Cümlelerde Çeşitli Anlam Özellikleri
Servet-i Fünun ve Fecr-i Ati Edebiyatı Konu Testi - 1
LYS Edebiyat Deneme - 3
Anlatım Özelliklerine Göre Cümleler (7. Sınıf)
| Servet-i Fünun Döneminde Eleştiri |
|
Edebiyatımızda "eski-yeni" tartışması, tenkit türünün geliÅŸmeÂsine katkı yapmıştır. "Eski-yeni" tartışması 1809'dan itibaren üç yıl sürmüştür. Bu tartışma, temelde fikir tartışması olmasına raÄŸmen, zaman zaman kiÅŸiselliÄŸe de dökülmüştür. Eskinin tenÂkit anlayışı, Divan edebiyatındaki "hiciv", Halk edebiyatındaki "taÅŸlama" ve Batı edebiyatındaki "izlenimci tenkit" ile paralellikÂler gösterir. Servet-i Fünûncular ise Muallim Naci'nin etrafındaÂki heyecanlı topluluÄŸa göre daha objektif davranmışlardır. Bu dönemdeki DoÄŸu-Batı mücadeleleri sırasında, Divan edebiÂyatını tutanların, modern (bilimsel, nesnel) tenkidi bilmemeleri nedeniyle, sürekli polemiÄŸe yol açacak yazılar yazmaları karşıÂsında, Servet-i Fünûncuların da zaman zaman polemik yaptıkÂları görülmüştür. Bu tür yazıları kaleme alan sanatçıların başınÂda Batı cephesinde (yeni) Hüseyin Cahit Yalçın gelmektedir. Hüseyin Cahit, bu polemiklerinin bir kısmını sonradan "KavgaÂlarım" (1910) adlı kitabında toplamıştır. Servet-i Fünûn edebiyatının temel esaslarını topluma açıklaÂmak amacıyla yazılan pek çok yazı vardır. Servet-i Fünuncular arasında olmasına raÄŸmen, bu edebiyat topluluÄŸunun ÅŸiir anlayışını eleÅŸtiren ilk sanatçı, Ahmed Åžuayb olmuÅŸtur. Ali Ekrem'in "Åžiirimiz" (1900) adlı otokritiÄŸi (öz eleÅŸtiri) de bu nitelikte bir yazıdır. Sanatçı bu yazısında Servet-i Fünûn ÅŸiiriÂni deÄŸerlendirmiÅŸ, içinde bulunduÄŸu edebiyat topluluÄŸunun ÅŸiÂir anlayışını eleÅŸtirmiÅŸtir.  Bu dönemde Servet-i Fünûncular, Tanzimatçılardan farklı olaÂrak, Divan edebiyatını kötülemekten çok, kendilerini ifade etÂmeyi tercih etmiÅŸler, kendi sanat anlayışlarına uygun eserler orÂtaya koymuÅŸlardır. Eskinin temsilcilerinin saldırılarına bu ÅŸekilÂde cevap vermiÅŸlerdir. Sanatçılar, ÅŸiirde kullanılan sözcüklerin yapmacıklığı, anlam karışıklığı, aşırı Batı hayranlığı konularında yöneltilen ağır eleÅŸtirilere karşı objektif ve düzeyli kalmayı baÂÅŸarmışlardır. Servet-i Fünûncular Türk edebiyatındaki tenkit anlayışını, birÂçok noktada kusurlu bularak edebiyatımızda yeni bir tenkit anÂlayışı geliÅŸtirmek istediler. Servet-i Fünûn'dan önceki kuÅŸaklar, Batılı sanatçıların edebiyata dair görüşlerinden yararlanmış olÂmakla birlikte, Batılı tenkitçilerin tenkit türündeki eserleri ile yaÂkından ilgilenmemiÅŸlerdir. Servet-i Fünûncular, Batılı yazarların eserlerini daha büyük bir dikkatle inceledikleri gibi, batının taÂnınmış tenkitçilerinden de geniÅŸ ölçüde yararlanmışlardır. Servet-i Fünûncular, edebî tenkitte "tarihçi tenkit" metodunun ilkelerine baÄŸlı kalmaya çalıştılar. Hippolyte Taine (İpolit Ten) tarafından sistemleÅŸtirilen bu tenkit metodu, "ırk, çevre, zaman" formülüyle özetlenebilir. Taine'e göre edebiyat, toplumun ifadesidir. Ona göre, toplumu anlamak için önce o topluÂmun edebiyatı araÅŸtırılmalıdır. Yazarlar, binlerce deÄŸiÅŸik nedenin bir sonucudur. Bu baÄŸlamda, inceleme yapılınca anlaşılır ki yazar önce "ırk"ının, sonra içinde yaÅŸaÂdığı "çevre"nin ve "zaman"ının ürünüdür, iÅŸte edebî tenkitte her ÅŸeyden önce bunlar ele alınmalıdır. BunÂlar iyice anlaşılmadan herhangi bir yazar anlaşılamaz. Servet-i Fünûncular edebî eserde estetik bir amaç ararlar. OnÂları kendilerinden önceki edebiyatçılardan ayıran niteliklerden biri de edebî eser karşısındaki tavırlarıdır. Onlar edebî zevkin deÄŸiÅŸmesini ele almışlar, edebî zevkin zamana baÄŸlı olarak deÂÄŸiÅŸtiÄŸini söylemiÅŸlerdir. Edebiyatın yararlılık amacının olmadığıÂnı, ahlakçı bir gaye gütmediÄŸini ısrarla vurgulamışlardır. Onlara göre, bir edebiyatın nasıl olduÄŸunu öğrenmeden önce, ne olÂduÄŸunu bilmek gerekir. Edebiyatın