Rıza Tevfik Bölükbaşı

Servet-i Fünuncularla aynı dönemde yaşamış, başlangıçta Hamit ve Fikret'in…

Nabizade Nazım'ın Eserleri

HEVES ETTİM: Nabizade Nazım; şiir kitabı…KARABİBİK: Nabizade Nazım; roman;…

Koşuk

Eski Türkler yılda bir kez, belli dönemlerde, "sığır" adını verdikleri kutsal…

Günümüz Aşıklık Geleneği

Eskisi kadar olmasa da Âşıklık geleneği günümüzde de varlığını sür­dürmektedir.…
 
Genelgeler ve Kongreler
Makale İçeriği
Genelgeler ve Kongreler
Erzurum Kongresi
Sivas Kongresi
Amasya Görüşmeleri
Temsil Heyeti'nin Ankara'ya Gelişi
Tüm Sayfalar

MUSTAFA KEMAL'İN SAMSUN'A ÇIKIŞI

Mondros ateşkesinden itibaren oluşan işgallerle birlikte Doğu Karadeniz bölgesinde Pontusçu Rumlar Rum devleti kurma çalışmaları yapıyorlardı. Bunlara karşılık Müdafai Hukukçular direniş hareketleri başlattılar. İngiltere koruyuculuğunda bulundurdukları bu bölgenin güvenliğinin sağlanması için padişaha baskı yapmaya başladı. Ve padişah burada huzuru sağlama görevini 9 ordu müfettişi olarak sivil makamlara bile emir verebilecek geniş yetkilerle Mustafa Kemal'e verdi. Ve Mustafa Kemal padişahın bir görevlisi olarak Anadolu'da gerçekleştirmek istedikleri daha kolay sağlayacağından görevi aldı. Onun Anadolu'da gerçekleştirmek istediği olay halkın işgallere karşı tepkilerini artırmak ve kurtuluş yolunda adımlar atmaktır. 18 Mayıs'ta Samsun'a çıkarak Pontusçu Rumların Havza'dan çekilmesini sağladı. Havza'da Ulusal Kurtuluş Savaşı'nın ilk raporunu yayınladı. Bu rapora göre:

  • Samsun'da Rumlar siyasi isteklerinden vazgeçerlerse güvenliğin sağlanabileceğini
  • Anadolu halkının yabancı güdüm ve kontrolüne dayanma gücünün olmadığı  
  • Yunanlıların İzmir'i işgale haklarının olmadığını belirtti.

Ayrıca Havza'da vali ve kolordu komutanlıklarına telgrafla gönderdiği bildirilerle mevcut tehlikelere karşı halkı uyarmalarını protesto mitingleri yapmalarını ancak bunu yaparken de Hıristiyan halka karşı olumsuz hareketlerden kaçınılmasınında gerekliliği de vurgulanmıştır.

İlk miting 30 Mayıs 1919'da gerçekleşmiştir. Genelgeden sonra İstanbul, Sivas, Sinop, Kastamonu, ve Tire'de mitingler yapılmıştır. Bu çalışmalarından sonra Mustafa Kemal'in bölgeye gönderilme, amaçlarından farklı davranışları ortaya çıkmış ve İstanbul hükümetince geri çağrılmıştır. AMASYA GENELGESİ (20 Haziran 1919)
Mustafa Kemal ve yakın arkadaşları Rauf Orbay, Refet Bele, Ali Fuat Paşa ve 15 Kolordu Komutanı Kazım Karabekir'le haberleştikten sonra sivil ve askeri makamlara tamim bildirilmiştir.

  • Vatanın bütünlüğü milletin bağımsızlığı tehlikededir.
  • İstanbul Hükümeti üzerine aldığı görevi yerine getirememektedir. Bu durum milletin haklarını yok göstermektedir.
  • Ulusun geleceğini yine ulusun azim ve kararı kurtaracaktır.
  • Yurdun güvenilir yeri Sivas'ta milli bir kongre toplanacaktır.
  • Her ilden, her sancaktan halkın güvenini kazanmış 2'şer delege seçilerek Sivas'a gönderilecektir.
  • Herhangi bir tehlikeye karşı bu durum milli bir sır olarak saklanacaktır.
  • Doğu illeri adma Erzurum'da 10 Temmuz'da yöresel bir kongre toplanacaktır.

Tamim Mustafa Kemal'in daha önce askeri kumandan ve mülki amirliklere gönderdiği tebliğ ve tamimlerle açıkladığı hususların bir program ve karar halindeki ifadesidir.

