|
REDİF
Yazılış, anlam ve görev yönünden birbirinin aynı olan seslere denir. Dize sonlarında aynen tekrarlanan ekler ya da kelimeler redif olarak kabul edilir.
Örnekler:
Şimşek gibi bir semte atıldık yedi koldan Şimşek gibi, Türk atlarının geçtiği yoldan
* "-dan" redif
* "ol"lar tam uyak
Akşam, güneş artık deniz ufkunda silindi Hülya gibi yalnız gezinenler köye indi Ben kaldım, uzaklarda günün sesleri dindi Gönlümle, hayalet gibi, ben kaldım o yerde
* "-di"ler redif.
* "-in"ler tam uyak.
Ruhumu eritip de kalıpta dondurmuşlar Onu İstanbul diye toprağa kondurmuşlar
* "-durmuşlar" redif.
* "on"lar tam uyak.
Seni korkutacak geçtiğin yollar Arkandan gelecek hep ayak sesim Sarıp vücudunu hayalî kollar Enseni yakacak sıcak nefesim
* "-lar" ve "-im"ler redif.
* "-ol" ve "-es"ler tam uyak.
Bin atlı, akınlarda çocuklar gibi şendik Bin atlı, o gün dev gibi bir orduyu yendik
Koyun verdi kuzu verdi süt verdi Yemek verdi ekmek verdi et verdi Kazma ile döğmeyince kıt verdi Benim sadık yârim kara topraktır
Gideriz nur yolu izde gideriz Taş bağırda, sular dizde gideriz Bir gün akşam olur biz de gideriz Kalır dudaklarda şarkımız bizim
Bahar gördüm yaz gördüm Güzel gördüm naz gördüm Her tarafı dolaştım Senin gibi az gördüm
Ey garip çizgilerle dolu han duvarları Ey hanların gönlümü sızlatan duvarları
Karacaoğlan kapınıza kul gibi Gönül küsüverse ince kıl gibi Seherde açılmış gonca gül gibi Kokar gider bir gözleri sürmeli
Saç tel tel, örtüler hep tül tül düşer Gözünün değdiği yere gül düşer Sonunda sana da bir gönül düşer Gönlümün şimdiki duygusu gibi
Gök mavi, dal yeşil, tarla sarı olsun Kuşların, çiçeklerin diyarı olsun
Ketmetme bu râzı, söyle bir söz Ben isterim âh, öyle bir söz
Açılan bir gülsün sen yaprak yaprak Ben aşkımla bahar getirdim sana Tozlu yollarından geçtiğim uzak İklimden şarkılar getirdim sana
Biçare gönüller, ne giden son gemidir bu Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu
Senin kışın yaza benzer Bir sevdâlı başa benzer Çok içmiş sarhoşa benzer Duman eksilme yen dağlar Bu güzellik bâkî kalmaz sevdiğim Âşıkın ağlatan gülmez sevdiğim İyilerden kemlik gelmez sevdiğim Hakk’ı bir bilirsen ağlatma beni
Dağlar ile taşlar ile Çağırayım Mevlâm seni Yuvadaki kuşlar ile Çağırayım Mevlâm seni
Mehlika Sultan’a âşık yedi genç Seneler geçti, henüz gelmediler Mehlika Sultan’a âşık yedi genç Oradan gelmeyecekmiş dediler
UYAKLAR (KAFİYELER)
Şiirde dize sonlarındaki yazılışları aynı, anlamları ve görevleri farklı seslerin benzerliğine denir.
Uyak (Kafiye) Çeşitleri
1) Yarım Uyak: Tek ses benzerliğine dayanan kafiyedir. Genellikle halk şiirinde kullanılır.
Örnekler:
Yürü be git Dadaloğlu'm yürü git Dertli dertli Çukurova yolun tut
Mehmed’im sevinin başlar yüksekte Ölsek de sevinin eve dönsek de
Bin masum duayı Kim duyar söyle, ey çoban yıldızı
Bu akşam o kadar durgun ki sular İçimde maziden kalma duygular
2) Tam Uyak: Bir ünlü ve bir ünsüzün ses benzerliğine dayanan kafiyedir. Türk şiirinde en çok tam kafiye kullanılmıştır.
NOT: "â, û, î" ler de ikişer ses olarak kabul edilir.