ruhu demek olan tenkidin görevi, edebiyatın ne olduÄŸunu, ne olması gerektiÄŸini araÅŸtırÂmak ve açıklamaktır. Onlara göre, her edebî çevre, bir öncekinin tenkidiyle hazırlanır. Servet-i Fünûncular bu görüşten hareÂket ederek Batı tenkidini bilmek gerektiÄŸini savunmuÅŸlardır. Servet-i Fünûncular Batı tenkidini tanıtmaya önem verdikleri giÂbi, Batıdaki edebî akımlardan ve Batılı sanatçılardan da söz etÂmiÅŸlerdir. Eserlerinde bıkkınlık ve aşırı duygusallık egemendir. Hep aÅŸka ve doÄŸaya dayanan konulara yönelmiÅŸlerdir. Onlar da bu durumun farkında olmuÅŸlar ve bu niteliklerini eleÅŸtirerek deÄŸiÅŸmek istediklerini ortaya koymuÅŸlardır. Ancak Batılı sanatÂçıları hep kendi tenkit anlayışlarına uygun olarak, kendi kiÅŸisel izlenim ve yargılarıyla anlatmaktan geri kalmamışlardır. Servet-i Fünûncular tenkit üzerinde ciddi ÅŸekilde durmuÅŸlar, ona en az diÄŸer türler kadar yer ve deÄŸer vermiÅŸlerdir. KendiÂlerinden önceki topluluklardan farklı olarak, tenkide edebî bir tür niteliÄŸi kazandırmışlardır. Onların Batı kaynaklı tenkit anlayışında "tenkit ve teoride kurallardan kaçınmak, sanat için sanat anlayışını esas almak, dönemin koÅŸullarını ve zamanın deÄŸiÅŸtirici rolünü dikkate almak, diÄŸer bilimlerden yararlanÂmak" gibi ilkeler söz konusudur. Bu süreçte Halit Ziya, örnek aldığı Paul Bourget (Pol Burje) ve Goncourt (Konkur) KardeÅŸlerden yazılarında söz etmiÅŸtir. HüÂseyin Cahit, Fransız pamas ve sembolistlerini tanıtan yazılar kaleme almıştır. O, Mehmet Rauf ve Ahmet Åžuayb ile birlikte, Hipolyte Taine'i tanıtan yazılar da yazmıştır. Servet-i Fünûn döneminde Batılı tenkidin ilkelerini tanıtmak amacıyla kaleme alınmış yazılar arasında Ahmet Åžuayb'in "Müsâhebe-i Edebiye" (1899), Cenap Åžahabettin'in "Biraz Psikoloji" (1898) ve "Wlüntekid-i Hakîkî" (1901), Mehmet RaÂuf'un "Åžu Tenkid Meselesine Dair", Tevfik Fikret'in Tarik gazeÂtesinde yayımlanan "Münâkaşâtımızda Ne Eksik" (1898) adlı yazıları sayılabilir. Servet-i Fünûncular bu yazılarla bir yandan da Batılı tenkit anlayışına uygun örnekler vermiÅŸlerdir. Bunların dışında Halit Ziya, Mehmet Rauf ve Hüseyin Cahit Yalçın'ın "Modern Roman TekniÄŸi"; Mehmet Rauf'un "Türk Romanı ve Hikâyeleri ile Hüseyin Cahit ile Ahmet Hikmetin HikâyeleÂri"; Hüseyin Cahit Yalçın'ın "Halit Ziya'nın Hikâyeleri, Rauf'un Eylülü ve Fikret'in Rübab-ı Åžikeste'si" hakkındaki yazılarının objektif ve yapıcı tenkidin ölçülerine göre kaleme alınmış olÂdukça baÅŸarılı yazılar oldukları anlaşılmaktadır.
Bütün bunların yanında Servet-i Fünûn topluluÄŸun içinde edebî çalışmalarını yalnız tenkit alanında toplayan tek saÂnatçı Ahmed Åžuayb'dir.
DiÄŸer Servet-i Fünûncular, 1908'den sonra da zaman zaman tenkit yazıları kaleme almışlardır. Kendilerinden sonra bir beÂyanname ile ortaya çıkan Fecr-i Aticilerin tenkitlerine en çok karşı çıkan Mehmet Rauf olmuÅŸtur. Servet-i Fünûnculara sonÂradan katılan Halit Ziya, gazetelerde çıkan tenkitlerini Cumhuriyet'ten sonra "Sanata Dair" (1938) adlı kitapta toplamıştır. Cenap Sahabettin ve Süleyman Nazif, özellikle Osmanlıcayı ve aruz ölçüsünü savunmak için birçok tartışmaya karışmışlardır. Cenap Åžahabettin'in Cumhuriyet'ten sonraki en baÅŸarılı tenkit yazıları, İsmail Habip Sevük'ün "Türk Teceddüd Edebiyatı TaÂrihi" (1924) eseriyle ilgili yazılarından oluÅŸmaktadır. Bu yazılar, GüneÅŸ dergisinde yayımlanmıştır (1927). Hüseyin Cahit YalÂçın'ın da tek başına çıkardığı Fikir Hareketleri (1933-1940) derÂgisinde birçok tenkit yazısı yayımlanmıştır.  Servet-i Fünûncuların tenkit türüne getirdiÄŸi yenilikler:
Servet-i Fünûncuların tenkit anlayışındaki eksiklikler:
Yorumlar (2)
![]() Yorum yaz
|







Servet-i Fünûn edebiyatı döneminde Batı tarzında tenkitler kaÂleme alınmıştır. Bu dönemde Ahmed Åžuayb, Hüseyin Cahit, Cenap Sahabettin tenkit yazıları yazmıştır.


