Sappho

Eski Yunan edebiyatının en büyük lirik sanatçılarındandır. Şiirlerinde daha çok…

Ad (İsim) Tamlamaları (8.…

Aralarında anlam ilgisi bulunan isimlerin ekler yardımıyla oluşturdukları…

Nasrettin Hoca Fıkralarından…

Hoca, bir gece yatarken damda, bir hırsızın gezindiğini sezer. Karısına, geçen…

Rıfat Ilgaz

Cumhuriyet devri şair ve yazarlarındandır. İlk şiirleri Kastamonu'da Nazikler…
 
Cenap Şahabettin

Manastır'da doğdu, İstanbul'da yaşa­mını yitirdi. Babasının Plevne'de şehit düşmesinden sonra ailesiyle İstan­bul'a geldi. Tıbbiye İdadisi'nden son­ra Askeri Tıbbiye'den mezun oldu. Hekim yüzbaşı oldu. Darülfünûn'da Türk Edebiyatı Tarihi dersleri okuttu. Kurtuluş Savaşı sırasında Kuva-yı Milliye'ye karşı olumsuz tutum benimsedi. Daha sonra Cumhuriyeti destekledi ama yalnızlıktan kurtulamadı.

Edebi kişiliği - Sanat Anlayışı

İlk şiiri 1885'te, daha öğrencilik yıllarında Saadet gaze­tesinde yayımlandı. Önceleri Muallim Naci'nin etkisiy­le Divan şiiri tarzında şiirle uğraştı. Daha sonra Reca­izade Mahmut Ekrem ve Abdülhak Hamit Tarhan'dan etkilenerek Batı tarzı şiire yöneldi. Servet-i Fünûn der­gisinde şiirleri yayımlandı, Tevfik Fikret ve Halit Ziya Uşaklıgil'le birlikte Servet-i Fünûn edebiyatının üç önemli isminden biri oldu.

Cenap Şehabettin, parnasizmin, az da olsa semboliz­min etkisinde kalmıştır. Bu akımların şiir anlayışına uyarak, değişik ritim ve hayaller oluşturabilmek için di­li zorlar. Arapça ve Farsçadan yeni kelimeler alarak ya­bancı kelimelerle yeni tamlamalar kurar. Bu yolda Edebiyat-ı Cedîde'nin en aşırı örneklerini verir. Onda sem­bolist şiir anlayışı genel olarak yoktur ancak dil ve ahenk özellikleri yönünden sembolizme yaklaşır. Do­kunduğu her şeye yeni yeni renkler, derinlikler, istedi­ği tonda ışıklar, alışılmışın dışında biçimler, aydınlıklar veren sanatçının şaşırtıcı bir imgelem gücü vardır.

Servet-i Fünûn Edebiyatının bu ikinci büyük şairi, ger­çeklerden kaçar, hayallere dalar. Ona göre şiir, "keli­melerle yapılmış bir resim"dir. Sembolistlerin etkisiyle şiirde, herkesin konuştuğu dilden ayrı ifadelerin bulun­ması gerektiğine inanır. Bu inanışla şiirlerinde "sâât-î semen-fâm", "çeng-i müzehhep", "nay-i zümürrüf", "berf-i zerrin" gibi o güne kadar duyulmamış ifadeler kullanır. Bu söyleyişler döneminde çetin tartışmalara yol açar.

Cenap Şehabettin, bütün şiirlerini aruz ölçüsüyle yaz­mıştır. Şiirlerinde kelimelerin müziksel uyumuna, ahenge, kelimelerin seçimine çok büyük değer vermiştir. Heceleri müzik düzeyinde uyumlu kullanmayı savun­du. Bu tarzda yazdığı en iyi iki örnek "Yakazat-ı Leyli­ye" ve "Elhan-ı Şita" şiirleridir.

O, sanatta güzel olanın peşindedir. Şiirlerini "sanat için sanat" görüşünden hareketle yazmıştır. Ona göre şair, güzel bir eser ortaya koyarak okuyucularda tatlı bir hülya uyandırabildiyse başarılı sayılır.

Onun içindir ki Cenap Şehabettin, başkalarının hayat­ları ve açılarıyla hiç ilgilenmez. Cenap için asıl önemli olan, bireyin mutluluğudur.

Cenap Şehabettin, nesir türünde de eserler verir. Ne­sirlerinde nükte ile düşünceye sıkı sıkıya bağlılık görü­lür. İşitilmemiş tamlamalara, şaşırtıcı zekâ oyunlarına düşkündür. Hareketli, değişik, zengin bir nesir peşin­dedir. 1908'den sonra nesre ağırlık vermiş, Millî Edebi­yat akımına rağmen dilini sadeleştirmemekte diren­miştir. Eleştirici, alaylı bir anlatımla hemen her konuda makaleler, sohbetler, gezi mektupları, özdeyişler, pi­yesler yazmıştır. Şiirlerinde olduğu gibi, düz yazıların­da da süslü anlatıma, nükteye, zekâ gösterişine, söz oyunlarına, her türlü söz sanatına önem vermiştir. Her­kes gibi yazmamak, ayrı bir düşünüş, mantıkla dolu bir fikir, orijinal bir buluş, onun nesrinin en belirgin özellikleridir.

Eserleri:

  • Şiir: Tâmât, Seçme Şiirleri, Bütün Şiirleri (Ölümünden sonra)
  • Tiyatro: Körebe (Yalan, Küçükbeyler adlarını taşıyan piyesleri kitap olarak yayımlanmamıştır.)
  • Düz yazı: Hac Yolunda, Avrupa Mektupları (gezi yazı­sı); Evrak-ı Eyyam, Nesr-i Harp, Nesr-i Sulh (makale); Tiryaki Sözleri (özdeyiş); Vilyam Şekspir (inceleme)

Elhan-ı Şita

Bir beyaz lerze, bir dumanlı uçuş,
Eşini gaib eyleyen bir kuş
gibi kar
Geçen eyyâm-ı nev-bahârı arar.

Ey kulûbun sürûd-ı şeydâsı,
Ey kebûterlerin neşîdeleri,
O bahârın bu işte ferdâsı:
Kapladı bir derin sükûta yeri
karlar
Ki hamûşâne dem-be-dem ağlar.

Ey uçarken düşüp ölen kelebek,
Bir beyaz rîşe-i cenâh-ı melek
gibi kar
Seni solgun hadîkalarda arar.

Sen açarken çiçekler üstünde
Ufacık bir çiçekli yelpâze
Na'şın üstünde şimdi ey mürde
Başladı parça parça pervâze
karlar
Ki semâdan düşer düşer ağlar.

Uçtunuz, gittiniz siz ey kuşlar;
Küçücük, ser-sefîd baykuşlar
gibi kar
Sizi dallarda lânelerde arar.

Gittiniz, gittiniz ey mürgan,
Şimdi boş kaldı ser-te-ser yuvalar,
Yuvalarda -yetîm-i bî-efgan:-
Son kalan mâi tüyler kovalar
karlar
Ki havâda uçar uçar ağlar.

Yorumlar (0)Add Comment

Yorum yaz
daha küçük | daha büyük

busy
 

Kayıt - Giriş



Bunlari Biliyor musunuz?

İlk divan şairi “Hoca Dehhani”dir.
Cuma, 02/10/2012 16:25
Telif Hakkı © 2012 Open Source Matters. Tüm Hakları Saklıdır.
Joomla! GNU/GPL lisansı altında özgür bir yazılımdır.