 

Önemi

  • Ulusu teşkilatlandırma ve mücadele yöntemleri belirginleşmiştir.
  • Tamim Türk halkına bir kurtuluş çağrısıdır.
  • İktidarın halkta olduğu ilk kez burada vurgulanmıştır.
  • Kurtuluş savaşının amacı, gerekçesi ve yöntemi burada belirtilmektedir.
  • Ulusal egemenlik ve ulusal bağımsızlık fikri, ilk kez ortaya atılmıştır.
  • Açıkça belirtilmemiş olmasına rağmen tamimin özünde yeni bir devlet fikri yatmaktadır.
  • Tamim bölgesel değil tüm ülkeyi içine alacak bir kurtuluş ve bu amaçla kongre yapılmasını gerekli görmektedir.
  • Mustafa Kemal Mondros'tan sonra Osmanlı hükümetine ilk kez baş kaldırmıştır.
  • Mustafa Kemal bu genelgeden sonra askerlik görevinden alındığı telgrafıyla karşılaşmış ancak halkın tepkisini oluşturmamak için Erzurum Kongresi öncesinde halka istifa ettiğini bildirmiştir.

 


 

ERZURUM KONGRESİ (23 TEMMUZ 1919)

 

Toplanma Nedenleri

  • Mondros ateşkesine göre; Rum ve Ermenilerin bölgeyi parçalamalarını önlemek.
  • Rum ve Ermenilerin baskı ve saldırılarına karşı İstanbul hükümeti tarafından bölgenin gözden çıkarılması halinde geleceği hakkında kararlar almak.
  • Bölgeden Türk göçünün önlenerek Wilson ilkelerine göre Türk nüfusunun çoğunlukta olduğunu ispat etmek.
  • Doğu Anadolu illeri direnme güçleri birleştirilerek etkin bir yön vermek.

 

 

Kongre Kararları:
 
  • Ulusal sınırlar içerisinde vatan bir bütündür, bölünemez.
  • Yabancıların baskısı altındaki Osmanlı hükümetinin dağılması durumunda ulusça direnişe geçilecektir.
  • Vatanı kurtarma yolunda İstanbul Hükümeti başarısız olursa geçici bir hükümet kurulacaktır. Ulusal kongre toplantı halinde değilse hükümeti temsilciler grubu seçecekti.
  • Ulusal kuvvetleri ve ulusal iradeyi egemen kılmak esastır.
  • Hristiyanlara egemenlik ve ayrıcalık tanınamaz.
  • Mebusan meclisinin toplanmasına çalışılacaktı.

 

 

Önemi

  • Ulusal mücadelenin asıl programını oluşturur.
  • Yeni bir devlet kurma düşüncesi belirginleşmiştir.
  • Doğu illerinin birliği sağlanmış, artık ulusal kongrenin toplanmasının gerekliliği anlaşılmıştır.
  • Kongre hazırlıkları yapmak üzere on kişilik temsil heyeti seçilerek, başkanlığına Mustafa Kemal getirilmiştir. (Bu heyet Doğu Anadoluyu temsil etmekle görevlendirilmiştir.)
  • Misak-ı Milli sınırları ilk kez belirlenmiştir.
  • Kongrede Doğu illeri direnme güçleri birleştirerek Şark-ı Anadolu Müdafi Hukuk Derneği yeni bir tüzükle oluşturulmuştur.
  • Manda ilk kez burada reddedilmiştir.
  • Yabancılara ayrıcalık verilmesi ilk kez burada reddedilmiştir.
  • Erzurum kongresi toplanma amacı bölgesel olmasına rağmen, alınan kararlarla ulusallığa dönüşmüştür.

 

SİVAS KONGRESİ (4-11 EYLÜL 1919)

Sivas kongresi gerçekleşmeden önce Kuvayi Milliye tarafından Batı Anadolu bölgesinin direnişini örgütlemek maksadıyla Balıkesir ve Alaşehir kongreleri toplanmıştır. Balıkesir kongresinde; padişahın etkisinde olan kişiler tarafından padişaha bağlılık yemini yapılarak kongrenin kapatılması farklı bir özelliktir. Alaşehir kongresinde ise; işgallere karşı bağımsızlığımızı etkilemeyecek bir devletten yardım alma yani manda fikri vardır. Her ikiside bölgeseldir. Mustafa Kemal'in temsil heyetinin başına getirilmemesi, Amerikan Mandası konusunda tartışmalar çıktı. Sonuçta her ikisinin de tersi gerçekleşmiştir.

