve yurt dışında pek çok yere gitmesinden dolayı mekânı en geniÅŸ tutan sanatçılardan biri olmuÅŸtur. Onun eserlerinde mekân olarak Anadolu, Suriye, Lübnan, Pakistan, Hindistan gibi çevreler yer alır. Hatta iki Bin Yılının Sevgilisi romanında hayal ettiÄŸi bir çevreyi mekân olarak seçmiÅŸtir.  ReÅŸat Nuri'nin çocukluÄŸu İzmir, Bursa, Çanakkale gibi Anadolu ÅŸehirlerinde geçmiÅŸtir. MüfettiÅŸlik görevi sırasında da bütün Anadolu'yu ÅŸehir ÅŸehir, kasaba kasaba dolaÅŸmıştır. Bu sırada görüp duyduklarını da romanlarının ana malzemesi yapÂmıştır. Romanlarında mekân olarak daha çok insan çevresini, yani seçtiÄŸi tiplerin çevresini ele almıştır. Anadolu köy ve kasaÂbalarını gelenek, âdet, zihniyet ve sosyal sorunlarıyla anlatmış, fakat Yakup Kadri'den farklı olarak sefil olarak göstermekten kaçınmıştır.  Yakup Kadri, romanlarında çok geniÅŸ ve çeÅŸitli çevrelere yer vermiÅŸtir. Yaban ve Ankara romanlarında çevre Anadolu'dur. Bir Serencam ve Bir sürgün adlı eserlerinde ise çevre olarak Mısır ve Avrupa seçilmiÅŸtir. Sanatçı, romanlarında İstanbul'un seçkin ve orta hâili semtlerine de çevre olarak yer vermiÅŸtir.  Millî Edebiyat dönemi romancılarının büyük bir bölümü yaÅŸaÂdıkları zamanı anlatmıştır. Halide Edip, romanlarında kendi yaÂÅŸadığı zamanı ele almıştır. Sinekli Bakkal romanında biraz tarih havası görülmekle birlikte, bu eser de yazarın çocukluk döne-nimdeki zamanı içine alır. ReÅŸat Nuri de bütün romanlarının konusunu, zamanından almış ve çağının sorunlarını irdelemiÅŸtir. Onun, zaman olarak bazen on yıllık bir dönemi ele aldığı göÂrülür. Yakup Kadri için geçmiÅŸ ve içinde bulunulan zaman çok önemÂlidir. O, zamanın deÄŸiÅŸmesine baÄŸlı olarak insanlarda ve topÂlumda meydana gelen deÄŸiÅŸiklikleri yansıtmaya çalışır. Bunu yaparken de tarih, toplum ve geçmiÅŸi iç içe vermek ister. SaÂnatçı, Türk toplumunu, yetmiÅŸ beÅŸ yıllık tarihi içinde yansıtmak istediÄŸinden, onun romanları "devirler senfonisi" olarak da isimlendirilmiÅŸtir. O, her devri, yaÅŸandıktan sonra anlatmayı yeÄŸlemiÅŸtir. Olayları kronolojik bir sıra içinde vermiÅŸtir. Refik Halit, dönemin diÄŸer sanatçıları gibi genellikle içinde yaÅŸadığı zamanı ele almış, bazı romanlarında kendi anılarını iÅŸlemiÅŸtir. Birkaç eserindeyse geçmiÅŸ tarihi ve uzak geçmiÅŸi yaÅŸatmaya çalışmıştır.  2. Millî Edebiyat Romancılarının EtkilendiÄŸi AkımÂlar  Millî Edebiyat dönemi romancılarının büyük bir bölümü eserÂlerini realist akımının ilkelerine baÄŸlı kalarak yazmışlardır.  Halide Edip Adıvar'ın "Yeni Turan", Ahmet Hikmetin "Gönül Hanım", Müfide Ferit'in "Aydemir" gibi romanları milliyetçi düÂşüncenin ürünleridir. Millî Edebiyat devri romanlarında, hikâyeÂde olduÄŸu gibi memleket meselelerine ve sosyal sorunlara ağırlık vermek, bu sorunları çözebilecek kahramanlar ve fikirler geliÅŸtirmek, tasvir ve tahlilde gerçekçiliÄŸe doÄŸru gitmek gibi özellikler dikkati çeker. 