Ünlü Daralması Nedir? (7.…
Sohbet (Söyleşi)
Süleymaniye Kürsüsü'nde -…
| Servet-i Fünun Şiiri |
|
Servet-i Fünun ÅŸiiri, Tanzimat'ın çok ilerisindedir. Türk edebiyatının modernleÅŸmesinin kesin kanıtı ÅŸiirde ortaya koÂnan baÅŸarı ve yeniliklerdir. Åžiir alanındaki baÅŸarıda, Servet-i Fünun'un başındaki isim olan Tevfik Fikret'in ÅŸair olması ve gruptakilerin çoÄŸunun ÅŸiirle uÄŸraÅŸması etkili olmuÅŸtur. Fransız edebiyatını örnek alan Servet-i Fünuncular Türk ÅŸiirinin biçim ve içeriÄŸinde çok önemli yenilikler gerçekleÅŸÂtirmiÅŸlerdir. II. dönem Tanzimat ÅŸairlerinin "her güzel ÅŸeyin ÅŸiire konu olabileceÄŸi" biçimindeki görüşlerinde yer alan "güzel'i, Servet-i Fünuncular kaldırdılar. Böylece ÅŸiirin konusu sınırsız biçimde geniÅŸlemiÅŸ oldu. İlgi çekici buldukları her koÂnunun ÅŸiire girmesine fırsat doÄŸmuÅŸ oldu. Günlük hayata ait basit olaylar ÅŸiire bol bol girdi. Ancak Servet-i FünunÂcular siyasi ve sosyal konularla ilgilenmediler. Bunda yaÅŸadıkları dönemin ağır siyasi ÅŸartlarının yanı sıra, kiÅŸilikleÂri de etkili olmuÅŸtur. Servet-i Fünuncular ÅŸiirlerinde, çoÄŸunlukla bireysel duygulara ve hayallere yer verdiler. AÅŸk, tabiat, aile hayatı onÂların ÅŸiirlerindeki baÅŸlıca konulardır. Onlar, ÅŸiirlerinde duyguyu ön plana aldılar; iÅŸledikleri konular da aşırı duyguÂsallığın ürünüdür.  Servet-i Fünuncuların ÅŸiirlerinde aÅŸk konusu, genellikle romantik bir bakış açısıyla ele alınmıştır. Sosyal hayatla ilÂgilenmedikleri için, ÅŸiirlerinde aile hayatı ile ilgili içten duygulara geniÅŸ yer vermiÅŸlerdir. Onlarda gerçeklerden kaÂçış, içine kapanış vardır. Devrin ağır ÅŸartları içinde bunalınca yalnızlık, sükûnet, inzivaya çekilme arzuları öne çıkÂmıştır. Åžiirlerinde marazilik (hastalıklı) durumu öne çıkar. Servet-i Fünun ÅŸairleri üç ayrı tipte nazım biçimi kullanmışlardır. 1. Divan ÅŸiirinden alarak geliÅŸtirdikleri nazım biçimi. Servet-i Fünun sanatçıları, Divan ÅŸiirindeki müstezadı alıp "serÂbest müstezat" biçimini geliÅŸtirdiler. 2. Fransız ÅŸiirinden aynen aldıkları türler: Sone, terza-rima, balad bunlardandır. 3. Kendilerinin geliÅŸtirdikleri biçimler. Bunlar Divan ÅŸiirinde ve Fransız ÅŸiirinde olmayıp kendi kendilerine icat ettikÂleri biçimlerdir. Servet-i Fünuncular ÅŸiirlerini aruz ölçüsüyle yazmışlardır. Aruz veznini Türkçeye uygulamada baÅŸarılı oldular. Aruz veznini kullanırken geleneksel kalıpların dışına çıktılar. Åžiiri monotonluktan kurtarmak ve ritim oluÅŸturmak için bir ÅŸiirde birden çok aruz kalıbını denediler. Cenap Sahabettin ve Tevfik Fikret bunun öncülüğünü yaptılar. Vezinlerin ahenk oluÅŸturmada saÄŸladığı imkânlardan yararlanmayı denediler. Servet-i Fünun döneminde "kulak için kafiye" anlayışı geçerlidir. Sanatçılar kafiyeyi bir ahenk öğesi olarak görüp, ÅŸiirlerinde kafiyeye önem