  • Erzurum kongresinde alınan kararlar aynen kabul edildi.
  • Anadolu ve Rumeli de kurulmuş olan Müdafa-i Hukuk cemiyetleri tek bir isim altında toplandı. (Böylece ulusal teşkilatlanmanın yöntemleri yurt çapında yaygınlaştırılmış oldu.)
  • Kongre de seçilen temsil heyeti bütün yurdu temsil etme yetkisiyle genişletildi.
  • Vatanın herhangi bir yerinin İstanbul hükümetince terk ve ihmal edildiği durumda geçici bir hükümet kurulacağı ve yönetimin Türk ulusu adına ele alınacağı kabul edildi.
  • Misak-ı Milli esasları kabul edildi.
  • Manda ve himaye tartışmalar sonucunda kesinlikle reddedildi.
  • Padişah tarafından dağıtılan MebuslarMeclisinin bir an önce toplanmasına karar verildi.

 

 

Önemi

  • Erzurum kongresinde alman kararların aynen kabul edilmesiyle bu kararlar bir bölge halkının kararları olmaktan çıkarılıp ulusa mal edilmiştir.
  • Ulusun geleceğine ulusun kendisinin karar vereceği ilkesi gerçekleştirilmiştir.
  • İhtilalci hareket Sivas kongresinden sonra güç kazanmıştır.
  • Mustafa Kemal'm temsil heyeti başkanlığına getirilmesi onu Kurtuluş Savaşının yetkili lideri durumuna da getirmiştir.
  • TBMM bu kongrede seçilen temsil heyeti tarafından açılacaktır.
  • Kongrede; temsil heyetinin Ali Fuat Cebesoy'u; "Batı Anadolu kuvvetler komutanlığına ataması" yürütme organı gibi çalışmasına bir örnektir.

Damat Ferit Paşa'nın Görevden Alınması

Damat Ferit Paşa Sivas Kongresinin toplanmasına engel olmak ve Mustafa Kemal'i tutuklatmak üzere Elazığ Valisi Ali Galip Bey'i görevlendirmiştir. Ancak bu görevin gerçekleşmemesi üzerine onu görevden aldı. Bu arada Sivas Kongresi'nde oluşturulan temsil heyeti de İstanbul hükümetiyle görüşme talebinde bulundu. Görüşmelerin çeşitli bahanelerle gerçekleşmemesi üzerine Temsil Heyeti İstanbul hükümetiyle ilişkilerini kestiğini açıkladı. Vahdettin böyle bir durumda Anadolu'ya hakim olamadığı görüntüsünün ortaya çıkacağmdan endişe duyarak durumdan sorumlu tuttuğu Damat Ferit Paşa'yı görevden alır.


 

AMASYA GÖRÜŞMELERİ (20-22 EKİM 1919)

Ali Rıza Paşa hükümeti Anadolu harekatına yakın bir politika izleyerek Bahriye Nazırı Salih Paşa'yı temsil heyetiyle görüşmek üzere Amasya'ya gönderdi. (Böylelikle Anadoluya hakim oldukları görüntüsü yaratacaklardı.) Ancak görüşmeler sonucu ortaya çıkan durum "Artık İstanbul Anadoluya hakim değil, tabidir" şekline dönüştü. Protokole göre;

  • Sivas Kongresi kararları aynen kabul edilecekti.
  • Anadolu ve Rumeli Müdafa-i Hukuk derneğiyle bu derneğin yetkili organı olan Temsil Kurulu yasal bir varlık olarak kabul edilecekti.
  • Manda ve Himaye kabul edilmeyecek, Türk yurdunun bütünlüğü ve bağımsızlığı korunacaktı.
  • Müslüman olmayan toplulukla siyasi egemenlik ve toplumsal dengemizi bozacak ayrıcalıklar verilmeyecekti.
  • Mebuslar Meclisinin İstanbul'da güvenlik içinde toplanması olanaksız olduğundan meclis İstanbul dışında hükümetin uygun göreceği güvenilir bir yerde toplanacaktı.
  • Milletvekili seçimi serbest ve müdahalesiz yapılacaktır.

Salih Paşa bütün bu kararları İstanbul hükümetine kabul ettireceğine söz vermiş, ve ayrıca gizli kararlar diye bileceğimiz şekilde azınlık cemiyetinin zararlı faaliyetlerinin engelleneceğine ve İzmir'in kurtarılmasına çalışılacağına da söz vermiştir. Amasya görüşmeleri Mebuslar Meclisi'nin toplanmasına ait kararlar dışında uygulanmıştır. Ancak buna rağmen Temsil Heyeti'nin varlığının Osmanlı hükümeti tarafından tanınması açısından önemlidir.


 

TEMSİL HEYETİ'NİN ANKARA'YA GELİŞİ (27 ARALIK 1919)

İstanbul'da toplanacak Mebuslar Meclisinin çalışmalarını yakından izleyebilmek ve yeni seçilen milletvekillerini Sivas kongresi doğrultusunda karar verme konusunda etkileyebilmeleri için Temsil Heyeti ve Mustafa Kemal Ankara'ya geldi. Mustafa Kemal kendine yakın milletvekillerinden İstanbul'daki mecliste:

  • Ulusal iradenin meclise yansıdığını kanıtlamak için kendinin sembolik olarak meclis başkanı seçilmesini
  • Müdafa-i Hukuk grubunun oluşturulmasını
  • Sonradan adı Misak-ı Milli olacak görüşler doğrultusunda kararlar alınmasını istedi.

