Neden Sonuç Cümleleri (6. Sınıf)
Fiiller Konu Testi - 1
Anlatım Bozuklukları Konu Testi - 2 (8. Sınıf)
Milli Edebiyat Döneminde Tiyatro
| Ferudun Attar |
Sayfa 1 / 2 Babası ilaç ve güzel kokular satardı. Bu işi yapanlara da "Attar" denirdi. Çocukluğunu babasının yanında attarlık öğrenerek geçiren Ferîdüddîn, işinden arta kalan vakitlerde büyük âlimlerin yazdıklarını okurdu.
Bir gün bir derviş, dükkânının önünden geçerken içeri bakıp bir "ah!" çekti. Ferîdüddîn-i Attâr ona, neden baktığını ve niçin ah çektiğini sordu. Derviş: "Benim yüküm hafif. Dünyada hırkamdan başka bir şeyim yok. Bu dünya pazarından kolayca geçerim. Fakat sen bu kadar ağır yükle kendi başının çaresine nasıl bakarsın?" dedi. Attar ona, "Bu dünyadan nasıl geçip gidersin?" diye sordu. Derviş de: "Hırkayı sırtımdan çıkarır, başıma yastık yaparım, canımı Hakk'a teslim ederim." demesiyle birlikte hırkasını çıkardı ve başının altına koydu, orada canını teslim etti. Ferîdüddîn-i Attâr bu olaydan çok etkilendi. Zaten dinini öğrenme arzusuyla doluydu. O günden sonra varını yoğunu sadaka olarak dağıttı. Ömrünün geri kalanını ilim, irfan öğrenmekle geçirdi.
Hayatına hem öğrenip hem de yazarak devam etti. Ömrü boyunca iman ve ahlak temalarını anlamaya ve anlatmaya çalıştı. İnanç ve ırk ayrımı gözetmeyen insan sevgisi kitaplarının her satırına sindi. Batı'dan ve Doğu'dan birçok yazar onun etkisinde kaldı.
Mevlânâ daha on yaşlarındayken babasıyla Nişabur'a gittiğinde Attâr ile görüşmüştü. Ferîdüddîn-i Attâr, Mevlânâ'yı görür görmez onun dehasını fark etti ve babasına müjdeledi. Mevlânâ da onu, ilk üstadı olarak kabul etti. Üstadının kendisine ithaf ettiği kitap olan Esrarnâme'yi hayatı boyunca yanından ayırmadı. Ve onun hakkında şöyle dedi: "Attâr, aşkın yedi şehrini gezdi de, biz ancak bir sokağının dönemecindeyiz!" |









