Zamirler (Adıllar) (6. Sınıf)
Milli Edebiyat Döneminde Coşku ve Heyecanı Dile Getiren Metinler
Paragraf Konu Testi - 3
Münacat - Şinasi
| Tanzimat'ın Getirdiği Yenikler |
|
 Tanzimat'ın Ana İlkeleri Gülhane Hattı'nın ana ilkeleri, bugünkü dille şöyle özetlenebilir:  * Mahkemeler açıkça yapılacak, bunun neticesi olarak bir mahkemenin kararı olmadan hiç kimsenin özgürlüğüne dokunulmayacağı gibi herhangi bir cezanın uygulanması mümkün olmayacaktır. Mahkeme edilmeden kimse idam edilmeyecektir. * Kimsenin can ve malına, namusuna mezhep farkı gözetÂmeksizin dokunulmayacak ve buna tarafımızdan tam bir emniyet garantisi verilecektir. Hristiyan ve Müslüman halk arasında mutlak bir hukuksal eÅŸitlik saÄŸlanacaktır. * Ulema ve vezirler, suç iÅŸlediklerinde rütbe ve sıfatları nazara alınmayarak ceza kanunları hükümlerince yargılanacaktır. * Hiç kimseden kanunsuz vergi alınmayacak ve vergi mükelÂlefiyetinde malî iktidar göz önünde tutulacaktır. * Süresiz ve keyfî askerlik usulü kaldırılarak yerine herkesi kapsayan bir yönetim uygulanacaktır. * Rüşvet, kesin olarak kalkacak ve buna cesaret edenler ÅŸidÂdetle cezalandırılacaktır. * Devlet iÅŸleri hakkında yapılacak toplantılarda, iÅŸtirak edenÂler fikirlerini özgürce ve çekinmeden söyleyebileceklerdir. Hükümdar, bizzat kendisi bu kurallara uymayı ve bunlara aykırı davranmamayı kabul ettiÄŸi gibi, bilginler ve devlet büyükleri de bu konuda yemin edeceklerdir.  Tanzimat'la Türk toplumunda ilk özgür düşünceÂnin tohumları atılmış buluÂnuyordu. Özgürlük düşünÂcesinin ilk kaynaklandığı yerlerden biri, Fransa olÂmuÅŸtu. Fransız halkı, hüÂkümetlerini tabandan geÂlen itici bir güçle, devrimlere zorlamıştı. Osmanlı Devleti'nde ise, bunun tam tersi oluyor, devrim teÂpeden geliyordu. Tanzimat Fermanı'nın ilanıyla siyaÂset, idare, eÄŸitim alanlarınÂda Batı uygarlığına resÂmen katılmış oluyorduk. Toplumumuza yeni bir haÂyat, yeni bir düşünme biçiÂmi geliyor, devlet kurumları Batı'ya göre yeniden düzenleniyorÂdu. Tanzimat Fermanı ile Osmanlı padiÅŸahı ilk kez kendi gücüÂnün üstünde kanun gücü olduÄŸunu kabul etmiÅŸtir. PadiÅŸahın yetkileri ve hakları sınırlandırılmıştır. Tanzimat Fermanı, OsmanÂlı Devleti'nin anayasal düzene geçiÅŸinin ilk aÅŸamasıdır. TanziÂmat Fermanı ile ilk kez insan hakları konusunda yenilikler yaÂpılmıştır. Tanzimat devrinde 1845, 1847 ve 1849 tarihli iradeler ile 1858 tarihli Arazi Kanunnamesi toprakta özel mülkiyete geÂçiÅŸi saÄŸladı. 1840 ve 1851 tarihlerinde hazırlanan ceza kanunÂlarıyla Batılı hukuk anlayışı Osmanlı ülkesine girdi. Yeni bir adÂliye teÅŸkilatı kuruldu, bunlar ÅŸer'î dâvaların dışında kalan davalara bakacaklardı.  Rüştiye mektepleri açıldı. EÄŸitim iÅŸlerini bir programa baÄŸlaÂmak amacı ile Muvakkat Meclis-i Maarif adlı bir komisyon kuÂruldu. Maarif-i Umumiye Nezareti kuruldu, 1846'da Darülfünun'un (üniversite) temeli atıldı. Rüştiye mekteplerine öğretmen yetiÅŸtirmek için Dârülmuallimin açıldı. Lise düzeyinde öğretim yapacak olan Dârülmaarif kuruldu. Yüksek öğretimde okutulaÂcak ders kitaplarının hazırlanmasını da amaç edinen Encümen-i DâniÅŸ adlı ilk Osmanlı ilimler akademisi oluÅŸturuldu. 