vermiÅŸlerdir. Ahengi saÄŸlamada kafiyeden yararlanmışlardır. İlkin Tevfik Fikret ses, armoni, vezin, kafiye ile mısraların diziliÅŸi arasında sıkı bir iliÅŸki gözetmeye baÅŸladı. Servet-i Fünuncular, ÅŸiirde yeni bir dil, yeni bir söyleyiÅŸ, yeni semboller manzumesi ortaya koymayı hedeflediler. Onlar, ÅŸiirin dilini deÄŸiÅŸtirdiler. BaÅŸlangıçta makul biçimde kullandıkları Arapça, Farsça kelime ve tamlamaların ölÂçüsü, sınırı belirlenemedi. Kurmak istedikleri duygu ve hayal dünyası için dilin doÄŸallığının sınırlarını aÅŸmakta teÂreddüt göstermediler. Åžiirlerinde alışılmıştan farklı, o güne kadar kullanılmamış tamlamalara yer verdiler. Yeni imajlar ve semboller için "Saat-i semen-fam, ud-i mükevkeb fakr-ı matemi, lerze-i rûşen, buse-i gülgun, heykel-i ikrar, nay-ı zümürrüd, tûf-ı tesliyet, zemzeme-fermayı ser-aheng-i sahar, naÄŸme-i ÅŸeffaf..." gibi tamlamaları kullandılar. Servet-i Fünuncular, Türk ÅŸiirine, Fransız ÅŸiirinden birçok yeni hayal getirdiler. Åžiirlerinde, Divan ÅŸiirini aratmayacak ağır bir dil kullandılar. Fransız edebiyatına aşırı baÄŸlılıkları, haktan kopuk bir söz varlığı kullanmaları yoÄŸun eleÅŸtirilere yol açtı. Sınırlı bir aydın topluluÄŸunun anlayabileceÄŸi bir edebiyat oluÅŸturdular. Servet-i Fünuncular ÅŸiirin biçimi konusunda önemli deÄŸiÅŸikÂlikler gerçekleÅŸtirdiler. Åžiirde beyit bütünlüğü anlayışını kırdıÂlar. Cümlenin bir dizede ya da beyitte tamamlanması zorunÂluluÄŸunu kaldırdılar. Onların ÅŸiirlerinde bir cümlenin mısranın ortasında bitip yeni bir cümlenin baÅŸladığı görülmüştür. Hep üstüne titrer; gece bazen yatağımda Birlikte uyurduk. Bırakıp mektebe gitsem Dil teng-i hasret Servet-i Fünun sanatçıları, anjanbman (baÄŸlanım, atlama) adı verilen bu söyleyiÅŸ tarzına sık sık baÅŸvurdular. Bu söyleyiÅŸ biçimi Türk ÅŸiirine Fransız ÅŸiirinden geçmiÅŸtir. Edebiyat-ı Cedideciler olarak da tanınan Servet-i Fünuncular ÅŸiirde ahenge büyük önem vermiÅŸlerdir. Onlara göre ahenk, edebi eserin insana sanat zevki vermesinde önemli bir öğedir. Sanatçılar, ahenk oluÅŸturmak için kafiye, veÂzin, aliterasyon gibi öğelerden yararlanmışlardır.
Örnek Soru: Divan edebiyatı ile Servet-i Fünun edebiyatının ortak bir özelliÄŸini belirten yargı aÅŸağıdakilerden hangisidir? A)  Dil, yabancı sözcükler ve yabancı dil kurallaÂrıyla yüklüdür. B)  Arap ve Fars edebiyatlarından alınan, kaside, kıta, mesnevi gibi nazım biçimleri kullanılmıştır. C)  Konu ile ölçü arasında bir uyum olmasına özen gösterilmiÅŸtir. D)  Uyağın göz için deÄŸil, kulak için olduÄŸu görüÂşü egemendir. E)  Beyit baÅŸlı başına bir bütün sayılmış ve düÂşünceleri anlatan cümleler bir beyit içinde taÂmamlanmıştır (1994/ÖYS) Yanıt: A Yorumlar (0)
![]() Yorum yaz
|







Servet-i Fünuncular Türk şiirinde çok önemli yenilikler gerçekleştirdiler. 