3. Millî Edebiyat Romanının Anlam ve Anlatım Özellikleri  Metin ve Zihniyet:  Millî Edebiyat dönemi romanında bireysel yaÅŸamdan sosyal yaÅŸama doÄŸru geniÅŸ bir açılım olur. Bu da romanlarda tema yöÂnüyle sosyal konuların ağırlık kazanmasına neden olur. HikâyeÂde olduÄŸu gibi bu dönem romanları da içinde yaÅŸanan sosyal, ekonomik ve kültürel ortamdan etkilenmiÅŸtir. DoÄŸal olarak öne çıkan temalar "Türkçülük, Yanlış BatılılaÅŸma, Millî Mücadele, kuÅŸaklar arası çatışma, ilerleme-çaÄŸdaÅŸlaÅŸma, gerilik, cehalet, yoksulluk ve memleketçilik" olmuÅŸtur.  Romanın Dil ve Anlatım Özellikleri  Tanzimat'la ilk defa edebiyatımıza giren roman türü, hem üslup hem de teknik yönüyle geliÅŸimini Servet-i Fünûn ve Millî EdebiÂyat döneminde de devam ettirmiÅŸtir. Ömer Seyfettin ile açılan sade dil akımı, dönemin sanatçıları tarafından benimsenmiÅŸ ve romanlar sade bir dille yazılmıştır. Dönemin sanatçıları sade dilÂle eser vermekle birlikte üslupları birbirinden farklıdır. Refik Halit tam bir üslupçu iken, Halide Edip üsluptan çok, düşünceye önem vermiÅŸtir. Üslup konusundaki bu farklılıktan dolayı yazarÂların üslupları hakkında ayrı ayrı bilgi edinelim.  Halide Edip, üsluba pek önem vermez. Onun asıl amacı roman yazmak, duygu ve düşüncelerini anlatmaktır. Dili akıcı deÄŸildir. Pek çok eserinde bozuk, tutuk, aykırı, dil yanlışları ile dolu olan bir ifade görülür. Refik Halit ise tam bir üslup ustasıdır. DiÄŸer türlerde verdiÄŸi eserlerde olduÄŸu gibi, romanÂlarının da en deÄŸerli yanı üslubunda toplanır. Sanatçı, Türkçeye yepyeni, akıcı, kıvrak, çekici, sıcak ve oynak bir üslup getirmiÅŸ; deyimleri, tekerlemeleri vs. istanbul Türkçesi ile ustaca kullanÂmasını bilmiÅŸtir. Duygu ve düşüncelerini duru, parlak, zevkli ve hareketli biçimde sunmuÅŸ, kurduÄŸu renkli cümleler arasına iç kafiyeler dahi yerleÅŸtirmiÅŸtir.  ReÅŸat Nuri de usta üslubu ile bu dönemin sevilen sanatçılarÂdan biri olmuÅŸtur. SadeleÅŸme akımını Ömer Seyfettin baÅŸlatır; Refik Halit ve Falih Rıfkı da bu harekete önemli katkılar saÄŸÂlar. Fakat ReÅŸat Nuri kısa süre sonra onları da geçerek daha canlı bir konuÅŸma Türkçesine ulaşır. Romanlarını halkın günlük konuÅŸma diliyle yazar. Hüseyin Rahmi gibi daha fazla realist görünmek için ÅŸive taklitleri yapmaya çalışmaz; zorlanmadan, ferah, duru ve içten yazar.  Bu dönemin üsluba önem veren sanatçılarından biri de Yakup Kadri'dir. Bu konuya verdiÄŸi önemi, "Yazı yazarken benim araÂdığım iç armonidir; güzel yazmak da doÄŸru yazmak kadar önemlidir." sözleriyle ifade etmiÅŸtir. Sanatçı, 1909'dan 1915'e kadar olan yazılarında Servet-i Fünûn'un dil ve üslubuna özenÂmiÅŸtir. 1915'ten sonra ise Ziya Gökalp'in sadeleÅŸme ilkelerini benimsemiÅŸ, yeni çıkan her eserini daha duru bir dille yazmışÂtır. Sanatçı, halk ÅŸairlerinin dilini kullanmayı kendine amaç edinmiÅŸtir.  4. Millî Edebiyat ile Servet-i Fünûn ve Tanzimat Romanının KarşılaÅŸtırılması  Servet-i Fünûn dönemi sanatçıları, romanlarını realist ve natü-ralist bir tutumla yazmışlar; eserlerinde aÅŸk, salon hayatı gibi bireysel konuları ele almışlardır. Romanlarındaki kiÅŸilerin ruh çözümlemelerine önem vermiÅŸler; bu kiÅŸilerini de modern bir yaÅŸam süren, eÄŸitimli, yerine göre çapkın, karamsar, gelenekÂten ayrı düşen, macera peÅŸinde koÅŸan, Avrupai tarzda yaÅŸam süren