Türk Mitolojisinde Simurg…
| Ahmet Haşim |
|
|
Edebi Kişiliği - Sanat Anlayışı: Batılı anlamda Türk şiirinin en büyük isimlerinden biridir. İlk şiirlerinde Abdülhak Hamit, Muallim Naci, Tevfik Fikret ve Cenap Şahabettin'in etkisi; olgunluk dönemi şiirlerinde ise Abdülhak Hâmit'le beraber, Şeyh Galib'in duygu ve hayal gücü hissedilir. Bilinen ilk manzumesi "Leyâl-i Aşkım", "Mecmua-i Edebiyye"de yayımlanmıştır. Şiirlerinin çıktığı diğer dergiler, Resimli Kitap, Servet-i Fünun, Rebab, Dergâh, Yeni Mecmua, Yeni Türk, Aşiyan ve Musavver Muhit'tir. Dergâh'da çıkan "Bir Günün Sonunda Arzu" isimli şiirinin fazla kapalı bulunarak eleştirilmesi üzerine, "Şiirde Mâna ve Vuzuh" başlıklı makalesini yazmıştır. Şiirle ilgili görüşlerini "Piyâle"nin ön sözünde "Şiir Hakkında Bazı Mülâhazalar" adıyla şöyle açıklamıştır: "Şiirin asıl özelliği 'duyulmak'tır. Şiirin dili musiki ile söz arasında ve sözden ziyade musikiye yakındır. Yani bu dil, bir açıklama vasıtası olmaktan ziyade bir telkin vasıtasıdır ve şiirde musiki anlamdan önce gelir. Bu bakımdan kelimeler, şiire, anlam değerlerinden çok musiki değerleriyle girerler. Şiirin anlam bakımından açık olması zaruri değildir. Şiirin doğduğu yer şuuraltıdır. Konu ise sadece terennüm için bir vesiledir." Şiirde musikiyi ön plana alan, anlam açıklığını ikinci plana atan, mısralarda geniş ve akıcı bir telkin yeteneği arayan ve şiirin kaynağını bilinçaltında bulan bu anlayış ile sembolizmin şiir anlayışı arasında yakınlıklar vardır. Onun şiirleri daha çok, empresyonizm (izlenimcilik) akımına uygundur. Bunun en önemli göstergesi, şiirlerinde dış dünyaya ait gözlemlerinin kendi iç dünyasında yarattığı izlenimleri yansıtmasıdır. "Göl Saatleri" adlı şiir kitabının küçük ve manzum "Mukaddime"si de empresyonizmin özlü bir ifadesinden başka bir şey değildir. Sanatçının yaşamı, sanatını derinden etkiler. Bu nedenle şiirlerinde aşk ve doğa konularında yoğunlaşır. Bazen derin bir anne sevgisini, güneşten kaçıp çöle hayat veren geceye sığınmayı, hastalık ve ölüm gibi motifleri, şuuraltında gizlenmiş çocukluk hatıralarını anlatır. Şiirlerinde derin bir melankoli, anlaşılmazlık, uzak ve bilinmez diyarlara özlem ve çok defa psikolojik yorumlara dayanan renk musikisi hissedilir. Karamsarlık, onun şiirlerinin en belirgin özelliğidir. Sanatçının çeşitli hayalleri, duyguları, güzelliklere olan bağlılığı ve sihirli bir müzik gibi insanı etkileyen üslubu vardır. Piyâle kitabına aldığı "Şi'r-i Kamer" serisindeki şiirleri hayal zenginliği, iç ahenkteki kuvvet ve büyük telkin kabiliyeti dikkat çekicidir. O, şiirde musikiyi öne çıkardığı için şekle pek önem vermemiştir. Tercih ettiği nazım şekilleri dörtlükler ve serbest müstezattır. Onun şiirlerinde ölçü ve kafiye kusurlarına rastlanır. Sanatçı, şiirlerinde sadece aruz ölçüsünü kullanmıştır. Fecr-i Âti dönemindeki şiirlerini Arapça ve Farsça sözcüklerle dolu ağır, süslü bir dille yazmıştır. Sanatçının nesir alanında fıkra, deneme, gezi notları ve hatıra türünde yazıları vardır. Nesir dili şiirlerinden daha sadedir. Nesirlerinde açık, berrak, nükteli, bazen de alaycı ve iğneleyici bir üslup kullanmıştır. "Fikir adamı" olmaktan çok, fikir ve duygularla oynamayı yeğlemiştir. Ahmet Haşim, Fecr-i Âti topluluğu dağıldıktan sonra çalışmalarına bireysel olarak devam etmiş, ömrünün sonuna kadar da hiçbir akım içinde yer almamıştır. Eserleri:
Eserlerinden Seçmeler:
HAVUZ Akşam Yine Toplandı Derinde Canan gülüyor eski yerinde Mehtab kemer taze belinde
MERDİVEN Ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden Sular sarardı yüzün perde perde solmakta Eğilmiş arza kanar muttasıl kanar güller Bu bir lisan-ı hafidir ki ruha dolmakta
BİR GÜNÜN SONUNDA ARZU
Yorgun gözümün halkalarında
O BELDE
Denizlerden Tags:
Yorumlar (1)
![]() Yorum yaz
|








Bağdat'ta doğdu. 1895'te İstanbul Galatasaray Sultanisi'ne (Lisesi) yazıldı. 1907'de Mekteb-i Hukuk'a (Hukuk Fakültesi) devam etti. Sanâyi-i Nefise Mektebi'nde (Güzel Sanatlar Akademisi) mitoloji dersi verdi. Mülkiye Mektebi'nde ise Fransızca öğretmenliği yaptı.


