|
Ahmet Hikmet Müftüoğlu'nun hikâye kitabı (1901). İçindeki yirmi iki parça küçük hikâye, mensur şiir ve monolog türlerindedir. Kitaba adını veren masalımsı hikâyedeki Gülistan (gül bahçesi) erkeklere düşman olmuş yaşlı bir kadının, kızı Nesrinnûş'u götürdüğü, Bahr-i Kulzüm (Kızıldeniz)'deki bir adadır. Genç kız, hiç erkeksiz adada, bütün rahatlıklar bulunduğu halde, ruhunda bir boşluk duymaktadır. Hâristan (dikenli yer) adasında ise, Serendip'ten Babil'e gelirlerken denizde boğulmaktan kurtulmuş yedi erkek ve Hârâ adında, dört yaşında bir erkek çocuk vardı. Hiçbir kadının bulunmadığı bu dikenlik, taşlık, çorak adada Hârâ, sert doğa koşullan altında büyümüştü. İçinde bir sırra özlem duyan Hârâ, bir gün yaptığı bir sandalla Gülistan adasına geldi, Nesrinnûş ile karşılaştı. İki genç, ruhlarındaki boşluk duygusunun yok olduğunu, mutluluğa kavuştuklarını gördüler. Kitaptaki ünlü monolog Yeğenim, elli beş yaşlarında bir adam tarafından söylenir. Adam, yeğenini Paris'e öğrenime göndermiş, delikanlı neden sonra yurduna, Türk gelenek ve göreneklerini yadsıyan bir züppe olarak dönmüştür. Monologda, alaylı bir dille bu yabancılaşma yerilmekte, delikanlının ancak Zonguldak'ta beş yıl maden mühendisliği yaptıktan sonra yerli hayata ayak uydurabildiği belirtilmektedir. Kitabın unutulmaz hikâyelerinden birinin kahramanı da askerleri çok seven ve üç şehit anası Nakiye Hala'dır.
İlginizi Çekebilecek Diğer Konular:
-
DEFTER-İ ÂMÂL: Ziya Paşa; anı; Jean Jacque Rousseau’nun “ İtiraflar “ adlı eserinden etkilenerek yazmıştır; batılı anlamda...
-
|