Örnekler:
Bütün sevgileri atıp içimden Varlığımı yalnız ona verdim ben Elverir ki bir gün bana derinden Ta derinden bir gün bana “gel” desin
Geçti bir cenaze peşinde ömrün Bilemem, vardığın neresi, bugün Her gün yürüdüğün kadar yürü dün Arkasından kendi ölünün, gördüm
Her şey yerli yerinde; masa, sürahi, bardak Serpilen aydınlıkta dalların arasından Büyülenmiş bir ceylan gibi bakıyor zaman Sessizlik dokunuyor bir yerde yaprak yaprak
Çiçek ülkesinden girerken yaza Örer her doğan gün bir altun koza
Geçince başlayacak bitmeyen sükûnlu gece Guruba karşı bu son bahçelerde, keyfince
Dostu etme lâtifeyle fedâ Hakk-ı nân u nemeki etme hebâ
Bir dalda iki kiraz Biri al biri beyaz İlâhi Kadir Mevlâm Güzelini bize yaz
3) Zengin Uyak: İkiden fazla ses benzerliğine dayanan uyaktır.
Örnekler:
Ertesi gün başladı gün doğmadan yolculuk Soğuk bir mart sabahı buz tutuyor her soluk
Bir zafer müjdesi burda her isim Yekpare bir anda, gün, saat, mevsim
Bin bahçeli beldemizi yâd ellere bıraktık Gölgesinde barınacak tek ağacım yok artık Serpilmeye başladı bir yağmur ince ince Son yokuş noktasından düzlüğe çevrilince
Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki fedâ Şüheda fışkıracak toprağı sıksan şühedâ Cânı cananı bütün varımı alsın da Hüdâ Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüdâ
Altı kızın biri Melek Dünya döner çarkı felek Yeter eğlediğim dilek Altı kızlar altı kızlar
Hafız'ın kabri olan bahçede bir gül varmış, Yeniden her gün açarmış kanayan rengiyle. Gece bülbül ağaran vakte kadar ağlarmış, Eski Şiraz'ı hayal ettiren ahengiyle.
4) Tunç Uyak: Kafiyeli sözcüklerden birinin diğerinin içinde bulunmasıyla oluşan kafiye çeşididir.
Örnekler:
N’oldu sana? Yeşil pancurun indi Karanlık akşamlara döndü ikindi
Senin için kandiller tutuştu kendisinden Resmine sürme çektim kandillerin isinden
Her şey akar su, tarih, yıldız, insan ve fikir Oluklar çift, birinden nur akar birinden kir
Dalgın duyuyor rüzgârın ahengini dal dal Baktım, süzülüp geçti açıktan iki sandal
Sabahleyin gökyüzü parlak, ufuk açıktı Güneşli bir havada yaylımız yola çıktı
Âhir ömrümüzü ederler talan Bu sözüm dinleyip nasihat alan İşidip tutanı duymak isterim.
5) Cinaslı Uyak: Ses bakımından aynı, anlamca farklı sözcüklerle yapılan uyak çeşididir. Bu uyak çeşidi aynı zamanda bir edebî sanattır.
Örnekler:
Dönülmez akşamın ufkundayız vakit çok geç Bu son fasıldır ey ömrüm nasıl geçersen geç
Kara gözler, kara gözler Kararmış kara gözler Gemim deryada kaldı Yelkenim kara gözler
Madem çoban değildin Arkandaki sürü ne Beni yârdan ayıran Sürüm sürüm sürüne
Bu aşk u sevdâyı Çekerim senin için Ben çekerken sevdânı El sarsın seni niçin
Bilmem ki yaz mı gelmiş Niçin açmış gül erken Aklımı kayıp ettim Nazlı yârim gülerken
Hak muvaftak etmesin Dünyada asılsızı Asılsızlar getirir Gönüle asıl sızı
Seci: Düz yazıda bulunan kafiyeye denir.
Örnek:
İlahi her neyi gülzâr ettinse anı ittim. İlahi elime her ne sundunsa anı tattım.
Alliterasyon: Art arda gelen mısralarda bir veya birkaç harfin ahenk sağlayacak şekilde kullanılmasına denir.
Örnek:
Bana bende demen ben bende değilem Bir ben var bende benden içerü
|