kiÅŸiler ve gerçekçi tipler arasından seçmiÅŸlerdir. Bu döÂnem romanlarında mekân İstanbul'dur. Hatta Halit Ziya'nın Mai ve Siyah, Mehmet Rauf'un Eylül romanlarında olayların geçtiÄŸi mekân, konak ile sınırlıdır. Dönemin romanlarında öne çıkan temalar ise "aÅŸk, hayal-hakikat çatışması, karamsarlık"tır. Millî Edebiyat dönemi sanatçıları ise romanlarını genellikle realist bir tutumla yazmışlar, genellikle mekân olarak istanbul dışına çıkmalarından dolayı eserlerinin konusunu da Anadolu insanın sosyal yaÅŸamından almışlardır. Gerçekçi kiÅŸiler yanınÂda ÇalıkuÅŸu romanındaki Feride gibi idealize edilmiÅŸ tipleri ele almışlardır. Bu dönem romanları ise tema bakımından Servet-i Fünûn romanlarından oldukça farklıdır. Millî Edebiyat romanlaÂrında bireysel temalardan daha çok "Türkçülük, Millî Mücadele, yanlış BatılılaÅŸma, çaÄŸdaÅŸlaÅŸma, yoksulluk, cehaÂlet, gerilik" gibi temalar öne çıkar.  Kimi sanatçılar ise herhangi bir edebî topluluÄŸa baÄŸlı kalmaÂdan ürün vermiÅŸlerdir. Bunlardan biri olan Hüseyin Rahmi romanlarında batıl inançları, aile geçimsizliklerini, yüzeysel kalan BatlılaÅŸma sorunlarını, ruh hastalarını konu edinmiÅŸtir. Realist-natüralist bir tutumla eski İstanbul'un gündelik yaÅŸamını canlı bir ÅŸekilde anlatmıştır.  5. Millî Edebiyat Döneminin Romancıları HakkınÂda  Millî Edebiyat döneminde Halide Edip, kiÅŸiliÄŸi, kültürü, MustaÂfa Kemal'e yakınlığı, kadın kahramanları, DoÄŸu-Batı kültürleri karşısında takınacağımız tavrı araÅŸtırmasıyla dikkati çeker. Ya-kup Kadri, Tanzimat'tan itibaren Türk toplumun geçirdiÄŸi deÄŸiÂÅŸimleri, bunların getirdiÄŸi sosyal konuları, aydın-halk iliÅŸkilerini iÅŸler.  ReÅŸat Nuri Güntekin Anadolu'yu, yerli hayatımızı romana geniÅŸ çapta sokması, tasvir ve tahlilciliÄŸi, özellikle kendisine büyük bir ün kazandıran ÇalıkuÅŸu'nda çizdiÄŸi öğretmen tipi, ayrıca batıl inançlar, din ve BatılılaÅŸma üzerine geliÅŸtirdiÄŸi görüşleri ile öne çıkmıştır.  Refik Halit Karay; gözlem yeteneÄŸi, sade ve akıcı üslubu, beÂtimlemedeki ustalığı, mizahî görüş yeteneÄŸiyle tanınır. Aka Gündüz, teknik bakımdan ustalığa ulaÅŸamamış olsa da milliÂyetçiliÄŸi ve realist, kimi zaman da natüralist tavrı ile bu dönem edebiyatının önemli temsilcileri arasında yer alır. Bu sanatçılardan baÅŸka, Mithat Cemal Kuntay, Ercüment EkÂrem Talû, Selahattin Enis, Osman Cemal Kaygulu, Mehmet Yesarî, Sermet Muhtar Alus, Fahri Celaleddin Göktulga bu döÂnemde yetiÅŸmiÅŸ ve eserlerinden bazılarını daha sonraki yıllarda kaleme almışlardır. Yorumlar (1)
![]() Yorum yaz
|







Servet-i Fünûn romanlarında daha çok bireysel ve duygusal konular üzerine yoÄŸunlaşılmış, toplumsal sorunlardan uzak durulmuÅŸtur. Millî Edebiyat döneminde ise bireysel konulardan çok, yaÅŸamla iç içe ve toplumsal sorunları öne çıkaran, yapÂmacık bir dil ve üslup yerine konuÅŸma diline yaklaÅŸan bir roman anlayışının canlandığı görülür. Dönemin sanatçıları, İstanbul'un dışına çıkarak konularını, kahramanlarını Anadolu'dan seçmiÅŸler, böylece Millî Edebiyat adı verilen memleketçi bir edebiyatın roman türünde de geliÅŸimine öncülük etmiÅŸlerdir.


