|
Tarık Buğra'nın romanı (1963). 1918'de on yedi yaşında İstanbul'da Fatih medresesinde talebe bulunan, vaizlerinde sesinin etkisi ve kişiliği tam, enerjik Mehmet Reşit Efendi, 1919'da "Padişaha bağlılığın tahkimi, sarsılan imanın takviyesi için" Dahiliye Nezareti tarafından Akşehir'e gönderilir; orada "İstanbullu Hoca" diye tanınır. Kasabanın güzel kızı Emine ile evlenir, fakat parlak düğünün yankıları çabuk unutulur: Akşehir, Yunanlıların Anadolu içerlerine ilerlediği haberleriyle tedirgindir. Beklenen bir cuma namazından sonra İstanbullu Hoca, kalabalık bir cemaat karşısında, gene Hilâfet'ten, Padişahtan yana konuşur. Doktor Haydar Bey'in önderlik ettiği Kuvayı Milliyecilere karşı, uzun bir süre, tek başına bir kuvvet olarak, Hoca, halkın İstanbul'a bağlı kalmasını sağlar. Bu yüzden Adana, Antep ve Maraş'tan sonra Konya da tamamen Kuvayı Milliye'ye katıldığı halde, geniş bir bölgede birkaç yer, çıbanbaşı olarak da Akşehir, bu milletçe birleşme dışında kalır. Kuvayı Milliye'nin gelişmesine engel olan İstanbullu Hoca için Ankara'dan vur emri çıkınca Hoca, doğum yapmak üzere olan karısını emin ellere bırakarak kaçar, Yaka Saray köyündeki Çakırsaraylı çetesine sığınır. Şimdi sarıklı, latalı, sakallı İstanbullu Hoca; yün kuşaklı, saltalı, beli fişekli Küçük Ağa olmuştur. Çetecilerin yanında bir ay kalır, bir oğlu doğduğunu öğrenir, yeni kişiliğine alışır; iyi binici, keskin nişancı, yiğit olur. Akşehir'deki Kuvayı Milliyeciler Hoca'nın yerini öğrenir, baskın yaparlarsa da Hoca (Küçük Ağa) yanına beş on kişi alarak bir hafta kadar önce, gene kayıplara karışmıştır. Küçük Ağa, şimdi, kırk elli atlıyla Çerkeş Etem'in ortanca kardeşi Tevfik Bey'in çetesinde, bir müfrezenin başındadır. Akşehir'dekiler Hoca'yı yakalama işini bu defa, Birinci Dünya Savaşı'nda sağ kolunu kaybetmiş, eski asker Çolak Salih'e verirler. Zahmetli bir yolculuktan sonra Çolak Salih, Hoca'yı bulur. Çolak'ın Kuvayı Milliye'den yana konuşmaları, Hoca'da nice zamandır değişmeler gösteren vatan - millet ve cihat anlayışlarının bir kesinliğe ulaşmasını sağlar. O andan itibaren Çolak Salih, Hoca'nın desteğidir. Hoca, Salih'le ve en yakın adamlarıyla birlikte Kuvayı Milliye'yi, kurtuluş hareketlerini baltalamaya kalkan kişi ve toplulukları saf dışı etmeye koyulur. Roman, Küçük Ağa'nın böyle bir çarpışmada sağ kolundan yaralanmasıyla sona erer. Medrese eğitiminden gelen köklü bir karakter ve mizaç adamının Millî Kurtuluş hareketini yavaş yavaş benimsemesini en tabii çizgileri içinde veren, kahramanım hiç de idealize etmeyen roman, bu ciltte bitmiyor. Küçük Ağa'nın daha sonraki faaliyetleri, eserin ikinci cildine (Küçük Ağa Ankara'da) romanına konu olmuştur.
İlginizi Çekebilecek Diğer Konular:
-
DEFTER-İ ÂMÂL: Ziya Paşa; anı; Jean Jacque Rousseau’nun “ İtiraflar “ adlı eserinden etkilenerek yazmıştır; batılı anlamda...
-
|