Düzyazı Türleri Testi - 1
Nazım Hikmet ve Necip Fazıl
Kırmızı Başlıklı Kız
| Paragrafta Yapı Konu Testi - 1 |
|
Bu parçanın sonuna düşüncenin akışına göre aÅŸağıdakilerden hangisinin getirilmesi en uyÂgundur? A) önemli olan yazarın nasıl söylediÄŸi deÄŸil, ne söylediÄŸidir B) özgünlüğe ulaÅŸmanın yolunun, dili özentili kullanmaktan geçtiÄŸi göz önüne alınmıyor C) özgünlüğe ulaşıldıktan sonra özentili tutumlaÂrı hoÅŸgörüyle karşılamak gerekiyor D) eleÅŸtirilere kulak vermeyen bir yazar özgünlüÂğü yakalayamıyor E) bir yazarın, özgünlüğü yakalayayım derken özentiye kapılmaması gerekiyor  2. Elbette bir yazar, yazdıklarının mümkün olduÄŸunÂca çok ve kaliteli olmasını ister. Ancak bunu saÄŸÂlamak sanıldığı kadar kolay deÄŸildir. Çünkü kaliÂte, yoÄŸunlaÅŸmayı, enine boyuna düşünmeyi, daÂmıtarak yazmayı gerektirir. Bu olmadan kalitenin en önemli göstergesi olan özlü söze ulaÅŸmak güçtür. Diyelim ki bunu yaptı bir yazar. Bu durumÂda da çabuk yazma niteliÄŸini korumakta sıkıntı yaÅŸar. DiyeceÄŸim o ki------. Bu parçanın sonuna düşüncenin akışına göre aÅŸağıdakilerden hangisi getirilmelidir? A) her yazar, niteliÄŸini düşürmeden çok sayıda yapıt verebilir B) hem hızlı yazmak hem de kaliteyi tutturmak, zor bir iÅŸitir C) hızlı yazmak, nitelikli yaptı vermenin önünde bir engel deÄŸildir D) yapıtların sayıca çok olması ile nitelikli olmaÂsı doÄŸru orantılıdır E) çok sayıda yapıt vermeden kaliteyi yakalaÂmak mümkün deÄŸildir  3. --------. Tam aksine, yazı ile yaÅŸam arasındaki iliÅŸkide karanlık bir noktayı aydınlatan bir kavramdır ölüm. YaÅŸamın sıkıcı, karanlık, içinden çıkılmaz noktalarında Rilke için bir çıkış yoludur. Öykülerindeki zaman yolculuÄŸunda çaresizlikler içine sürüklendiÄŸi anlarda, ölümü soluk alma, yeniden yola devam etme için bir ÅŸans sayar. Dolayısıyla Rilke'nin hikâyelerinde ölüm, bir kaçış, bir bitiÅŸ olmaktan çok, yepyeni hayatlar için yepyeni bir baÅŸlangıçtır aslında. Bu parçanın başına düşüncenin akışına göre aÅŸağıdakilerden hangisi getirilmelidir? A) Rilke'nin duygu dünyasında en çok yer eden kavram ölüm deÄŸildir B) Rilke'nin öykülerinde okuru en çok korkutan kavram ölüm deÄŸildir C) Rilke, ölümden korkmasına raÄŸmen yapıtlaÂrında en çok geçen kavram ölüm deÄŸildir D) Rilke'nin yaÅŸamında, ölüm korkusu kolayca yenilebilecek bir duygu deÄŸildir E) Rilke'nin hikâyelerinde ölüm, yaÅŸamın sonu anlamında kasvetli bir tema deÄŸildir  4. ------. Farklı bir açıdan düşünerek ve okuru da düÂşündürerek ele almış bunları. EleÅŸtiren, ama çöÂzümler de üreten, iÄŸneleyen ama öğreten, düşündükleriyle düşündüren bir tutum sergilemiÅŸ. Usta eleÅŸtirmen, roman, ÅŸiir, çeviri ve sanata adanmış bir ömrün tüm birikimlerini bir bakıma bu kitabında okuyucusuyla paylaÅŸmış. Bu parçanın başına düşüncenin akışına göre aÅŸağıdakilerden hangisinin getirilmesi en uyÂgundur? A) Yazar, aynı konuyu farklı açılardan ele alma baÅŸarısı göstermiÅŸ bu kitabında B) Daha önce konu sıkıntısını çektiÄŸini dile getiÂren yazar, bu sorunu hala çözememiÅŸ C) Usta yazar, sıradan bir konudan derinlikli bir yapıt ortaya çıkarmış D) Yazarın, bu kitabında farklı konulardan söz etmesi yapıtın anlaşılırlığını engellemiÅŸ E)    Ünlü eleÅŸtirmen, bu kitabında roman, ÅŸiir, çeÂviri ve sanata geniÅŸ bir yelpazeden bakmış
