Fiilimsiler Konu Testi - 2 (8. Sınıf)
Mersiye - Akif PaÅŸa
Şiir Türleri (8. Sınıf)
Düşsel (Fantastik) Anlatım
| Tanzimat Şiirinin Yapı Özellikleri |
|
Çeviriler, Türk ÅŸiirinin biçimsel yapısını etkilemiÅŸ ve edebiÂyatımıza "yeni nazım ÅŸekilleri" daha çok çeviri yoluyla girÂmiÅŸtir. Çevirilerle birlikte Batı'nın sone, terzarima gibi nazım ÅŸekilleri de kullanılmaya baÅŸlamıştır. ÖrneÄŸin Åžinasi 1859'da yayınladığı "Tercüme-i Manzume"de yeni ÅŸekiller denemiÅŸtir. Bu ÅŸiirlerde kullandığı kendi aralarında kafiyeli dörtlükler ve La Fontaine çevirilerinde uyguladığı eÅŸleme kafiye tarzı daha sonÂraları çok tercih edilen ÅŸekiller olmuÅŸtur. Sadullah PaÅŸa "Le Lac (Göl)" çevirisini bentlerle oluÅŸturmuÅŸ ve eÅŸleme tipi kafiyeÂde ısrar etmiÅŸtir. Bu çeviriler, ileride Tanzimat'ın ikinci kuÅŸağından olan Recaizade Ekrem ve Hamit'in bolca deneyeceÄŸi sekizli bentlerin (ottavarima) ilk örneÄŸini teÅŸkil etmektedir. Hamit, ünlü ÅŸiiri "Makber"i bu tarzda oluÅŸturmuÅŸtur. Yine Duhter-i Hindu'daki "Tanaggum" manzumesini sekizli bentlerle kurmuÅŸtur. Ekrem ise Volney, Lamartine, Gilbere, Victor Hugo çevirilerini "Naçiz" adÂlı kitabında toplamıştır. Bu kitaptaki ÅŸiirlerde dörtlüklerden seÂkizli, hatta onlu bentlere kadar deÄŸiÅŸen ÅŸekiller kullanmıştır. Bütün bunlara raÄŸmen Tanzimat döneminde, Divan nazmının ÅŸekilleri tamamıyla atılamamıştır. Bunun içindir ki, nazım ÅŸekilÂleri bakımından, Tanzimat ÅŸiirinde bütünlük görülmez. Yeni ÅŸeÂkillerin yanında bazen aynen ve bazen de deÄŸiÅŸik olarak Divan nazmının ÅŸekilleri de (daha çok gazel, terkib-i bend ve kıt'a) yer alır. Bu durum, Tanzimat devrinin hemen her alanda görülen "yeninin yanında eskinin de devamı" tutumunun nazım ÅŸekilleÂrinde de görünüşünden baÅŸka bir ÅŸey deÄŸildir. Recaizade M. Ekrem, Batı'dan yaptığı çevirilerde eÅŸleme, sarÂma, çapraz kafiye tarzını karışık kullanarak denemiÅŸtir. Abdülhak Hamit bazı ÅŸiirlerini sarma kafiye tarzı ile ÅŸekillendirirken, bazılarında sarma ve çapraz kafiye düzenini karışık kullanmışÂtır. Ekrem ise yalnızca sarma tipi kafiye tarzını kullanmıştır. NaÂmık Kemal de "Vaveyla", "Hilâl-i Osmanî" gibi yeni tarzda kaÂleme aldığı ÅŸiirlerde, ÅŸekil ve kafiye düzeni bakımından Ekrem ve Hamit'i izlemiÅŸtir. Bu dönem ÅŸiirinde bir baÅŸka deÄŸiÅŸiklik "hecenin" denenmesidir. Yani Tanzimat'la birlikte Türklerin ulusal vezni olan heceye olan ilgi artmıştır. Ziya PaÅŸa, Namik Kemal, Ahmet Cevdet PaÂÅŸa gibi ÅŸairler, ÅŸiirlerin bu ölçüyle yazılması gerektiÄŸini savunÂmuÅŸlardır. Fakat bu istek geniÅŸ bir akım hâlini alamamış, sadeÂce Ziya PaÅŸa, Namık Kemal, Ahmet Vefik PaÅŸa, Abdülhak HaÂmit, Recaizade Mahmut Ekrem gibi birkaç sanatçı tarafından yazılan birkaç hece denemesi ile sınırlı kalmıştır. Ziya PaÅŸa "ÅžiÂir ve İnÅŸa" makalesinde bir yeni fikir olarak hece ölçüsünü saÂvunmuÅŸ ve hece ölçüsüyle bir "Türkü" de yazmıştır. Namık KeÂmal ise Akif Bey'de "Meyhaneci", Gülnihal'de "Mezarcı", Cela-leddin-i HarzemÅŸah'ta "Cabir"i hece ile konuÅŸturarak bu vezne ne kadar önem verdiÄŸini ortaya koymuÅŸtur. Hamit, Namık KeÂmal'in de tavsiyesiyle heceyle "Nesteren"i yazmıştır. Fakat baÂÅŸarısızlığını kendi de fark ederek bir daha heceyi kullanmamışÂtır. Recaizade Ekrem de "Zemzeme"lerindeki bazı ÅŸiirleri heÂceyle yazmıştır. Zemzeme'de 8'li hece ölçüsüyle yazdığı bir ÅŸarkıdan bir dörtlük okuyalım: Sular çağıl çağıl akar AÅŸk ateÅŸi beni yakar Dünya güzelmiÅŸ kim bakar AÅŸk ateÅŸi beni yakar Recaizade Ekrem ve Abdülhak Hamit konuya göre vezin seçÂme görüşünü savunmuÅŸtur. Åžiirlerinde canlılığı ve hareketliliÄŸi saÄŸlamak için de deÄŸiÅŸik yapıda vezinler denemiÅŸlerdir. EkÂrem, Takdir-i Elhân'da, Hamit tiyatrolarında bu tür vezinleri denemiÅŸtir. Bu anlayış, Servet-i Fünûn ÅŸairleri tarafından da benimsenmiÅŸ ve Fikret baÅŸta olmak üzere, iÅŸlenen konunun özüne uygun kalıplarla ÅŸiir yazma yolu baÅŸarıyla uygulanmıştır. Ayrıca Hâmit "Bâlâ'dan BirSes"le herhangi bir vezin kullanmaÂmıştır. Tanzimat döneminde öne çıkan bir özellik de "beyit deÄŸil, bütün güzelliÄŸine" önem verilmesidir. Divan edebiyatında beyit (parça) güzelliÄŸine önem verilirdi. Tanzimat edebiyatında ise beyitlerin baÅŸlı başına birer bütün olmasıyla yetinilmeyip, bütün mısraların aralarında bir anlam bağı bulunmasına, ÅŸiirin baÅŸtan sona kadar belli bir düşünce etrafında geliÅŸmesine; yaÂni "konu birliÄŸi"ne ve "bütün güzelliÄŸi"ne önem verilmiÅŸtir. Sonuç olarak Tanzimat ÅŸiirinin Divan ÅŸiirine daha çok, yapı ve ahenk unsurları yönünden baÄŸlı kaldığı söylenebilir. Bu dönemde, Divan edebiyatı nazım biçimlerinin dışına pek çıkılmamış, yeni düşünceler eski biçimler içinde dile getirilmiÅŸtir. Özellikle Tanzimat'ın ilk döneminde Divan ÅŸiirinin birçok nazım ÅŸekli (gazel, kaside, terkib-i bent vs.) aynen kullanılmıştır. İkinÂci dönemde ise eski biçimler bırakılarak yeni biçimler kullanılÂmaya baÅŸlanmıştır. Yeni nazım biçimleri ilkin Fransızcadan yaÂpılan manzum çevirilerde görülmüş, telif ÅŸiirlerde çok sonra kullanılmıştır. Özellikle Åžinasi, Recaizâde Mahmut Ekrem, Abdülhak Hamit gibi sanatçılar yeni nazım biçimleri ile ÅŸiirler yazÂmıştır. Bu dönemde hece ölçüsü savunulmuÅŸ, ama tam olarak uyguÂlanamamıştır. Aruz vezni bu dönemde de eski hâkimiyetini sürÂdürmüş, ÅŸiirlerin büyük çoÄŸunluÄŸu aruzla kaleme alınmıştır. AyÂrıca kafiyenin göz için olmasına önem verilmiÅŸtir Åžiir Örnekleri:
Yorumlar (0)
![]() Yorum yaz
|







Tanzimat döneminde ÅŸiirin yenileÅŸmesinde ikinci önemli adımı, mevcut ÅŸiir ÅŸekilleri üzerinde yapılan deÄŸiÅŸiklikler oluÅŸturmuÅŸÂtur. Bu deÄŸiÅŸikliÄŸin ilk öncüsü Åžinasi olmuÅŸtur. Åžinasi, ReÅŸit PaÂÅŸa için yazdığı kasidelerde beyit sayısı, kafiyeleniÅŸ gibi yönlerÂden klasik kasideden bütünüyle ayrılmıştır. Namık Kemal de "Hürriyet Kasidesinde eskinin kaside nazım ÅŸeklini deÄŸiÅŸik bir tarzda kullanmıştır. Akif PaÅŸa ise koÅŸma tarzında mersiye yazmıştır.