1858'de memur yetiÅŸtirmek üzere Mülkiye Mektebi kuruldu. Ordu teÅŸkilaÂtı yeniden düzenlendi. Mülkî ıslahatın uygulanması için her bölÂgenin ihtiyaç ve özelliklerinin belirlenmesine çalışıldı.  Mustafa ReÅŸit PaÅŸa'nın 1858'de ölmesinden sonra 1871 tarihiÂne kadar devlet idaresini elinde tutan Âli PaÅŸa çekingen ve ihÂtiyatlı mizacı ile BatılılaÅŸma hareketlerini yavaÅŸlattı. Ancak yine de geçen zaman içinde yapılan yenilikleri benimseyen bir aydın kesim yetiÅŸmiÅŸ oldu.  Tanzimat Dönemi aydınları, sorunların yalnızca meÅŸrutî bir yöÂnetimle çözülebileceÄŸine inanıyorlardı. Jön Türkler adı verilen bu aydınlar, "hürriyet, adalet, eÅŸitlik" gibi düşünceleri savunuÂyorlar ve yapılan yenilikleri yeterli görmüyorlardı. Ali Suavi, Namık Kemal, Ziya PaÅŸa, Åžinasi, Ahmet Mithat Efendi gibi ÅŸair ve yazarlar ile Mithat PaÅŸa, Hüseyin Avni PaÅŸa, SüleyÂman PaÅŸa gibi devlet adamları da bu aydınlar arasındaydı. PaÂdiÅŸah Abdülaziz, bu aydınları baskıcı yöntemlerle susturmak isÂtedi. Bunun üzerine Jön Türklerin çoÄŸu yurt dışına kaçtı. Bu ayÂdınlar çalışmalarını yurt dışında sürdürdüler.  BatılılaÅŸma sürecinde, 1832'de kurulan "Tercüme Odası"nın önemli bir yeri vardır. Osmanlı Devleti ile Batı arasında artan iliÅŸkiler 19. yüzyılın baÅŸlarında acil olarak daha çok tercüman ihtiyacı doÄŸurmuÅŸtu. Bu ihtiyaç tercüman olarak kullanılan Rumların Osmanlı Devleti'ne ihanet ettiklerine yönelik şüpheler yüzünden görevlerinden uzaklaÅŸtırılmalarıyla birlikte daha da arttı. Bunun üzerine Türkler arasında Batı dillerini öğrenmek teÅŸvik edildi. İşte Tercüme Odası, Bab-ı Ali'de bu amaçla kurulÂmuÅŸtu. Tercüme Odası, bir yandan Avrupa'da görev yapacak elçilerin, diÄŸer yandan yeni bürokrasinin yetiÅŸme yeri olarak önemli bir fonksiyon üstlenmiÅŸti. Ali PaÅŸa, Saffet PaÅŸa ve FuÂat PaÅŸa, bir okul özelliÄŸi taşıyan bu ocakta yetiÅŸti. Devletin önemli makamlarına burada yetiÅŸen ve dil bilen kiÅŸiler getirileÂrek, bir anlamda özel bir sınıf oluÅŸturuldu. Ayrıca Tercüme Odası'ndan yetiÅŸenlerin Batı edebiyatından yaptıkları çeviriler, TanÂzimat Dönemi Edebiyatı'nın oluÅŸumuna katkı saÄŸladı. Yorumlar (0)
![]() Yorum yaz
|







"Tanzimat" dönemi; modern Avrupa düşünce ve yaÅŸamının Türk Osmanlı Devleti'ne girmeye baÅŸladığı ve devlet örgütünÂde bazı yeniliklerin yapıldığı bir dönem olarak kabul edilir. TanÂzimat, Osmanlı tarihinde, devletin batmasına kadar süren, devÂrimci bir niteliÄŸe sahip olan baÅŸlı başına bir dönemdir. Osmanlı Devleti, 18. yüzyıldan itibaren çözülme ve çökme sürecine girdi. Bu gidiÅŸi durdurmak için 19. yüzyılda Mustafa ReÅŸit PaÅŸa, OsÂmanlı idare örgütünün kökünden deÄŸiÅŸtirilmesi gerektiÄŸine inaÂnıyordu. Bu inançla ortaya koyduÄŸu yenilikleri, padiÅŸahın aÄŸzınÂdan kaleme aldığı ünlü bildirisiyle ortaya koydu. Gülhane Parkı'nda halkın dinlediÄŸi Tanzimat'ı padiÅŸah da kabul etti.


