Edebi Sanatlar GiriÅŸ
Zarflar Konu Testi - 2 (7. Sınıf)
Sözcükte Yapı Konu Testi - 1
Ünlü Düşmesi Nedir? (7. Sınıf)
| Tanzimat Edebiyatında Roman |
|
 Batılı anlayışta yazılan ve çevrilen romanları tanıyana kadar Türk okuyucusu, çeÅŸitli kaynaklardan gelen hikâyeleri okuyorÂdu: Halk hikâyeleri ve mesneviler. Hacim bakımından bazen bir roman büyüklüğünde de olabilen mesneviler, Divan edebiyatı nazım ÅŸekillerinden biriydi. Pek çok karakteri ortak olan mesÂnevilerde Leylâ ile Mecnun, Yusuf ile Zeliha, Hüsrev ve Åžirin hikâyeleri deÄŸiÅŸik ÅŸairlerce iÅŸlenmiÅŸti. Gözleme ve gerçekçiliÄŸe yer verilmeyen mesnevilerde dil çok ağırdı ve psikolojik analizÂlere yer verilmezdi. Mesneviler bu özellikleri ile romandan çok, geliÅŸmiÅŸ bir masal olarak kabul edilebilir. Halk hikâyeleri de mesnevilerle benzer hikâyeleri anlatmıştır. Halk hikâyeleri dil ve üslûp bakımından halkın konuÅŸma diline ve üslûbuna çok yakındır.  Batıdan gelen roman, Tanzimat döneminde iki yoldan geliÅŸmiÅŸÂtir. Birinci yol, Ahmet Mithat'ın, Batılı hikâye ve romanla Türk halk hikâyelerini uzlaÅŸtırmaya çalıştığı yoldur. Yazar, romanlarıÂnı yazarken Halk hikâyeciliÄŸinden yararlanmıştır. Sanatçının bu tarz ile yaptığı, halk hikâyelerinin modernleÅŸtirilmesi çalışmasıÂdır.  Tanzimat romancılığındaki ikinci yol ise Namık Kemal'in Batılı hikâye ve roman tekniÄŸini uygulamaya çalıştığı yoldur. TanziÂmat edebiyatının diÄŸer romancıları Ahmet Mithat'ın deÄŸil, NaÂmık Kemal'in yolunu seçmiÅŸlerdir. Tanzimat romancıları, hem kendilerinin hem de Türk okuyucusunun asırlardan beri roÂmantizme olan büyük yakınlığından dolayı romantizmi izlemeÂyi tercih etmiÅŸlerdir.  Tanzimat edebiyatında Ahmet Mithat popüler romanın, Namık Kemal edebî (sanatkârane) romanın öncüsü olarak ortaya çıkmış, bu iki romancı roman kurgusunda, tekniÄŸinde, dil ve üslûpta ayrılarak iki ayrı damar oluÅŸturmuÅŸlardır.  Tanzimat Romanının Genel ÖzelliÄŸi KiÅŸi: Tanzimat romanlarının birinci dönem sanatçıları tarafından yaÂzılanlarında (İntibah, Felatun Bey'le Rakım Efendi, Cezmi) idealize edilmiÅŸ kiÅŸiler vardır. Namık Kemal, Cezmi'de kendi gençÂliÄŸini ve kiÅŸiliÄŸini anlatır âdeta. Ahmet Mithat'ın Felatun Bey'le Rakım Efendi'sinde Felatun Bey batılılaÅŸmayı yanlış anlayan bir tiptir; Rakım Efendi ise batılılaÅŸma konusunda idealize edilmiÅŸ bir tiptir ve doÄŸru batılılaÅŸmanın nasıl olacağını gösterir.  İkinci dönem sanatçılarının eserlerinde ise (SergüzeÅŸt, Karabi-bik, Araba Sevdası) gerçekçi kiÅŸiler vardır: Dilber (cariye), Karabibik (köylü), Bihruz Bey (BatılılaÅŸma sevdalısı cahil bir adam)... Tanzimat sanatçıları, her kesimden kiÅŸiyi kendi sosyal ve ekonomik konumlarına uygun olarak konuÅŸturmuÅŸlardır.  Olay:Tanzimat romanında anlatılan olayların ya gerçek ya da gerçeÂÄŸe benzer olması gerektiÄŸi düşüncesi hâkimdir. Åžemsettin SaÂmi, TaaÅŸÅŸuk-ı Tal'at ve Fıtnat'taki olayların gerçekten yaÅŸanmış olduÄŸunu söylemiÅŸtir. Tanzimat romanlarında olayların merkeÂzinde aÅŸk ve entrikalar vardır. Tanzimat sanatçıları romanları sürükleyici hâle getirmek için aÅŸkı ve entrikayı olayların geliÅŸÂmesinde tesadüflere çok yer vererek baÅŸarılı bir ÅŸekilde kullanÂmıştır. İntibah, SergüzeÅŸt, Araba Sevdası, Müşahedât, TaaÅŸÅŸuk-ı Talat ve Fıtnat, Zehra adlı romanlarda bunun uygulamasını göÂrebiliyoruz. Tanzimat romanında yaÅŸanmış veya yaÅŸanması mümkün olan olaylar anlatılmıştır.  