|
Sabahattin Ali'nin romanı (1943). Eserine "Åžimdiye kadar tesadüf ettiÄŸim insanlardan bir tanesi benim üzeÂrimde belki en büyük tesiri yapmıştır" cümlesiyle baÅŸlayan yazar, önce roÂmanın kahramanı Raif Efendi ile olan dostluÄŸunun tarihçesini anlatır, sonÂra bir gün onun, ölüm döşeÄŸindeyken verdiÄŸi, siyah kaplı defteri okumaya koyulur. İlk sayfada 20 Haziran 1933 tarihi, Raif Efendi, hayatının romanıÂnı bu deftere yazmıştır. Raif, dönüşte babasının fabrikasında çalışmak üzeÂre sabunculuk öğrenimi için gittiÄŸi Berlin'de bir sergide Kürk Mantolu Madonna tablosunda kendi portresini yapmış ressam Maria Puder'i sever. Babasının ölümü üzerine de yurduna döner. Sonradan getirteceÄŸini söyleÂdiÄŸi sevgilisiyle, engeller yüzünden haberleÅŸmeleri kesilir ve Raif olayların akışına bırakır kendini. Aradan on sene geçmiÅŸ, zamanla hayaller dünyaÂsından gerçeklere dönmüş, Maria'yı unutarak Türkiye'de evlenmiÅŸtir. GüÂnün birinde Ankara'da karşılaÅŸtığı ve Berlin yıllarında pansiyon komÅŸusu olmuÅŸ bir Alman kadınından, Berlin'den ayrılmasından kısa bir zaman sonÂra Maria'nın ölmüş olduÄŸunu öğrenir. Maria, Raif ten olma kızını doÄŸurÂmuÅŸ, bir hafta sonra da ölmüştür. Ankara garında kalkmak üzere olan trende, vagon penceresinde uzak akrabası bu Alman kadınını bekleyen, seÂkiz dokuz yaÅŸlarındaki, babasından habersiz kız, Raif'in kendi kızıdır. Tren hareket eder, Raif düşünceler içinde donuk, garda kalakalır. Kitabın son sayfaları, o sıralarda otuz beÅŸ yaÅŸlarındaki Raif'in duyduÄŸu, karışık suç ve utanç duygularının yorumu ve yitmiÅŸ gitmiÅŸ bir aÅŸka yakılan ağıtlarla oluÅŸur.
İlginizi Çekebilecek Diğer Konular:
-
DEFTER-İ ÂMÂL: Ziya Paşa; anı; Jean Jacque Rousseau’nun “ İtiraflar “ adlı eserinden etkilenerek yazmıştır; batılı anlamda...
-
|