Betimleyici Anlatım Biçimi
Uygur Metinleri ve Özellikleri
| Düşünsel Metin Örneği |
|
Yeni veya en azından farklı bir düşünce İklimi içerisinden konuÅŸan filozoflar, yeni veya farklı olanı ifade etmek üzere alışılmadık sözcükler kullanma gereksinimi duyarlar. Ve bu husus onların yanlış anlaşılmalarını da beraberinde getirir. GeçmiÅŸte örneÄŸin bir Kant felsefesinin veya bir Hegel felsefesiÂnin başına gelen bu hal, yüzyılımızda Heidegger felsefesinin de başına gelmiÅŸtir. Heidegger uzun süre Fransız varoluşçuluÄŸunun moda. Etkisi altında bir 'varoluşçu' ve hatta 20. yüzyıl varoluşçuluÄŸunun babası olarak görülmüştür. Onun teolojik terimlerle konuÅŸmayan bir 'teolog', hatta bir 'mistik' olduÄŸu söylenmiÅŸtir. Ona 'anti-hümanist bir gerici' olarak bakanlar olmuÅŸ, onun köktenci bir 'Irrasyonalist' olduÄŸu belirtilmiÅŸ ve hatta onun bu irrasyonalizmini bir dönem belli bir ideolojinin, nazizmin hizmetine sunmuÅŸ olduÄŸu iddia edilmiÅŸtir. Bu niteleme ve iddiaların önemli bir kısmı, Heidegger felsefesine alışıldık düşünme ÅŸablonları içeÂrisinden ve çoÄŸu kez yüzeysel olarak bakmanın ve bazen de bu felsefeye Heidegger'in söylediklerinin ardında baÅŸka ÅŸeyler arayıp bulmak üzere detektifçe bir tutumla yaklaÅŸmanın birer sonucu olarak ortaÂya atılmışlar ve bir süre hararetle kabul görmüşlerdir. Fakat bu niteleme ve iddiaların bazılarını ciddiye almak da gerekir. Çünkü Heldegger felsefesinin özgün terimleri çokanlamlı terimlerdir. Her ne kadar Heidegger'in kendisi bu terimlerin tam da bu çokanlamlılıkları içerisinde anlaşılmasını isterse de, bu anlamlar çokluÄŸu İçerisinde hangi baÄŸlamda hangi anlama özellikle vurgu yapıldığı hiç de belli olmaz. Heidegger, vurgulu anlamı sanki okuyucunun bulup ortaya çıkarmasını İster gibidir. Fakat tam da bu, Heldegger felsefesiyle İyi niyetle meÅŸgul olanlar için bile, bu felsefenin deÄŸiÅŸik biçimlerde anlaşılmasıÂna yol açar. Hele Heidegger üstelik çokanlamlılığın "hakikatin özü'ne ait olduÄŸunu da söylemiÅŸse. Bu nedenle Heidegger felsefesine, o sanki tekanlamlı bir veya bir kaç temel öncülden hareketle geliÅŸtirilÂmiÅŸ bir felsefe sistemiymiÅŸ veya bir felsefi öğretiymiÅŸ gibi yaklaÅŸmak, ona mantıksal/gidimli bir düşünce yapısıymış gibi yönelmek uygun olmaz. Heidegger felsefesine iliÅŸkin yanlış anlamaların bir önemli kaynağı, iyi niyetle de olsa, ona böyle yaklaÅŸma ve yönelmeden gelir. Heidegger açıklamaz, yalnızca betimler ve anlatır. Onun söylemi, özellikle geç döneminde, anlatıcı (narrativ) bir söylemdir. Bu husus, Heidegger felsefesini yorumlamaya giriÅŸen kiÅŸi için uyarıcıdır. Bu demektir ki, Heidegger felsefesi anÂcak betimlenebilir ve anlatılabilir; fakat mantıksal/gidimli bir düşünme çabasının gerçekleÅŸtirebileceÄŸi bir ÅŸey olarak