Zaman: Tanzimat romanlarında zaman, Cezmi dışında, sanatçıların yaÂÅŸadığı zaman, genellikle Osmanlı toplumunun Batı ile tanışmaÂya baÅŸladığı dönemdir. Bazı romanlarda Batıya dönük kiÅŸilerin yaÅŸamı ve zamanı (Araba Sevdası, Felatun Bey'le Rakım EfenÂdi) bazı romanlarda ise Osmanlı'nın içe kapanık dönemi yansıÂtılır. (TaaÅŸÅŸuk-ı Talat ve Fıtnat, SergüzeÅŸt) Genel olarak zaman, Osmanlı toplumunun Batı medeniyeti ile tanışmaya baÅŸladığı zamandır.  Mekân: Tanzimat romanlarında olayların geçtiÄŸi mekân genellikle İstandul'dur. İstanbul'da Çamlıca ve BeyoÄŸlu gibi eÄŸlence mekânları öne çıkar, (İntibah, Araba Sevdası) Bu romanlar aile merkezli olduÄŸu için mekân da aile çevresidir. (TaaÅŸÅŸuk-ı Talat ve Fıtnat, İntibah, Zehra, Felatun Bey'le Rakım Efendi, Müşahedât). Ahmet Mithat olayları, hakkında bilgi vermek istediÄŸi mekânlarda geçirmiÅŸtir. Bu mekânlar, genellikle Anadolu, SuriÂye, Kuzey Afrika, Balkanlar ve Batı Avrupa'dır. Karabibik'te ise mekân Antalya'nın bir köyüdür. Cezmi'de olaylar, İran'da ve KıÂrım'da geçer. SergüzeÅŸt'in son bölümünde ise mekân Mısır'dır. Tanzimat romanlarında mekân, fon olarak kullanılsa da ağırlıkÂlı olarak o dönemin sosyal yaÅŸamını yansıtacak yerlerdir.  Tema: Tanzimat romanlarında ÅŸu konulara ağırlık verilmiÅŸtir: Araba Sevdası: Yanlış batılaÅŸmanın yol açtığı komik durumlar TaaÅŸÅŸuk-ı Talat ve Fitnat: GörmeÂden evlilik, erkek baskısı ve zulmüne dayalı aile ÅŸartları, kadınÂların esareti İntibah, Araba Sevdası: Yanlış kadınları sevmeÂnin doÄŸurduÄŸu yıkımlar SergüzeÅŸt: Kölelik ve caÂriyelik Karabibik: Bir köy yaÅŸamı Zehra: Kıskançlık ve kıskançlığın yol açtığı olumsuzluklar Cemzi: Tarihi bir olay Felatun Bey'le Rakım Efendi: BatılılaÅŸmanın hangi yoldan ve ne ÅŸekilde olması geÂrektiÄŸi Dil ve Üslûp: Tanzimat'ın birinci döneminde halkın anlayacağı bir dil kullanılÂmış, ikinci dönemde ise bu sade dilden uzaklaşılmıştır. Ahmet Mithat, olayları heyecanlı bir ÅŸekilde anlatmıştır. Sıfatlara, benÂzetmelere, abartmalara sıkça yer veren Namık Kemal, romanÂda anlatılan olaya göre üslûbunu deÄŸiÅŸtirmiÅŸtir. SavaÅŸ betimleÂmelerinde coÅŸkuludur. Diyaloglarda ise sakindir. Åžemsettin SaÂmi, dili kullanmada baÅŸarısızdır. Romanında yer yer dilbilgisi bozukluklarına rastlanmaktadır. Yazar, kiÅŸilerin kendi ağızlarına göre konuÅŸturulmasında baÅŸarılıdır. SamipaÅŸazâde Sezai, SerÂgüzeÅŸt'teki betimleme ve analizlerde, Türkçeden uzaklaÅŸmıştır. Eserde özensiz bir üslûp görülür. Recaizâde Mahmut Ekrem, Araba Sevdası'nda, çoÄŸunlukla Osmanlıca terkip ve tamlamaÂlar kullanmıştır. Romanın dili bu yüzden sade deÄŸildir. Nabizade Nazım ise Farsça ve Arapça kelimelerden ve tamlamaÂlardan mümkün olduÄŸu kadar uzaklaÅŸarak, ortalama bir dil kurmuÅŸtur. Yorumlar (0)
![]() Yorum yaz
|







Türk edebiyatında roman 1860'tan sonra baÅŸlar, Edebiyatımızdaki ilk roman, François Fenelon'dan Yusuf Kâmil PaÅŸa tarafından Telemak (1862) adı ile çevrilen romandır. O döÂnemde çevrilen diÄŸer romanlar: Sefiller, Monte Kristo Kontu, Atala, Paul ve Virginie... Fransız romanlarından çevrilen örnekÂlerin ardından Ahmet Mithat, Namık Kemal, Åžemsettin Sami giÂbi yazarlar roman yazmaya baÅŸlamışlardır. Türkçede roman niteliÄŸini taşıyan yerli ilk roman Åžemsettin Sami'nin TaaÅŸÅŸuk-u Talat ve Fıtnat adlı eseridir.


