|
İlk şiirleri 1936’da Varlık dergisinde yayımlanmıştır. Aslında aruzu çok iyi bilen, hece şiirinin özelliklerini kavramış bir şairdir o. Şiirlerinde çocukluk anılarını, aşk, özlem temalarını, uç bir duyarlılığa götüren genç bir şair olarak tanınmıştır. Ahmet Muhip Dıranas, Ahmet Hamdi Tanpınar ve Fransız simgeci şairlerden izler taşıyan ölçü ve uyağın çok iyi kullanıldığı, müzik öğelerinin belirgin olduğu şiirler yazmıştır. Asıl ününü çocukluk arkadaşları Oktay Rifat ve Melih Cevdet Anday’la 1941’de yayınladıkları “Garip” isimli kitabın adını taşıyan şiir akımını başlatarak kazanır. Garip’in Orhan Veli’nin yazdığı önsözünde, “hece ölçüsü ve uyağın şiiri yozlaştırdığı” savunuluyor, “şiirin insanın beş duyusuna değil, beynine seslenen bir söz sanatı olduğu” savunuluyordu. “Şiire, egemen sınıfların beğenilerinin sonucu yerleşen kalıplaşmış öğeler kaldırılmalı, şairaneliğe son verilmeli ve şiir toplumun çoğunluğuna seslenmeliydi. Bu amaç da ancak yeni yollar ve yeni araçlara gerçekleştirilebilirdi.” Sonuçta sokaktaki insanı ön plana çıkarmış, biçim şiirin kalıbıyken kendisi haline gelmiştir. Şiirimiz eski şiirle olan tüm bağlarını koparmıştır.
Şiirden benzetmeyi, iğretilemeyi, mecazları kaldırmanın gerekliliğini savunur, bunları umursamaz. Şiirden ölçüyü atar, anlatımı mı şiirin temeli kabul eder. Böylelikle Türk şiirini şairanelikten, yıpranmış kalıplardan, benzetmelerden kurtarmış; yalın bir halk dilini, gündelik sözleri, yergili, esprili bir istifle şiirlerinde kullanmıştır. Şiirimi; birlikte Japon ulusal şiir biçimi olan halkalar girer. Nükteli bir realizm, ironili bir lirizm vardır. Şiirden başka makale, deneme, hikâye, çeviri alanlarında yapıtları vardır. Yaprak dergisi döneminde şiirde yeni eğilimler içine giren Orhan Veli, şaşırtıcılıktan, yadırgatıcılıktan uzaklaşırken, duyguya, yasama sevincine, gündelik yaşama, sokaktaki insanların sorunlarına ağırlık vermeye başlar. Durmadan araştırmalar yaparak, yeni denemelerle şiirini sürekli ileri götürmeye çalışmıştır. Moliere, Gogol, Sartre gibi yazarlardan çeviriler yapmış, eleştiri ve öyküler yazmıştır. Nasrettin Hoca fıkralarını şiirleştirip “Nasrettin Hoca Hikâyeleri” kitabında toplamıştır. Şiir: Garip, Vazgeçemediğim, Destan Gibi, Yenisi, Karşı, Nasrettin Hoca Hikâyeleri, Bütün Şiirleri… Düzyazı: La Fontaine, Nesir Yazıları, Denize Doğru, Edebiyat Dünyamız, Sanat ve Edebiyat Dünyamız, Bindiğimiz Dal
ANLATAMIYORUM
Ağlasam sesimi duyar mısınız, Mısralarımda; Dokunabilir misiniz, Gözyaşlarıma, ellerinizle? Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel, Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu Bu derde düşmeden önce. Bir yer var, biliyorum; Her şeyi söylemek mümkün; Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum; Anlatamıyorum. BEDAVA
Bedava yaşıyoruz, bedava; Hava bedava, bulut bedava; Dere tepe bedava; Yağmur çamur bedava; Otomobillerin dışı, Sinemaların kapısı, Camekanlar bedava; Peynir ekmek değil ama Acı su bedava; Kelle fiyatına hürriyet, Esirlik bedava; Bedava yaşıyoruz, bedava. KİTABE-İ SENG-İ MEZAR Hiç bir şeyden çekmedi dünyada Nasırdan çektiği kadar. Hatta çirkin yaratıldığından bile O kadar müteessir değildi. Ayakkabısı vurmadığı zamanlarda Anmazdı ama Allah'ın adını Günahkar da sayılmazdı Yazık oldu Süleyman Efendi'ye...
