LYS Edebiyat Tarama Testi - 1

1. AÅŸağıdaki nazım türlerinden hangileri tümüyle Divan edebiyatına aittir? A) Mesnevi - tuyuÄŸ - mani B) Sathiye - gazel - kaside C) Murabba - rubai - varsağı…

Rubai ve Rubai Örnekleri

RUBAİ Esrârını dil zaman zaman söyler imiÅŸ Hengâme-i gamda dâstan söyler imiÅŸ AÅŸk ehli olup da mihnet-i hicrâne Ben sabr iderin diyen yalan söyler imiÅŸ…

Fiillerde Çatı Konu Anlatımı ve Testi

Fiillerin nesnelerine ve öznelerine göre olan özellik­lerine fiil çatısı denir. Fiillerde çatı, nesne alıp almadıklarına ve öznelerine göre ikiye ayrılır. Not:…

Fiiller (Eylemler) Konu Testi - 1

1. AÅŸağıdaki dizilerin hangisinde sırasıyla kılış, durum ve oluÅŸ fiilleri verilmiÅŸtir? A) dizmek - kırmak - sararmak B) bağırmak - duyurmak - getirmek C)…

Servet-i Fünun Edebiyatının Özellikleri

Servet-i Fünun topluluğunu oluşturan sanatçılar aşağı yukarı 1870 kuşağıdır. Onların dünyaya geldikleri dönemde Batılılaşma hareketleri bir hayli ilerlemiş, yenilik meselesi yoluna girmişti.

 

Tanzimat'ın ilk dönem sanatçıları 1879'dan sonra ölmüş, hayatta olanlar ise susmuş ya da susturulmuştu. Dolayı­sıyla yeni bir edebi topluluğun ortaya çıkması için ortam çok uygundu. 1890'dan sonra birtakım yeni dergiler ya­yımlanmaya başladı.

 

1891'de yayın hayatına başlayan Servet-i Fünun dergisi etrafında toplanmaya başlayan genç sanatçılar, o döne­me kadar ülkeye büyük bir yenilik diye giren edebi örnekleri bir çırpıda okudular. Servet-i Fünun sanatçıları yetiş­tikleri okullarda yabancı dil -özellikle Fransızca- öğrenmişlerdi. O döneme kadar çok önemli görülen Arapça ve Farsçayı ihmal ettiler.

 

Servet-i Fünuncuların yabancı dil bildikleri için Batı'ya yönelmeleri, Batıyla karşılaşmaları çok kolay oldu. Tanzimat­çılar sadece romantik ve klasiklerden haberdar idiler; Servet-i Fünuncular ise parnasyenleri ve sembolistleri biliyor­lardı. Fransızcanın yardımıyla Alman, İngiliz, Rus, İtalyan edebiyatları hakkında da az çok fikir sahibi olmuşlardı.

 

Büyük bir sanat aşkı taşıyan Servet-i Fünuncular Fransız edebiyatını yakından izliyorlar, onu örnek alarak Türk ede­biyatını Batılılaştırmaya çabalıyorlardı. Türk şiirine Fransız şiirinden birçok yeni hayaller getirdiler, bunları ifade ede­bilmek için o güne kadar hiç görülmemiş tamlamalar oluşturdular. Sözlüklerden yeni yeni Arapça, Farsça kelime­ler bulup çıkardılar. Böylece konuşma dilinden uzak bir söz dağarcığı oluşturdular. Fransız edebiyatına aşırı bağlı­lıkları, halkın konuşmasından farklı bir söz dağarcığı oluşturmaları itirazlara ve eleştirilmelerine yol açtı.

 

Servet-i Fünun edebiyatının edebi faaliyetini sürdürdüğü dönemde İstanbul'un özellikle zengin kesimlerinde Batılı yaşam tarzı, her yönüyle benimsenmişti. Zengin aileler çocuklarına Fransız mürebbiyeler tutuyor, küçük yaşlarda Fransızca öğretiyorlardı. Batı mimarisine uygun büyük konaklar, deniz kıyısında yalılar yaptırılıyor, bu binaların iç­leri Batı zevkine ve hayat tarzına uygun biçimde düzenleniyordu.

 

Tanzimat döneminde söz hakkı olmayan, geri planda kalan kadın öne çıkıyor; dışa dönük, aydın, yabancı dil bilen, piyano çalan bir kimliğe bürünüyordu. Buna karşılık özellikle romanlarda zayıf karakterli, silik bir kişiliği olan erkek portreleri dikkat çekiyordu.