5. Dans, hareket ve mimiklerle bir olayın, bir öyküÂnün anlatılması insanlık tarihi kadar eskidir. ---------- Dolayısıyla tiyatronun tarihini mercek altına alırÂken, eski Yunan edebiyatı da göz önüne alınmaÂlıdır. Çünkü tiyatro zamanda ve mekânda birtaÂkım deÄŸiÅŸikliklere uÄŸrasa da kaynağını hep oraÂdan alır. Her ne kadar farklı kültürlerde tiyatroya benzeyen oyunlar görülse de gerçek anlam tiyatÂronun dayandığı temel kaynak Eski Yunan tiyatrosudur. Bu parçada boÅŸ bırakılan yere düşüncenin akışına göre aÅŸağıdakilerden hangisi getirilÂmelidir? A) Ne var ki birtakım gösterilere tiyatro gözüyle bakmak, bizi doÄŸru sonuçlara götürmeyebilir. B) Oysa tiyatronun bir eÄŸitim aracık olarak kullaÂnılması edebiyat dünyasında henüz çok yeniÂdir. C) O halde insanlık tarihinin ilk dönemlerinde bugünkü anlamda bir sanatsal etkinlikten söz etmek mümkün deÄŸildir. D) Ne var ki Hokkabaz, Meddah, Kukla, KaraÂgöz vb. oyunlar Batı etkisinden ayrı bir kolda geliÅŸmiÅŸtir. E) Ancak bunların sözle birleÅŸmesi ve yapısal bir birlik kazanması Eski Yunan'da gerçekleÅŸÂmiÅŸ ve tiyatro sanatı olarak klasik çizgilerine kavuÅŸmuÅŸtur.
6. Ankara'nın Bahçelievler Semti'nde 10 yıldır izleyiÂciye hizmet veren çok güzel bir sinema var. KenÂtin en güzel sanat alanlarında biri olan bu sineÂma, ekim ayından itibaren yepyeni bir çehreyle seyircisini ağırlayacak. ----- Sinemanın iki büyük salonu da bölünerek yeni salonlar hazırlanacak. Daha önce "Hususi Salon" adıyla hizmet veren salon da tadilatla daha modern bir görüntüye kaÂvuÅŸacak. Bu parçada boÅŸ bırakılan yere düşüncenin akışına göre aÅŸağıdakilerden hangisi getirilÂmelidir? A) Modern ortamlarda film seyretmek isteyenler, eski sinemalara ilgi göstermeyecek artık. B) Ses düzeninden koltuklarına, bilet giÅŸesinÂden perdesine kadar tepeden tırnaÄŸa yenileÂnecek. C) Batıda olduÄŸu gibi bizde de sinema salonlaÂrına ünlü oyuncuların ismi verilmeye baÅŸlanaÂcak artık. D) Sinemanın daha önceki büyülü atmosferine alışanlar büyük bir hayal kırıklığına uÄŸrayacak. E) Sanat yaÅŸamımızda sinemanın çok önemli bir yerinin olduÄŸunu yeni yeni alıyoruz anlaşılan.  7. "Edebiyat nedir?" sorusuna yüzyıllar boyunca deÄŸiÅŸik yanıtlar verilmiÅŸtir. ----- Bunda, temel seÂbep, kavramların soyutluktan ve tartışılırlıktan uzak bir tanımının yapılamaması yatmaktadır. Çünkü bir kavramlar doÄŸrudan tanımlanmaz. Edebiyat için de durum aynıdır. Bir kavram olduÂÄŸu için edebiyatın doÄŸru ve gerçek bir tanımı yaÂpılamaz. Öyle yeni ve deÄŸiÅŸik eserlerle karşılaÅŸaÂbiliriz ki, bunların taşıdıkları özellikler tanımda da deÄŸiÅŸiklikler yapmamızı gerektirir. Ancak belli taÂrihsel, içeriksel, mekânsal, vb. çerçeveler çizerek edebiyatı bir çerçeveye oturtabiliriz. Bu parçada boÅŸ bırakılan yere düşüncenin akışına göre aÅŸağıdakilerden hangisi getirilÂmelidir? A) Hiç kuÅŸku yok ki bu konu üzerinde en çok eleÅŸtirmenler kafa yormuÅŸtur. B) Edebiyatın herkesçe farklı tanımlanması birÂtakım sorunları da beraberinde getirmiÅŸtir. C) Nihayet son yüzyılda eleÅŸtirmenler edebiyatın herkesçe benimsenen bir tanımını yapmıştır. D) Ancak ÅŸimdiye dek edebiyatın tanımı üzerinÂde herkesin kabul ettiÄŸi bir anlaÅŸmaya varılaÂmamıştır, E) Oysa insanların üzerinde kolayca anlaÅŸabileÂceÄŸi bir tanım ÅŸimdiye kadar çoktan bulanaÂbilirdi.  