|
Ecel büke belimizi Söyletmeye dilimizi Hasta iken halimizi Soranlara selâm olsun
Ürperme verir hayâle sık sık Her bir kapıdan giren aydınlık Yayla suyun yan gider Yüreğimden kan gider N'oldu sana, yeşil pancurun indi Karanlık akşamlara döndü ikindi Kalem böyle çalınmıştır yazıma Yazım kışa uymaz kışım yazıma Bilmem ki adını onun kim saklar Besbelli üşütür soğuk topraklar Almadan Kokun aldım almadan ( elmadan ) Bir de yüzün göreyim Tanrı canım almadan Ay geçer, yıl geçer uzarsa ara Giyin kara libas yaslan duvara Bursa'da eski bir cami avlusu Mermer şadırvanda şakırdayan su Bir güzel şûha dedim iki gözün sürmelidir Dedi vallahi seni Hind'e kadar sürmelidir Can kafeste durmaz uçar Dünya bir han konan göçer Akşam olur kuşlar konar dallara Susamış yıldızlar iner göllere Şimşek gibi bir semte atıldık yedi koldan Şişek gibi, Türk atlarının geçtiği yoldan Gördüm, ol meh dûşuna bir şal atıp Lâhûr'dan Gül yanaklar üstüne yaşmak tutunmuş nûrdan Yolda tek tük görünenler çekilir evlerine Gece sessizliği semtin yayılır her yerine Balkan şehirlerinde geçerken çocukluğum Her lâhza, bir alev gibi, hasretti duyduğum Dindirmez, anladım, bunu hiçbir güzel kıyı Bir bitmeyen susuzluğa benzer bir ağrıyı Ürperme verir hayâle, sık sık Her bir kapıdan giren karanlık Çok belli ayak sesinden, artık Kandilli'de, eski bahçelerde Akşam kapanınca perde perde Bir hâtıra zevki var kederde Sizi dün bekledim o yollarda Ki gezindikti o zaman karda Ru'yâ gibi bir yazdı, yarattın hevesinle Her ânını, her rengini, her şi'rini hazdan Hâlâ doludur bahçeler en tatlı sesinle Bir gün, bir uzak hâtıra özlersen o yazdan Sana dün bir tepeden baktım azîz İstanbul Görmedim gezmediğim,sevmediğim hiçbir yer Ömrüm oldukça, gönül tahtıma keyfince kurul Sâde bir semtini sevmek bile bir ömre değer Saç tel tel, örtüler hep tül tül düşer Gözünün değdiği yere gül düşer Sonunda sana da bir gönül düşer Gönlümün şimdiki duygusu gibi Zil, şal ve gül. Bu bahçede raksın bütün hızı Şevk akşamında Endülüs üç defa kırmızı Aşkın sihirli şarkısı yüzlerce dildedir İspanya neş'esiyle bu akşam bu zildedir Yeryüzünde yalnız benim serseri Yeryüzünde yalnız ben derbederim Herkesin dünyada varsa bir yeri Ben de "Bütün dünya benimdir!" derim Tepsilerde vişne kiraz Şerbet içtim kandım biraz Ben yâr ile ettim savaş Akıttım gözümden yaş Taşımda toprağımda bereket Köklerimden başlar hürriyet Kaçtım o bakıştan, o dudaktan Baktım ona sessizce uzaktan Beklerim haftada bir nâme bu yaz Yazacaksan dediğim vech ile yaz Kandilli eski bahçelerde Akşam kapanınca perde perde Bir şeyler uçar ellerimizden Her saniye mazilere bizden Biz kaybettik birimizi Sazlar sardı yerimizi Yastığım yaralı, yorganım hasta Duvarlar utanır, kapılar yasta Dünyamı zalimler elimden aldı Umudum, hayalim uzakta kaldı El mi yaman, bey mi yaman Yakında gösterir zaman Şu karlı dağların arkası gurbet Garibin çarığı, hırkası gurbet Vezîr, molla, ağa bey takım takım Güneşli bir nisan günü ok attı Kimi yayı öptü, kimi fırlattı En er keman-keşe yetti üç atım Kedim, ayak ucuma büzülmüş uyumakta İplik iplik sarıyor sükûtu bir yumakta Ak saçlı başını alıp eline Kara hülyâlara dal anneciğim O titrek kalbini bahtın yeline Bir inse tüy gibi sal anneciğim Bana düşmez can vermek yumuşak bir kucakta Ben, bu kaldırımların emzirdiği çocuğum Aman, sabah olmasın bu karanlık sakakta Bu karanlık sokakta bitmesin yolculuğum Hani, Yûnus Emre ki kıyında geziyordu Hani, ardına çil çil kubbeler serpen ordu Bahçende gülün dallanmış Şeydâ bülbüller dillenmiş Güzel, dudağın ballanmış Sorulmayı sorulmayı Elif kaşlarını çatar Gamzesi sîneme batar Ak elleri kalem tutar Yazar Elif Elif diye Bir yol öpemedim kara gözünden Geçilmez ki cilvesinden, nazından Hokka dehânından, şirin sözünden Kiraz dudaklımın, inci dişlimin Ah demedi demedi Elinde gül demedi Ben nasıl güleceğim Yâr bana gül demedi Dedim inci nedir, dedi dişimdir Dedim kalem nedir, dedi kaşımdır Dedim on beş nedir, dedi yaşımdır Dedim daha var mı, söyledi yok yok Şakaklarıma kar mı yağdı, ne var Benim mi Allah'ım, bu çizgili yüz Ya gözler altındaki mor halkalar Neden böyle düşman görünürsünüz Yıllar yılı dost bildiğim aynalar Belli yorgundu; bir veremli çiçek Gibi serpildi lâmbanın yanına Bir duman uçtu, gitti titreyerek
Hazırlayan: Orhan EREN
İlginizi Çekebilecek Diğer Konular:
-
A- Aşağıdaki dizelerde yer alan uyakları bulunuz. 1- Derdime derman ararımOturur zülfün tararımAkıbet seni sararımYorulma nazl...
-
1. Kültürlü bir aileden gelmiştir. İyi bir öğrenim görmüş, dönemin klasik ilimlerini Arapça ve Farsçayı bu dillerde şiir ...
-
Aşağıdaki paragraflarda tanıtılan sanatçıları bulunuz.
1. İslami Türk edebiyatının bilinen ilk yazarıdır.11.yüzyılda T...
-
1- Aşağıdaki sanatçılarımızdan hangileri “Beş Hececiler” grubunda yer alır? A) Orhan Veli Kanık – Ahmet Kutsi TecerB) Y...
-
1. Sanatçı, toplumumuzun Tanzimat'tan günümüze değin geçirdiği aşamaları romanlarında işlemiştir. "Kiralık Konakta Tanzima...
|