 

Servet-i Fünun dönemi 1896'da başlayıp 1901'de sona ermiştir. Bu dönemde devletin başında II. Abdülhamit var­dır. Sanatçılar siyasi baskıyı üzerlerinde hissetmektedir. Baskı, istibdat dönemi olarak bilinen yıllardır. Duygu ve dü­şüncelerin özgür biçimde açıklanması mümkün değildir; sansür vardır. Düşüncelerini özgürce ifade edemeyen sa­natçılar, karamsar bir ruh hali ile kendi içlerine kapanmışlardı.

 

Baskıdan bunaldıkları için Türkiye'den kaçmayı bile düşünmüşlerdi. Bu mümkün olmayınca iyice kendi kabukları­na çekilmişlerdir. Sıkıntılı, karamsar, hayattan beklentisi olmayan bir ruh halini eserlerine yansıtmışlardır. Onların bu durumlarında öncüleri durumundaki Recaizade Mahmut Ekrem'in hayat felsefesi ve fikirleri de etkili olmuştur.

 

Servet-i Fünuncular toplum meselelerinden uzak, bireysel bir edebiyat oluşturdular. Onların oluşturdukları bu ede­biyata "salon edebiyatı" ve "yüksek zümre edebiyatı" gibi adlar verilmiştir. Eserlerinde toplumcu bir yön kesinlikle yoktur. Hedefledikleri Batılı yaşam tarzına uygun ortamları, aileleri, tipleri, olayları anlatmışlardır.

 

Aşırı bireycilikten kaynaklanan konu darlığı, sürekli kişisel hayallerin ve duyguların -özellikle aşk duygusunun- iş­lenmesi, Servet-i Fünuncuların aynı çatı altında durmalarını güçleştirdi. Siyasi şartların baskısından kaynaklanan cansızlık, toplumdan kopukluk, dildeki sunilik, bundan kaynaklanan anlam kapalılığı Servet-i Fünun'un sonunu ha­zırlayan önemli faktörlerdir.

 

 

 