8. Bir eleÅŸtirmen, sanatçının yapıtında konuyu nereÂden aldığını, bu konuları nasıl bir dille anlattığını ortaya koyabilir. Ama yapıtın okuru etkileyip duyÂgulandıran, insan ruhunu harekete geçirip altüst eden gizemli noktalarına ulaÅŸamaz. O gizemi orÂtaya çıkarmak için çok çalışır, birçok yöntem uyÂgular. Eserin konusunu, hatta dilini çok iyi tanıÂmasına karşın, yapıtın yaratılışındaki özün derinÂliklerine giremez bir türlü. Bunu çok istemesine karşın gerçekleÅŸtiremez. Çünkü o giz, hep saÂnatçıdadır. Bu da bize ÅŸunu gösterir:-----. Bu parçanın sonuna düşüncenin akşına göre aÅŸağıdakilerden hangisi getirilmelidir? A) Okurlar bir yapıtı eleÅŸtirmenin gözüyle okuÂduklarında o yapıta bütünüyle egemen olurlar. B) EleÅŸtirmenin en baÅŸta gelen görevi, ele aldığı yapıtın gizli yönlerini tam olarak ortaya çıkarÂmaktır. C) Bir yapıtta ne kadar çok ÅŸey anlatılırsa anlatılÂsın, o yapıtın içeriÄŸi okurun o yapıttan anladıÂğı kadardır. D) Bir eleÅŸtirmen ne yaparsa yapsın, hangi kuÂramları uygularsa uygulasın, yapıtın sırrını bütünüyle çözemez. E) Bir sanat eserini en ince ayrıntılarına kadar anlamak ve yorumlamak ancak eleÅŸtirmenleÂrin yapabileceÄŸi bir iÅŸtir.  9. (I) Bir sanat yapıtı, ancak kendisine bakıldığı zaÂman vardır. (II) ÖrneÄŸin, masada duran bir kitap açtığınız an, size bir ÅŸeyler söylemeye baÅŸlamıştır artık. (III) Sadece bir ÅŸeyler söylemekle kalmaz bir sorumluluk da yükler bize. (IV) BaÅŸlangıçta hiçbir anlam ifade etmeyen bir nesne olarak karşımızda duran kitap, bu anlamlandırmayla birlikte iÅŸlevsel bir nitelik kazanır. (V) Ete kemiÄŸe bürünmüş canlı bir varlık olarak çıkar karşımıza. Düşüncenin akışına göre, "Bu sorumluluk onu anlamayı, hatta anlamlandırmayı da beraberinde getirir." cümlesinin yukarıdaki parçada numaraÂlanmış yerlerden hangisine getirilmesi uygun olur? A) I.          B) II.          C) III.          D) IV.          E) V.  10. (I) Åžiir de diÄŸer sanatlar gibi gerçeÄŸi arar. (II) DuyÂgu yolundan geçse de ÅŸiirin ulaÅŸacağı tek menÂzil, gerçektir. (III) Ne var ki, ÅŸiire özgü düşünce, biliminki kadar akla dayalı deÄŸildir. (IV) Akıl kimi zaman insana doÄŸruyu göstermez, insanı yanıltır. (V) Bir yönüyle duyguya yaslanır bu düşünce. Bu parçada numaralanmış cümlelerden hanÂgisi düşüncenin akışını bozmaktadır? A) I.          B) II.          C) III.          D) IV.          E) V.
Cevaplar: 1-EÂ 2-BÂ 3-EÂ 4-EÂ 5-EÂ 6-BÂ 7-DÂ 8-DÂ 9-DÂ 10-D Yorumlar (1)
![]() Yorum yaz
|







1. Yazarların, ortaya koyduÄŸu ürünlerin yalnızca içerikleriyle deÄŸil, anlatımlarıyla da özgün olması gerekir. Gerçi bu dönemde "özgün" der demez korkmuyor da deÄŸilim hani! Çünkü sağımız soluÂmuz özentili özgünlüklerle ya da özgünlük özentileriyle dolu. Belki özgünlük saÄŸlanıyor; ama özenti yüzünden bir yığın komiklik de ortaya çıkıÂyor. Oysa bir yazarın ilk önce özentili olmaktan uzaklaÅŸması gerekir. Dolayısıyla, --------.