 

Ancak 12 Ocak 1920 de açılan Mebuslar Meclisinde Mustafa Kemal Meclis başkanı seçilemediği gibi Müdafa-i Hukuk Grubu da oluşturulamadı. Bunun üzerine Mustafa Kemal'e yakın bir grup milletvekili Felah-ı Vatan grubu oluşturarak onun görüşleri doğrultusunda Misak-ı Milli kararlan hazırladı ve Meclise sundu. 28 Ocak 1920'de Misak-ı Milli meclisçe onaylandı.

  • Ulusal sınırlar içinde vatan bir bütündür bölünemez.
  • Kars, Ardahan, Batum, Batı Trakya halkı gelecekleriyle ilgili kararı kendi iradeleriyle verecekleri halk oylamasıyla belirleyecekti.
  • Mondros ateşkesi imzalandığı sırada itilaf devletlerinin elinde kalan halkının çoğunluğu Arap olan bölgenin geleceği de halk oylaması sonucu belirlenecekti.
  • İstanbul ve Marmara üzerindeki baskılar kaldırıldığı takdirde boğazlar dünya ticaret gemilerine açılabilecekti.
  • Bir devletin tam bağımsızlığına etkili olacak ekonomik, hukuki, siyasi bütün ayrıcalıklar kaldırılacaktır. (Kapitülasyon)
  • Hristiyan azınlıklara komşu ülkelerdeki müslümanlara verilen haklar o-ranmda hak verilecekti.
    Sınırlar, Boğazlar ve İstanbul'la ilgili hükümler kabul edildiği takdirde Osmanlı borçları ödenecekti.

Önemi

  • Ulusal ve bölünmez bir Türk vatanı sınırları  izilmiştir.
  • İlk kez kapitülasyonlar burada reddedilmiştir.
  • Ulusal iradenin Osmanlı parlamentosuna yansıması yönünden önemli bir siyasi zaferidir.
  • Tartışmalı bölgelere ait halk oylaması kararlan sorunlara barışçı yaklaşıldığına bir kanıttır.

 

Misak-ı Milli'nin Sonucunda Gerçekleşen Olaylar

  • Ulusal mücadele büyük bir güce kavuşmuştur.
  • Beklenmedik böyle bir sonuçla karşılaşan itilaf devletleri Misak-ı Milli kararlarının geçersiz kabul edilmesi yolunda milletvekillerine baskı yaptılar.
  • Bu baskılar üzerine Ali Rıza Paşa yerine Salih Paşa göreve getirildi.
  • Milletvekilleri kararlarında direnince Salih Paşa da görevden ayrıldı. 16 Mart 1920'de İstanbul resmen işgal edikti.
  • Milletvekillerinin bir kısmı tutuklandı, kaçabilenler Anadoluya geçerek Milli Mücadeleye katıldılar.
    İtilaf devletleri İstanbul'un işgalinden Kuvayi Milliye'yi sorumlu göstermek için şöyle bir bildiri yayınladı:
    a) İşgal geçicidir.
    b)  İşgalden maksat saltanat makamının nüfuzunu engellemek değil, elinde kalacak topraklarda onun hakimiyetini sağlamaktır.
    c) Taşra'da isyan çıktığı veya katliam yapıldığı takdirde İstanbul Türklerden alınacaktı.
    d) Herkesin saltanat makamı olan İstanbul'dan verilecek emirlere uyması gereklidir.

  • Salih Paşanın görevden ayrılması üzerine yeniden Damat Ferit Paşa göreve getirildi.
  • 11 Nisan1920'de; Osmanlı Mebuslar Meclisi tamamem kapatıldı. 
  • İstanbul'un işgali üzerine bu durumdan rahatsız olan saltanat ve hilafet yanlıları da Anadolu'ya geçerek Milli Mücadeleye katılmışlardır.

 

Yorumlar (0)Add Comment

Yorum yaz
daha küçük | daha büyük

busy
 

Kayıt - Giriş



Bunlari Biliyor musunuz?

Tasavvufla ilgili halk edebiyatında aruzun müstef ilâlün kalıbıyla yazılan şiirlere "vez-i âhır" denir.
Cumartesi, 02/11/2012 02:12
Telif Hakkı © 2012 Open Source Matters. Tüm Hakları Saklıdır.
Joomla! GNU/GPL lisansı altında özgür bir yazılımdır.