Genel Özellikler

  • Servet-i Fünun döneminde Türk edebiyatı, tam anlamıyla Batılı bir kimlik kazanmıştır. Sanatçılar hem ÅŸiir hem düz yazı alanında edebiyatın geliÅŸmesine büyük katkı saÄŸlamışlardır. Servet-i Fünun, Tanzimat'ın çok ilerisinde ve ondan çok baÅŸarılı bir edebiyat oluÅŸturmuÅŸtur.
  • Servet-i Fünuncular hem biçim hem içerik açısından önemli yenilikler gerçekleÅŸtirdiler.
  • Åžiirde ağırlıklı olarak aruz ölçüsünü kullandılar, aruzu Türkçeye baÅŸarıyla uyguladılar.
  • Åžiiri düz yazıya yaklaÅŸtırdılar. Bazı ÅŸiirleri konuÅŸma doÄŸallığındadır.
  • Kulak için kafiye anlayışını benimsemiÅŸlerdir.
  • Åžiirde ahenge önem verdiler. Ahenk oluÅŸturmak için kelime seçimine, vezne ve kafiyeye önem verdiler.
  • Ahenk için bazı ÅŸiirlerde birden çok aruz kalıbını denediler.
  • Åžiirde beyit bütünlüğünü kırıp konu bütünlüğüne önem verdiler. Cümlenin dizede ya da beyitte tamamlanması kuralını aşıp sık sık anjanbmana baÅŸvurdular.
  • Divan ÅŸiiri nazım biçimlerinden sadece müstezattan yararlandılar; müstezadı geliÅŸtirip "serbest müstezat" na­zım biçimini sık sık kullandılar.
  • Batı edebiyatından alınan sone ve terza-rima gibi nazım biçimlerini kullandılar.
  • Servet-i Fünuncuların ÅŸiirlerinde kullandıkları dil sade deÄŸildir. Åžiirde, Divan ÅŸiirini aratmayacak ölçüde süslü, sanatlı, anlaşılması zor bir dil kullandılar.
  • Sanat için sanat anlayışına baÄŸlı olan Servet-i Fünuncuların ÅŸiirlerinde en çok iÅŸledikleri konular aÅŸk, tabiat ve bireysel duygulardır. Karamsarlık, yalnızlık, üzüntü ÅŸiirlerinde sık karşılaşılan kavramlardır.
  • Servet-i Fünun edebiyatında ÅŸiirde, sembolizm ve parnasizm akımlarının etkisi görülür.
  • Cenap Åžahabettin'in ÅŸiirlerinde sembolizmin etkisi vardır. Parnasizm akımının etkisi ise hem Cenap Åžahabettin'in hem de Tevfik Fikret'in ÅŸiirlerinde vardır.
  • Tevfik Fikret ve Cenap Sahabettin, Servet-i Fünun ÅŸiirinin en önemli iki ÅŸairidir.
  • Servet-i Fünun sanatçıları roman ve hikâye türlerinde de oldukça baÅŸarılıdırlar: Batılı roman ve hikâye tekniÄŸi­ne uygun ilk örnekler bu dönemde yazılmıştır.
  • Romanlarda mekân İstanbul'la sınırlıdır. Genellikle toplumun yüksek kesiminden insanların yaÅŸadığı semtlerde, büyük yalı ve konaklarda geçen olaylar iÅŸlenmiÅŸ; sıradan insanların yaÅŸantısına yer verilmemiÅŸtir.
  • Romanlarda aÅŸk, umutsuzluk, karamsarlık gibi bireysel konular, yasak aÅŸklar, gerçek-hayal çatışması gibi ko­nular iÅŸlenmiÅŸtir.
  • Hikâyelerde sınırlı da olsa halktan insanların hayatlarına ve Anadolu'da geçen olaylara yer verilmiÅŸtir. Hikâye­lerde yerel ve millî nitelikler az da olsa yansıtılmıştır. Hikâyelerde kullanılan dil romanlara göre sadedir.
  • Romanlardaki dil de ÅŸiir dili gibi süslü ve sanatlıdır. Özellikle Halit Ziya'nın romanlarında alışılmıştan farklı bir cümle yapısı vardır. Halit Ziya, yeknesaklığı kırmak için cümlelerdeki fiilleri farklı kiplerle kullanmıştır. Cümlede yüklemin yerini deÄŸiÅŸtirip, devrik cümleler kullanmıştır. Eksiltili cümlelere yer vermiÅŸtir.
  • Servet-i Fünun döneminde yazılan roman ve hikâyelerde realizm ve natüralizm akımlarının etkileri vardır. Halit Ziya'nın AÅŸk-ı Memnu adlı romanında hem realizm hem natüralizm akımının etkisi görülür.
  • Halit Ziya, Servet-i Fünun'un roman ve hikâye alanındaki en önemli yazarıdır. Halit Ziya'dan sonraki isim ise Mehmet Rauf'tur. Hüseyin Cahit Yalçın roman ve hikâye türlerinde eserleri olan bir baÅŸka Servet-i Fünun yaza­rıdır.
  • Roman ve hikâyenin dışında gezi yazısı, edebi tenkit, makale türlerinde de eserler verilmiÅŸtir.
  • Servet-i Fünun'da gazetecilik yoktur; gazetenin yerini dergi almıştır. Dergiler edebiyatçıların bir araya toplanıp grup oluÅŸturmalarını saÄŸlamıştır. Bu dönemde Servet-i Fünun'dan baÅŸka Hazine-i Fünun, Mütalaa, Resimli Ga­zete, Malumat, Mirsat, Musavver Fen, Mektep gibi birçok dergi yayımlanmıştır.
  • Tiyatro alanında önemli bir faaliyet yoktur. Bazı sanatçılar tiyatro oyunları yazmış olsa da çok baÅŸarılı eserler yoktur. Cenap Sahabettin, Mehmet Rauf ve Hüseyin Suad'ın tiyatro türünde çalışmaları olmuÅŸtur.

 

Yorumlar (1)Add Comment
0
...
yazar uÄŸurcan, Nisan 01, 2010
Ellerinize sağlıkk..

Yorum yaz
daha küçük | daha büyük

busy
 

Kayıt - Giriş



Bunlari Biliyor musunuz?

İlk yerli roman Şemsettin Sami'nin "Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat" adlı eseridir.
PerÅŸembe, 05/24/2012 10:33
Telif Hakkı © 2012 Open Source Matters. Tüm Hakları Saklıdır.
Joomla! GNU/GPL lisansı altında özgür bir yazılımdır.