açıklanamaz. Üstelik bu betimleme ve anlatma çabası da, bu felsefenin özgün terimleÂrinin çokanlamlılıgı gözetilerek ve bu anlamlardan bazılarını öne çıkararak sürdürülebilir. Ve tabii bu durumda bazı anlamlar arka planda kalabilirler veya hiç gözükmeyebilirler. Bu nedenle Heidegger felÂsefesini betimleme ve anlatma ve buna baÄŸlı olarak yorumlama çabası da, bir yanlış veya hiç olmazsa eksik anlamadan tamamen annmış olamaz. Bu hususlar, aÅŸağıdaki yorumlama çabası İçin de geçerliÂdirler. Ben kendi payıma, Heidegger felsefesine en uygun yaklaşımın, Heidegger'in 'düşünme'den ne anladığını kavramaktan geçtiÄŸi kanısındayım. Ve aÅŸağıda Heidegger felsefesi üzerine belirlemeler yapmaya çalışırken, bunu esasında Heidegger'in 'düşünme'den ne anladığını göstermek amacıyla yapmaya gayret edeceÄŸim. Heidegger felsefesinin merkezdeki kavramı varlıktır. Fakat Heidegger felsefesi klasik anlamda bir ontoloji, bir varlık felsefesi de deÄŸildir. Çünkü Heidegger için Varlık'ın ne olduÄŸuna, Aristoteles'ten beri yapılageldiÄŸi üzere, mantıksal düzlemde kalınarak ve kavramlara baÅŸvurularak yanıt verilemez. Varlık, kendisi için ve kendisinde olageldigi ÅŸekilde açığa çıkar, gizini-açar. O, olagelme ve sürekli olarak kendisini yeniden açmadır. Ve tam da bu yüzden o, sabit ve zamanüstü, ezelî ve ebedî deÄŸildir ve yine tam da bu yüzden sabitlik, zamanüstülük, ezelîlik ve ebedîlik belirten kavramlarla ifade edilemez. Bu husus, Varlık'ın olagelmesi ve açığa çıkması içindeki yeri bakımından insan için de geçerlidir, insan, olagelme ve açığa çıkma anlamında Varlık'ın kaderine baÄŸlıdır. Yani insan için de sabit, zamanüstü, ezelî ve ebedî nitelikler belirtmek mümkün deÄŸildir. Dolayısıyla insanla ilgilenmek, insanın Varlıkla olan iliÅŸkisiyle ilgilenmektir. Fakat insanın Varlık'ın kaderine baÄŸlı olması, onun tamamen belirlenmiÅŸ olduÄŸu ve dolayısıyla özgür olmadığı anlamına da gelmez. Heidegger bu anlamda bir 'kaderci', bir 'determinist' deÄŸildir. Gerçi insan Varlıktan kopup gelen bir kader altında bulunur; fakat bu kader, eÄŸer özgürlüğü insanın kendi kendisini yönlendirmesi olarak tanımlıyorsak, tam da insanı bunu gerçekleÅŸÂtirmeye 'çağıran' bir kaderdir. Varlık, 'mutlak' ve 'sonsuz' bir ÅŸey deÄŸildir; tam tersine sonludur, tıpkı İnsan gibi. Heldegger için 'mutlak', 'sonsuz', 'Bir' (Plotinos) kavramları, tözsel ve aÅŸkın olanı ifade etsinÂler diye geleneksel Batı metafiziÄŸinin uydurmuÅŸ olduÄŸu kavramlardır ve bunların hiçbir gerçek karşılıkÂları yoktur. Bunlar yalnızca mantıksal, çıkarıma ve nedenselci düşünmenin soyutlamalarıdır. DOÄžAN ÖZLEM, TEKNİĞE İLİŞKİN SORUÅžTURMA, PARADİGMA YAYINLARI, İSTANBUL, 1998, s.9-11. Yorumlar (0)
![]() Yorum yaz
|







HEİDEGGER'İN 'DÜŞÜNME'Sİ ÜZERİNE