DELİKLİ ŞİİR Cep delik, cepken delik, Kol delik, mintan delik, Yen delik, kaftan delik, Kevgir misin be kardeşlik ! İSTANBUL'U DİNLİYORUM İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı Önce hafiften bir rüzgar esiyor; Yavaş yavaş sallanıyor Yapraklar, ağaçlarda; Uzaklarda, çok uzaklarda, Sucuların hiç durmayan çıngırakları İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı. İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı; Kuşlar geçiyor, derken; Yükseklerden, sürü sürü, çığlık çığlık. Ağlar çekiliyor dalyanlarda; Bir kadının suya değiyor ayakları; İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı. İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı; Serin serin Kapalıçarşı Cıvıl cıvıl Mahmutpaşa Güvercin dolu avlular Çekiç sesleri geliyor doklardan Güzelim bahar rüzgarında ter kokuları; İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı. İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı; Başımda eski alemlerin sarhoşluğu Loş kayıkhaneleriyle bir yalı; Dinmiş lodosların uğultusu içinde İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı. İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı; Bir yosma geçiyor kaldırımdan; Küfürler, şarkılar, türküler, laf atmalar. Birşey düşüyor elinden yere; Bir gül olmalı; İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı. İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı; Bir kuş çırpınıyor eteklerinde; Alnın sıcak mı, değil mi, biliyorum; Dudakların ıslak mı, değil mi, biliyorum; Beyaz bir ay doğuyor fıstıkların arkasından Kalbinin vuruşundan anlıyorum; İstanbul'u dinliyorum. HÜRRİYETE DOĞRU Gün doğmadan, Deniz daha bembeyazken çıkacaksın yola. Kürekleri tutmanın şehveti avuçlarında, İçinde bir iş görmenin saadeti, Gideceksin Gideceksin ırıpların çalkantısında. Balıklar çıkacak yoluna, karşıcı; Sevineceksin. Ağları silkeledikce Deniz gelecek eline pul pul; Ruhları sustuğu vakit martıların, Kayalıklardaki mezarlarında, Birden Bir kıyamettir kopacak ufuklarda. Denizkızları mı dersin, kuşlar mı dersin; Bayramlar seyranlar mı dersin, Şenlikler cümbüşler mi? Gelin alayları, teller, duvaklar, Donanmalar mı? Heeey Ne duruyorsun be, at kendini denize: Geride bekliyenin varmış, aldırma; Görmüyor musun, Her yanda hürriyet; Yelken ol, kürek ol, dümen ol, balık ol, su ol; Git gidebildiğin yere...
GÜZEL HAVALAR Beni bu güzel havalar mahvetti, Böyle havada istifa ettim Evkaftaki memuriyetimden. Tütüne böyle havada alıştım, Böyle havada aşık oldum; Eve ekmekle tuz götürmeyi Böyle havalarda unuttum; Şiir yazma hastalığım Hep böyle havalarda nüksetti; Beni bu güzel havalar mahvetti.
İlginizi Çekebilecek Diğer Konular:
-
İstanbul'da doğdu. 1855'te Mustafa Reşit Paşa aracılığıyla sarayda Mabeyn Kâtipliği'ne atandı. 1865'te Yeni Osmanlılar Cemiyet...
-
Yedi Meşalecilerin içinde şiire en yakın ve en sadık sanatçıdır. Şiirlerinde aile mutluluğu, çocukluk anıları, ölüm, kadere b...
-
Diyarbakır'da doğdu, İstanbul'da yaşamını yitirdi. Asıl ismi Mehmet Ziya. Babası yerel bir gazetede çalışan memurdu. Eğitimi...
-
Hece ölçüsüne bağlı kalmış, ama modern şiire geçmeyi, halk şiiri geleneğini çağdaş şiirle bağdaştırmayı başarmış bir ...
-
İlk şiirlerini aruzla yazmış Ziya Gökalp'i tanıdıktan sonra bırakmış ve hece ile yazmıştır. "Hecenin Beş Şairi"nden biri olar...
|