Çekim Ekleri Konu Testi - 1 (8. Sınıf)

1. Aşağıdakilerin hangisinde "-ce" eki, "Masaya yumruğunu sertçe vurdu." cümlesindekine benzer bir anlam katmıştır? A) Kardeşinden aylarca, haber alamadı. B)…

İntibah - Namık Kemal

Romanın özeti:  Ali Bey, zengin bir ailenin iyi bir öğrenim görmüş tek çocuğudur. Babasının ölü­mü onu çok sarsar. Çamlıca'ya dolaşmaya başlar. Çamlıca'da bir…

Cumhuriyet Dönemi Roman ve Hikayelerinde Temler

Millî Mücadele ve Cumhuriyet'in ilk yıllarında roman ve hikâyelerimizde işlenen temler şunlardır: * Anadolu ve Anadolu halkı. İlk romanlarda İstanbul dışı ve…

Edebi Sanatlar Giriş

Anlatımı güçlendirmek ve zenginleştirmek, söyleyişe güzellik katmak için başvurulan söz ve anlam oyunlarına edebi sanatlar diyoruz. Edebi sanatların çoğu…

Salih Zeki Aktay

Isparta'nın Şarkikaraağaç kasabasında doğdu (1896). Ortaöğrenimini Konya İdadisi'nde tamamladı (1914). Afyon Ticaret Lisesi'nde müdürlük, İstanbul'un çeşitli liselerinde öğretmenlik yaptı. 22 Mart 1971 'de öldü.

"Türk Yurdu",'"Yeni Mecmua" ve "İçtihat" dergilerinde yayımladığı şiirlerle tanınan Salih Zeki, hece ölçüsüyle değişik konular arayan bir şair kimliğinde göründü. Yunan mitolojisinden esinlenmeye çalışıyor, belli sözcüklerin çağrışım gücüne dayanarak özgün olmak istiyordu. Ne ki, Türkçenin gizli gücünü dizelere yansıtma becerisi olmayan. ancak orta ölçüdeki tekniğiyle -çok yazmasına ve yayımlamasına karşın- değişik bir estetik yaratamadı. "Akşamın fâni renkleri", "ruyâlı beldeler", "hicran sesi", "narin sebûlar", "ilâhi gözler" gibi klişeleşmiş buluşlara bağlı şiir düzeyinde, biçim yönünden de başarılı dizeler kuramadı. Genellikle, "bilemez-silemez", "coştuğum-koştuğum", "gitsem-etsem", "gersem-versem", "andım-sandım" örneklerinde görülen uyaklar kullanarak şiirinin iç yapısını da etkileyen yetersizliklerden arındığı söylenemez:

Haşmetli Roma'nın şen kızları.
Her seher görürler şen yıldızları...
(Roma Kızları)

dizelerindeki yüzeysellik, şiirinin genel havasına egemendir. Nedir ki çağdaşı şairlerde ortak özellik olarak karşılaştığımız bu tür kolaya kaçmalarına, Orhan Burian'ın deyişiyle, "heyecan sığlıkları"na yol açan "nazım aksaklıklarına karşın değişik temalar aramadaki gözüpekliği, kimi ürünlerinde yer yer özgün buluşlara ve anlatım olanaklarına ön olmuştur:

Geceler bitmez, uzun... geceler korku dolu,

Beynimde alevlerden gerilen bir yılan var.
(Eleji)

Çağdaş edebiyatımızın hızlı gelişmeleri içinde girişimlerinin anılmasını sağlayan da bu yönü olmalıdır.

ŞİİR KİTAPLARI: Persefon (1930), Asya Şarkıları (1933), Pınar (1936), Rüzgâr (1938), Lâton (1964), Titan (1966).

Nemflerin Duası

(Atlas) bahçeleri yansın,
Semâ alevlere kansın
Tütsün kızıl buhurdanlar...

Yakut gözlü kuşlar insin,
Beyaz mermerler sevinsin;
Mihrabı sarsın dumanlar...

Bulutlarda gezen ay`ı;
Yarattığı bu dünyayı;
Şahid koyduk aynı hakla...

Biz kaybettik birbirimizi,
Sazlar sardı yerimizi,
Gelik mermer eşiğine...

Duman olan emellerle,
Sana uzanan ellerle,
İnleyerek geldik yine...

(Atlas) bahçeleri yansın,
Semâ alevlere kansın
Tütsün kızıl buhurdanlar...

İğde Dalları


"Evlerinin önü iğde dalları
İğde boynun eğmiş Hakk'a yalvarı" -Türkü -
Ey yıldızlar önünde boynunu büken dallar!
Bu sabah sizden geçen rüzgârlar geldi sandım.
Ağır, ağır süzülen meltemlerde bir sır var;
Kalbimde ilk açılan o ilkbahârı andım...

İnce iğde dalları, altın iğde dalları!
Yanık çiçeklerinde gönülden izler kalır,
Açılır koncaların dallarda sarı, sarı;
Aşkın yanık kokusu boşluklara dağılır.

Gizli bir âyet varmış dallarının üstünde.
Daha güneş doğmadan gelip okurmuş kuşlar.
Altın yıldızlarının açıldığı bir günde,
Kadınlar ilk büyülü aşkı ondan duymuşlar...

Kaç senedir kalbimde uyuyan hayâl gibi,
Karşı boş bahçelerde bir ince kız gezindi.
Periler bahçesinde görülen bir hâl gibi,
Bir ânda parıldadı yine bir ânda sindi.

Gümüş yapraklı dallar, altın çiçekli dallar!
Üstüne eğilip de onun elâ gözleri
Ateş renkli lâleye söylediği bir sır var;
Her ilkbahâr doğarken anarım o sözleri...

İlk esen rüzgârları berâber dinlemiştik,
Berâber toplamıştık al, yeşil çiçekleri.
Ateş renkli lâleye gizli bir şey demiştik.
Kovalayıp tutarken uçan kelebekleri...

Esen tâze rüzgâra, şakıyan bir bülbüle
Uyarak söylemişti gönül bestelerini.
Yaprakların içinde kızaran konca güle
Uzanıp incitmişti kâfurdan ellerini...

Yorumlar (2)Add Comment
Administrator
...
yazar Administrator, Şubat 21, 2010
yazar pensan, Şubat 20, 2010

Yine ben, lütfen bu şairin başka şiiri varsa yazın yoksa yok diye yazın lütfen bana bi bilgi verin...


Elbette şairimizin başka şiirleri var. Bir şiirini daha ekledim. İşine yaraması dileğiyle... smilies/smiley.gif
0
...
yazar pensan, Şubat 20, 2010
Yine ben, lütfen bu şairin başka şiiri varsa yazın yoksa yok diye yazın lütfen bana bi bilgi verin...

Yorum yaz
daha küçük | daha büyük

busy
 

Kayıt - Giriş



Bunlari Biliyor musunuz?

Türk edebiyatında ilk edebi öykü Ahmet Mithat Efendi'nin "Letaif-i Rivâyet" adlı eseridir.
Perşembe, 05/24/2012 21:54
Telif Hakkı © 2012 Open Source Matters. Tüm Hakları Saklıdır.
Joomla! GNU/GPL lisansı altında özgür bir yazılımdır.